KİŞİSEL SİTEM - "Birbirimize Hayat Yolculuğunda Yardım Etmek İçin Buradayız" ....

Tanım

Sizlerle ÖZGÜRCE bilgilerimi, duygularımı, düşüncelerimi, bazen iç dünyamı, her konuda herşeyi paylaşmak istedim.... Sizlerle gülmek de :) Dilerim Profesyonel ortamlarda yazılarımı yazdığım günler geldiğinde, bu yeni ortamlarda yine karşılaşırız ve sizlerde tekrar olumlu etkiler yaratabilirim... NEŞELİ günler... Sevgimle...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* **DÜNYANIN GELMİŞ - GEÇMİŞ EN BÜYÜK DÜNYA LİDERİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK - SENİ HER GÜN SAYGIYLA ANIYORUZ ve ÇOK ÖZLÜYORUZ - Muhteşem ve Zengin bir ATATÜRK Sitesi - Profesyönel Hazırlanmış ATATÜRK Takviminden çok yararlanacaksınız
* **(1901 - 1980 yılları arasında Dünyamızı Ziyaret Etmiş) BÜYÜK Psikiyatrist Dr. ve Psikolog, Hipnoz Duayeni Milton ERICKSON'ın Hayatından Kesitler / Kendisi Psikiyatri ve Terapi Bilimine Yön vermiş Psikiyatristlerin Duayenidir / MUCİZE BİR İNSANDIR !
* **Benim Muhteşem Rol Modelim - Motivasyon kaynaklarımdan OPRAH'ım! Zengin bir site ve değerli OPRAH WINFREY'i tanıyabileceğiniz bir ortam!
* **ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
* **Teşekkürler TUNCAY ÖZKAN ! Hakettiği saygınlığa ve onura kavuşmuş; İnsanların maddi-manevi güç ve barış içinde yaşadığı; demokrasinin ve Cumhuriyetin fiilen yaşatıldığı PIRIL PIRIL - AYDINLIK - MODERN bir TÜRKİYE isteyen KAÇ KİŞİYİZ BİZ ???
* **TSK GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI
* **TEMA Vakfı - Sayın Hayrettin KARACA !!!
* **OSHO - (1931-1990) yılları arasında dünyamızı ziyaret etmiş DEĞERLİ BİLGE Prof. OSHO / Bir deyişle lakabı ZORBA BUDA - Ondan Öğrenecek Çok Şey var - Siteden Yararlanacaksınız
* **Anthony ROBBINS - Muhteşem Başarılı bir MOTİVATÖR/YAŞAM KOÇU - Sıfırlardan ZİRVEYE Ulaşmış bir İLETİŞİMCİ - YAŞAM USTASI - Bende çok özel bir Yeri Vardır ! - (Özellikle "İçindeki Devi Uyandır" Kitabını Mutlaka Okuamak Gerek ! Gerçek bir Baş Ucu Kitabı)
* **Büyük bir Bireysel Gelişim Ustası ve Önemli Bestseller Kitapların Yazarı, değerli bir düşünür ve konuşmacı Stephen R. COVEY (Ulviliğin, Etikliğin, Erdemin SEMBOLÜ bir BİLGE)
* **M. Scott Peck çok önemli Bireysel Gelişim/Spiritualizm Alanında Bestseller Kitaplarının Yazarı (Özellikle "Az Seçilen Yol"u Mutlaka Okumak Gerek !)
* **Dr. Wayne W. Dyer - Türkiye'de herkes onun şu 2 kitabını mutlaka okumalı bence: "Hatalı Alanlarınız", "İpler Kimin Elinde(Kurban Olmamak/Kendin Olmak)" - Çünkü bu 2 kitaptaki yaklaşımlara genelde Türk insanımızın çok İhtiyacı Var
* **Robin SHARMA - İlk 'Ferrarisini Satan Bilge' Kitabıyla adını duyurmuş, genç yaşta BİLGELİK noktasına varmış bir YAŞAM KOÇU (Ultra yüksek standartlarda bir yaşamı olan, ÇOK BAŞARILI bir Avukatıyken, trafik kazasında 2 yaşındaki kızı, meleği kollarında öldükten sonra; DERİN ACISI onu önce şiddetli kaosa-dağıtmaya sonra da tüm malvarlığını satıp - paradan vazgeçip Himalaya Dağlarındaki 'Sivana Bilgelerine' sürüklemiş.)
* **NLP GRUP - NLP Practitioner Eğitimimi Aldığım ve Eğitiminden Çok Çok Memnun Kaldığım bir Eğitim Kurumu - Siteyi Gezerseniz Çok Beğeneceğiniz Çok Efektif/Etkin/Yüksek Kazanımlı Eğitimlerle Tanışacaksınız !
* **Profesyönel, ICF Akrediteli Yaşam/İŞ/Kurumsal/Bireysel KOÇ "DOST Can Deniz" - MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık (Hem koçluk desteği, hem de Eğitimler Alabilirsiniz) - İstanbul
* **Profesyönel, ICF Akrediteli Yaşam/İŞ/Kurumsal/İlişkiler/Ebeveyn/Spritüel/Satış/Kariyer/Bireysel KOÇ "Fatoş AYVAZ" - FA COACH ACADEMY - Profesyönel Koçluk Eğitimleri ve Koçluk Desteği alabilirsiniz - ABD'nin ençok kazanan KOÇU Terri Levine'nin Koçluk Ekolünün tüm KOÇLUK Eğitimleri verilmektedir
* **Tamamlayıcı TIP Doktorum Değerli 'Dr. Hüseyin NAZLIKUL' ( TR'nin DÜNYA Standardında Tamamlayıcı Tıp DUAYENİ - Nöral Terapi ve Regülasyon Derneği Kurucusu - Etik/Gerçek bir TIP Adamı) - Nişantaşı / İstanbul
* **Tamamlayıcı TIP Doktorum Sevgili Asuman KAPLAN ALGIN (Türkiye'nin sayılı en başarılı ve en POZİTİF tamamlayıcı tıp doktorlarından - Antalya)
* **Tamamlayıcı TIP Doktorum Azem ÇOBANER - SİNYAL OZON Tıp Merkezi (Antalya) - OZON'un Muhteşem Sağlık ve Tedavi Gücüyle Tanışın.
* **Dünyada "The Secret" / SIR Adıyla Çekim Yasasını Anlatan ve Evren'in/Hayatın Sırlarını Anlatan Kitabın, Çok Yararlanacağınız Web Sitesi
* **What The Bleep Do We Know? / Ne Biliyoruz ki? Hepimizin İzlemesi Gereken Bir Film. Quantum Fiziğini ve Gerçekliği Algılamak İsteyen - MetaFiziğe Duyarlı Herkesin Ziyaret Edebileceği Zengin Bir Site!

Kategoriler


Koyu Vejeteryanlar yani VEGANların ve Benim gibi Vejeteryanların

 

                                                            

                                        

 

 

VEGAN VE VEJETARYENLERİN YAŞAM İÇİNDEKİ ZORLUKLARI VE KÜÇÜK ÖYKÜLER

 

1. Çoğu insan ne olduğunu anlamadığı için sözünü bile etmez.

2. Restoranda doğru dürüst bir yemek bulmak zordur.

3. Vegan olduğunuzu duyan her kes sizin ince olduğunuzu düşünür. Hiç de öyle olmadığı için üzgünüm.
4. İnsanlar için siz mizah duygusundan uzak ve sığ birisiniz ve böyle olmadığınıza onları asla ikna edemezsiniz.

5. Vinleks pabuçlar sıcak tutar, bez pabuçlar resmi ve abiye giysiler için uygun değildir.

6. Aşağıdaki Slovak Cumhuriyeti'nden Peter Nagy'nin kişisel deneyimidir:

VEGANLIĞA BAŞLAMADAN ÖNCE garsonlara ne istediğinizi açık biçimde anlatmayı öğrenin. Ve size getirdiklerini nazik biçimde reddetmeyi bilin. Sonra yemek pişirmeyi öğrenin. Eski yemek kitaplarınızı, vejeteryan olanlar da dahil olmak üzere hangi arkadaşlarınıza vereceğinizi belirleyin. Doğu felsefesi, hayvan hakları, tarım ve tıp konularını çalışıp öğrenin, ilerde hepsine gereksiniminiz olacak.

7. Bazan et yiyen birini görmek, midenizi bulandırır.

8. Diğerlerine göre siz çocuklarınızı ya bir şeylerden yoksun bırakmakta ya da
suistimal etmektesiniz.

9. İnsanlar için siz radikalsiniz, doğayı kucaklayansınız, barışseversiniz, ancak onlar için size ait hala bir ama vardır.

10. Eşinizin ailesi sizin biraz garip olduğunuzu düşünmektedir.. Lanet olsun, kendi aileniz de sizi tuhaf bulmaz mı zaten.

11. Soya sütü devlet okullarında, hele Güney Carolina'daki devlet okullarında hiç bulunmaz.

12. Birinin evine akşam yemeğine gidersiniz. Önce sizi balıkla beslemeye kalkarlar, sanki o bir sebzeymiş gibi. Balığı nazik bir biçimde reddettiğinizde bu kez ekşi krema ve peynirli patatesi önünüze koyarlar. Bunun da kabul görmediğini anlayınca buzdolabının altını üstüne getirip önünüze kemirmeniz için bir marul başı getirirler. Aslında siz onlar davet ettiklerinde vegan olduğunuzu söylemiştiniz!

13.Çok iştah açıcı görünen yemeği heyecanla inceliyorsunuz... heyecanınız giderek de artıyor... içindeki maddeler kısmını okuyorsunuz ve en altında yer alan madde %2 kesilmiş süt.

14. Birinin söylediğiyle söylemek istediği farklılıklar içerir:
Ailem izin vermez = ilgi duymuyorum
Tadı lezzetli = Başkası beni hiç ilgilendirmez, sadece ben, ben ve ben.
Sağlıklı değil = Ailem bana böyle söyledi
Denedim, ama gerçekten hastalandım = Bir kez vejeteryan beslendi (sadece süt ürünleriyle)
Süt ürünleri bir yana ettten vaz geçemem= gördünüz mü, çok lezzetli

15. Öğretmenlerin öğrencilerini ödüllendirme biçimi dondurma ısmarlamak. Tabii bu durumlarda tüm sınıf dondurmalarını yerken, size oturup onları izlemek kalıyor.

16. Herhangi birisi beslenme seçimim konusunda bir soru sorduğunda, hemen neden vegan olduğumu açıklayan ve en çok yöneltilen sorularla yanıtlarını içeren bir listeyi ona veririm ve incelemesinden sonra herhangi bir açıklık kazanmamış durum olursa yardımcı olabileceğimi belirtirim.

17. Arkadaşlarınız peynirsiz pizzanın gerçek bir pizza olmadığını, bu nedenle de sizinle pizza paylaşamayacaklarını söylerler.

Aşağıdaki "Sağlıklı Yemek Pişirme Rehberi"nin yazarı Natalie Nigro'nun katkısıdır:

18. Birine vegan olduğunuzu söylediğinizde, o aslında kendisinin de sağlıklı beslenmek istediğini belirtecek, fakat bunun nasıl da zor ve imkansız olduğuna ilişkin tüm nedenleri de sıralayacaktır. Konun böyle gelişmesi hiç ilginizi çekmemektedir ama siz yine de memnuniyetsizliğinizi belirtmeden dinlersiniz.

19. Yemek yiyebileceğiniz bir mekan veya restoran bulmak için biraz daha ileriye arabanızı sürmeniz veya biraz daha uzunca yürümeniz gerekir.

20. Her defasında çok iyi karşılandığınız doğal ürünler dükkanında ilginizi çeken bir konuşma başlayınca ona da katılırsınız ve sonuçta zaten uzakta olan bu yere ulaşmak ve ulaştıktan sonra da burdan çıkmak için zamanınızın büyük bölümünü harcamış olursunuz.

21. Et/süt ürünleri/yumurta yemek ve konularında öylesine biçimsiz soru ve yorumlarla karşılaşırsınız ki artık "ah öyle mi" demekten başka verecek bir yanıt bulamaz hale gelirsiniz, bu da karşınızdakilere kendi görüşlerinde haklı oldukları izlenimini verir.

22. Arka cebinize büyük onur duyarak iğnelediğiniz vegan duyurunuzu insanların kendi kendilerine sessizce okuduklarını görür, düşüncelerini fısıltılı yorumladıklarını duyarsınız.

23. Jimnastik sınıfımda bir yiyecek rehberi var, ama içinde listelenmiş etlere alternatif bir TEK yiyecek yok. O gruba dahil tüm hayvanlar dışında ne çerez, ne fasulye ne de herhangi bir başka şey bulmak olanaksız.

24. Çoğu kez bir yerlerde durmuş ve aklım kendi işimle meşgulken yanıma et yiyen birisi yanaşarak domuz etinin hiç de kötü olmadığına ait bir söylev başlatır..

25. Öğretmeniniz veya öğrencilerden biri sınıfta vejeteryan olup olmadığını sorduğunda havaya kalkan sadece kendi elinizdir.

26. Bu çocuğun dışında hiç başka vegan öğrenci tanımıyorum. Kendisi et yemediğini, çünkü etin tadını sevmediğini söylüyor. Keşke internettekiler dışında da vejeteryan arkadaşlarım olabilseydi.

Aşağıdaki Stephanie Carter'ın katkısıdır:

27. Yüzlerindeki "sen deli olmalısın" bakışıyla milyonuncu kez "ne yiyeceksin" sorusuyla karşılaşmak gerçekten çok yorucu.

Aşağıdaki Jessica Parsons'ın katkısıdır:

İşyerine evinden getirdiğin öğle yemeği HER GÜNÜN en önemli ve vazgeçilmez konusudur.

28. Kimileri, işi sebzelerin de canlı olduğu noktasına kadar getirirler.

29. Kimileri, gözünüzün önünde sürekli et yeme gösterisi yaparlar.

30. Veganizmin yararlarının tartışıldığı her ortamın kapanış cümlesi "doğrusu
ben yapamam"dır ve tepki göstermemek için kendinizi zor tutarsınız.

31. Ziyaret ettiğiniz insanların yiyeceklerini reddettiğinizde hakaret kabul ederler, size ne pişirmeleri gerektiğini söylediğinizde de güçlük çıkardığınızı düşünürler.

32. Garsonlar sizin varlığınızdan hiç mutlu olmazlar.

33. İnsanlar size (ne söylerseniz söyleyin) her zaman böyle yediğiniz konusunda, evde bile böyle yediğiniz konusunda yürekten inanmazlar. (Tüm bunlardan sonra etsiz yaşayamazsınız, öyle değil mi?)


Aşağıdaki Kim'in katkısıdır:

34. İnsanlara vejeteryan olduğunuzu söylediğinizde onlar "inekleri yemezsek, dünya onlara kalacak" diye bağırırlar.

35. Ekonomi öğretmenimin açıklaması şöyleydi "bitki kökenli yiyeceklerle beslenmenin çevreye ve sağlığa yararı büyük, ancak herkes et yemekten vazgeçtiğinde ekonomi sarsılır ve bir sürü insan işsiz kalır"

36. Amcamın bana anlattığı şöyleydi "Avlanmazsak, daha çok sayıda geyik açlıktan ölecektir, bunu böyle kabul etmeyen de zaten CEHALET İÇİNDE" demektir.

37.Gece geç saatte arkadaşınızın evine gidip en çok yediğiniz yemek, sadece ertesi gün evden ayrılıncaya kadar hayatta kalmanızı sağlayabilecek kadardır.

38. Gecede bir ya da iki kez anneniz "artık kendi kararların sana ait.. Vejeteryan beslenmeni destekliyorum, ama vegan olmanı değil, siz çocuklar hep uçlardasınız" der mutlaka.

39. Bazı veganlar benim suni derimden nefret ediyor. (Onu üretmek için gerekli sahte eziyete karşı değilim)

40. İnsanlar sizin en ufak bir şeyden darılacağınızı düşünürler.

41. İnsanlar benim anarşist olduğumu ve benim tüm politik fikirlerimi bildiklerini varsayarlar.

Aşağıdaki Aquagirl'in katkısıdır:

42. Noel için eşinizin ailesine gitmek üzere bir uçak yolculuğu yapıyorsunuz. Önceden hatırlattığınız halde kayınvalideniz vegan'ın ne anlama geldiğini unutmaya karar veriyor ve sofrayı üzeri zengin çeşniyle kaplanmış tavuk, jambon, bol sütlü ve tereyağlı patates püresi, dondurmalı tatlı patates turtası (turtanın içinde konsantre süt), bir çeşit kek (yumurtalı), bu karmaşayı temizlemek üzere de koka kola ve şarapla donatmış oluyor. Ve karşınızda yakın plandan sizi izlemekte olan kayınvalideniz hazırladığı onca şeyi neden yemediğinizi sormakta.

43. Vegan ve şiddetten uzak bir felsefe yanlısı olmanız nedeniyle "çığlık atan domatesler" şakasını size onbeşinci kez anlatmakta olan iş arkadaşınızın boğazına sarılmamak için kendinizi zor tutuyorsunuz.

44. Çok yumuşak konuşmakta olan ve henüz bir tabak barbeküyü yiyip bitirmiş biriyle sohpet etmeye çalışıyorsunuz.

45 . İnsanlar kilo vermek için vegan olduğunuzu sanıyorlar ve "zayıflamanın bileti yağsız tavuk, unutma, yağsız tavuk!" diyorlar.

46. Arkadaşlarınız hemen birer veganizm uzmanı kesilirler. (tüm bunlardan sonra artık SİZin doğru olduğunuzu bilmekteler çünkü) ve restoranda sizin için sipariş verirler. Bu seferlik fırınlanmış peynirli patlıcanı gündeme getirmeyeceğim.

47. Kibar bir sohpet esnasında vegan olduğunuzu söylediğinizde insanlar sizden yardım ordusu için çalışan gönüllü hanımlardan kaçar gibi uzaklaşıyorlar. Aslında hele metroya binmek üzereyseniz, bu hiç de kötü bir durum değil.

48. Ne zaman arkadaşınızın evine gitseniz, sizin yiyebileceğiniz hiç bir şey yoktur. Açlığınız dayanılmaz noktaya ulaştığında dolabın bir kenarına sıkışmış kalmış marulun sossuz da olsa tadı iyi gelmeye başlar.

49 . Et yiyen ve önem verdiğiniz biriyle büyük bir kavga ettiniz (şimdi her ikiniz de pişmansınız) ve karşınızdaki durumu düzeltmek üzere size yanında özel soslu salatasıyla güzel bir büyük tabak peynirli makarna yapıp getirdi. Yer misiniz? Ne dersiniz?

50. Et yiyen arkadaşlarınıza o geceki tek vegan yemeğin evin bahçesinde yetişmiş organik dereotlu buharda pişmiş bezelyeli havuç olması nedeniyle havuç, bezelye veya dereotu sevmediğinizi asla kabul ettiremezsiniz.

51. Parlak kişiliğinizin farkında olan (çekici fiziksel görüntümü hesaba katmıyorum) insanlarla konuşurken laf dönüp dolaşıp vegan olduğunuzu söylediğiniz ana geldiğinde beliren o anlamsız sessizliği bozmak için ilgi çekici bir şeyler yapmaya çalışırsınız. İşte böyle zamanlar ah keşke homoseksüel olsaydım dediğim anlardır.

52. Yörenizdeki sık gittiğiniz ve saygı gördüğünüz doğal besinler dükkanında herkes sizin vegan olduğunuzu biliyor. Bir gün kazara birine verilemeyecek kadar eskimiş ve yıpranmış, ama atılacak duruma da henüz gelmemiş "Bayım, ben en iyi avcımı isterim" yazılı tişörtünüzü giyiyorsunuz ve her şey berbat oluyor.

53.. Vegan olduktan sonra kendinizi daha sağlıklı hissedersiniz, daha az uykuya gereksiniminiz vardır, karşınıza çıkan uğraşların üstesinden kolayca gelirsiniz. Bir başka anlatımla, artık aileniz ve birlikte büyüdüğünüz arkadaşlarınızın tolerans göstermek durumunda kaldığı tembel ve kaytaran domuz değilsinizdir artık.

54. Vegan olduğunuzu duyan insanlar size bir çeşit militan gibi bakarlar, söylediği her cümleye gizli güdüleri sızmış, ürküten bir fanatiksinizdir onlar için. Vegan olmadan önce de böyle olduğunuzu bir türlü anlamak istemezler.

Aşağıdaki Jessica'nın katkısıdır:

55. İnsanlar sürekli "tavuk /et suyu yiyiyor musun" diye sorarlar.

56. "Ah evet, sen şimdi bir vejeteryansın" diyen insanlar sonrasında (vejeteryan olan kişinin ismini ağızlarında geveleyip) o kişi için yemek pişirmenin zorluğundan söz ederler.

Aşağıdaki Katji'nin katkısıdır:

57. Eğer bir daha tavşanların yemeğini (marul) ellerinden aldığını duyarsam, eğer bir daha....


Aşağıdaki Staca'nın katkısıdır:

58. Et, yumurta veya süt ürünleri yemediğiniz taktirde insanlar bir çeşit beslenme bozukluğunuz olduğunu düşünürler.

60. Vegansanız, insanlar anemik olduğunuzu veya bir başka hastalığınız bulunduğunu sanırlar. Yeterli protein alamazsınız. "Bugün biraz solgun görünüyorsun" veya "yorgun görünüyorsun" veya "kendini nasıl hissediyorsun, iyi hissediyor musun" (Kolej'de okurken, oranın doktoru sağlıklı kalmam için et ve yumurta yemem gerektiğini söylüyordu)

61. Bazıları kendilerine göre güzel bir vegan yemeği hazırlar: Yumurtaya ve galetaya bulanıp kızartılmış ve üzerine peynir ekilmiş tofu.

62. Okul kafeteryasında veya yöresel restoranda sadece vejeteryan lazanya, salata barından salata (bir kişi ne kadar salata yiyebilir ki) belki bir vejeteryan burgeri (genelde içinde süt, yumurta ve peynir var) bulabilirsiniz.

Aşağıdaki Amy'nin katkısıdır:

63. En iyi arkadaşınız, seçtiğiniz yiyeceklerin TAM DA ONUN İÇİN olduğunu söyler, ardından da benimle yemek yemenin çok zor olduğunu belirtir.

64. Birlikte çalıştığınız birisi KESİNLİKLE ŞÖYLE DER (ve ben şaka yapmıyorum, ciddiyim) "hem vejeteryan olup hem de sağlıklı olamazsın". Tam bu cümlenin şokundan kendinizi kurtarmak üzereyken o ekler ve der ki "vejeteryanlar çok fazla sebze yerler". (Böyle bir durumdan haberim yoktu doğrusu).

65. İnsanların "vejeteryanların yeterli beslenmeleri mümkün değildir" demesini işitmekten yorulursunuz. Onları ikna edebilmek için Kilo Dengeleme Danışmanlık Kuruluşu'nun liderlerinden birinin bizim gayet iyi gittiğimizi söylemesi gerekir.

66. İnsanlara göre vejeteryan olmak demek çukulata yemek, içki içmek gibi sağlığa aykırı hiç bir şey yapmamak demektir. Bunları yaptığınızda, size şok geçiriyormuş gibi davranırlar. (Ama et yiyen bir arkadaşının sigara içmesinde hiç sorun yoktur.)

67. Dışarda yerken sipariş ettiğiniz yiyeceğin içinde neler olduğunu sorguladığınızda insanlar size öfkelenirler. (Eğer bir alerji söz konusuysa, sorun değildir, ama bu bir seçim işiyse garipliktir.)

68. Evlerinde ne yemek varsa size getirip birlikte yiyeceğiniz insanlara bir yıldan daha uzun süredir evinize et girmemiş biri olarak etlerini evlerinde bırakmalarını istediğinizde sizinle dalga geçerler. Hepsinin gerçekten severek yiyeceği çok leziz bir makarna sözü vermeniz de durumu değiştirmez. (Evet, gerçekten benimle dalga geçtiler. Ne kabalık.)

69. Gittiğiniz her iş yemeğinde ve her defasında bir vejetaryan olarak sizin yaşam biçiminizin günün konusu olmasından yorulursunuz.

70. Vejetaryan olduğunuzu öğrenen müvekkiliniz "Oh, peki kocanız normal mi" diye sorar.

71. Sizi barbeküye davet ettikten sonra vejeteryan olduğunuzu öğrenen komşunuz ailesi için pişirdiği her biftek, kuzu veya pirzolanın size hazır olduğunu söylerken kendisini komik hisseder.

72. Vejeteryan olduğunuzu duyan büyükanneniz yiyeceğinize gizlice biraz kuzu eti koymaya çalışır, çünkü tadını aldığınızda et yemenin doğru olduğunu anlayacağınızı sanmaktadır. Kuşaktan kuşağa geçen vizon kürkünü size yollar çünkü hayvanları kendimiz için kullanmanın doğru olduğuna sizi ikna etmek istemektedir. Siz sadece hayvanlar üzerinde denenmemiş kozmetik ürünleri aldığınız için maymunları insanlardan daha üstün tutmaktasınızdır. (Bana sormayın. Bu asla anlamlandıramadığım bir büyükanne mantığı).

73. Hayvanları korumak onları insanlardan daha önemli görmek değil, insanlar kadar önemsemek demektir. Ama nedense bu bir türlü anlaşılamamakta.

Aşağıdaki Charlie'nin katkısıdır:

74. Artık "Sineklerin Lordu" kitabından içinize fenalık gelmişken, İngilizce hocanızın bu kadar uzun süre nasıl da etsiz yaşadığını bilmediğini söylemesi çok can sıkıcı.
-
Aşağıdaki Darcy'nin katkısıdır:

75. Nette vejeteryan yemek tarifleri ararken, ev yapımı SOSİS sitesiyle karşılaşıyorsunuz.

76. Büyükannesinin yanında bir hafta geçirmiş etobur çocuğunuz yüzünde şeytani bir gülümsemeyle eve geliyor, elinde büyük bir BİFTEK poşeti.

77. Yatağında ölümle pençeleşen büyükannem beni şehirlerarası arayarak KÖFTE yememi rica ediyor.

78. Çocuklarınızla dışarda yemek yemeğe gidiyorsunuz ve onlar hep bir ağızdan garsona "annemiz vejeteryan" diye bağırıyorlar.

79. Çocuklarınız sizi arkadaşlarına takdim ederken "İşte bu benim annem, kendisi vejeteryandır ve video oyunları oynamaz" diye tanıştırıyorlar ve sanırım onları en çok şaşırtan da benim video oyunu oynamıyor olmam.

80. En küçük çocuğum bana kendi sebzelerini isteyip istemediğimi sorar.

Aşağıdaki Hvnlystarz'in katkısıdır.

81. Birine suratı olan hiç bir şey yemediğimi söylediğimde "patateslerin gözleri ve marulun başı var" gibi iğneleyici bir yanıt alıyorum.

82. Bilinen en popüler soru "peki NE yiyeceksin" oluyor, ben o güzelim yemekler yerine tofuya uzanınca benim adıma büyük üzüntü duyuyorlar. Oysa tofuya bayılırım.

83. Eğer bir hanımsanız ve et yemiyorsanız, erkekler size nasıl yetersiz beslenmekte olduğunuzu anlatmaya başlıyorlar, eğer bir erkekseniz ve vegansanız, bu tip insanlara göre o halde homoseksüelsiniz .

84. İnekler sağılıyor, peki sizler yeni doğmuş bebeklerinizden ayrı tutulup kendi dışınızda bir başka tür tarafından sağılmak ister miydiniz?

85. Vegan olduğunuz öğrenildiğinde ne yiyip ne yemediğiniz sorgulaması hiç değişmez, üstelik sizin aklınıza bile gelmeyen bir kaçamak noktanız var mı diye didiklenmeniz de cabası.

Aşağıdaki Alia'nın katkısıdır:

86. Bana karşı yapılmış ve beni en çok sinirlendiren yorumlardan biri de "inekleri sağmamak yine de çok gaddar bir yaklaşım değil mi?" oluyor.

Aşağıdaki Cat'in katkısıdır:

87. Tofudan yapılmış "yumurta salatası" gerçek yumurta salatasının yerini tutmuyor. 12 yıldır vegan olmama karşın yumurta salatası için hala deli oluyorum. Bunun delilik olduğunun farkındayım, ama elimde değil. Bazan oturup bir kereliğine bu kuralı bozabileceğimi düşünüyorum ve diyorum ki kim bilecek ki? Kuşkusuz yine tofu kısmına çeviriyorum yüzümü.

Aşağıdaki Bob'ın katkısıdır:

88. Kedilerim etlerinden ve sütlerinden vazgeçmeyi reddediyorlar.

89. Fast food arada sırada tercih ediliyor.

90. Hastanede vegan olduğunuzu söylediğinizde bazı vejeteryanlar hindi yer mantığııyla hindiyi önünüze koyarlar.

91. Fransızca öğretmenim Paris'teki marketleri videoda izlememiz konusunda bize baskı yapıyor ve bu video izleme zamanlarının tuvalete gitmek için en iyi anlar olduğu kanısındayım.

Aşağıdaki Chandra'nın katkısıdır:

92. Restoranlarda vejeteryan yiyecek olarak sadece ızgarada pişmiş peynirli sandiviç bulursunuz, oysa aynı ızgarada burger ve biftek de pişiriliyor.

93. Akrabalarımı ne zaman yemeğe çağırsam, onlar ellerinde Kentucy Fried Chicken'nin kızarmış tavuklarıyla gelirler.

94. Bir sürü neden sıralayabileceğim halde sürekli "neden et yemiyorsun" sorusuyla karşılaşınca, "gerçek şu ki sadece istemiyorum" diye geçiştiriyorum, böylece sürekli savunma konumunda olmuyorum.

95. Bir kaç kez "üstündeki etleri ayırıp atıp yiyebilirsin" denildi. Ve bir keresinde çok sinirlendim ve o sinirle "senin yemeğinin üstüne ıvır zıvır pislik doldursam ve onları temizleyip yiyebilirsin desem yer misin; işte senin önerdiğin şeyin bundan hiç bir farkı yok." dedim.

Aşağıdaki Ajudge'nin katkısıdır:
96. Kendinizi tek boynuzlu at neslinin en son temsilcisi gibi hissedersiniz ve ne zaman biri "vegan" dese yüreğiniz ağzınıza gelir. Kim bilir belki dışarlarda bir yerlerde başka veganlar da vardır.

97. Kötü izlenim bırakmaktan ürkersiniz, çünkü rastladığınız biri diğerine "bir keresinde bir veganla tanıştım, çok bezgin ve mutsuz görünüyordu" deyiverir. Ama sizin zamanından önce kalkmış okul otobüsünü yakalamak için iki blok koştuğunuzu söylemeyi kolayca unutarak yapar bunu.

98. Bir zamanlar vejeteryan olmuş ama zor geldiği için bırakmış insanlara sık rastlıyorum.

99. Her vejeteryanım diye ortaya çıkan gerçekten böyle değildir. Çok sebze yerler ama tavuk ve balığı etten saymazlar.

100. Samimiyetsiz veya geçici vejeteryan olan kişilerle karşılaşabiliyorsunuz. Ve bu tip vejeteryanları "sizin cinsiniz" olarak tanımlıyorlar.

101. Kimi insanlar nerdeyse vejeteryan olduklarını söylerler, ama çok sevdikleri tabak dolusu yiyeceklerden yarısının bile içinde ne olduğunu bilmezler.

102. Her sohbette gündeme geldiğinde yararlanmak üzere yemek tariflerinin indeksini, çevre istatistiklerini ve sağlık konularını ezberlemeniz gerekir gibi hissedersiniz. Çünkü kaç hepçil (hem et hem ot yiyen) kendi tipik yemeklerinin ne olduğunu sordu, onlardan kaç tanesi protein dengesi ve yemek etiği üzerine beni sorguya çekti bilemiyorum.

103. Tüm sağlık konularında ve özel diyet sınırlamalarında bilirkişi olmanız beklenir. Siz kararlı bir vejeteryansınız. Sivilcenin nedenini biliyor musunuz? Peki bir anne midesi süt şekerini tolere edemeyen kızına atıştırmak için ne verebilir sizce? Hey, tüm bunların yanıtlarını bilmek isterdim, ama yazık ki henüz bilmiyorum.

Aşağıdaki Jennifer'in katkısıdır:

104. Büyükbabam hep şöyle der: "peki ne zaman et yiyeceksin"

105. Henüz 14 yaşındayım ve gelecekteki eşimin yeme alışkanlığının ne olacağı konusunda endişeliyim.

106. Anneme akşam yemeğinde ne olduğunu sorduğumda aldığım yanıt, "biz biftek yiyeceğiz, peki ya sen?" oluyor.

107. Gerçek şu ki, beslenme biçimimi savunmaya, yemeğe ayırdığımdan iki kat fazla zaman ayırıyorum.

108. Yemek seçimimi savunurum ama yemeğe davet edildiğim bir beslenme danışmanının evinde, ahçıya söylemeyi unuttuklarından bir akşamı daha ekmek ve salatayla geçirmek zorunda kalmama ne demeli?

109. "Listeyi", hayvanlardan arınmış kendi listemi incelerken arkadaşlarımın gözlerini devirip bana bakmaları görülmeye değer.

110. Gerçek bir sohpet örneği bu: Arkadaşım: "Neden et yemiyorsun?" Ben: "Hayvanlar benim arkadaşlarım ve ben arkadaşlarımı yemem (Bu Bernard Shaw'dan aslında) Hayvanlarla arkadaş olduğunu söyleyip bir hamburger yiyemezsin, öyle değil mi?" Arkadaşım: "Bitkiler bize oksijen sağlarlar. Sen bitki yediğinde, nefes almaktan hoşlanmayacaksın demektir." Hayır, iğneleyici yorumlara teşekkür ederim.

111. Et yemenin olası nedeni etoburların "evet, yeterli protein alıyorum, ölmek istemiyorum, eti lezzetli buluyorum" gibi söylemleri olmalı. Aslında etin tadı öldürücü, üstelik sahte et de yapılıyor. Onları kendi silahlarıyla vurmak eğlenceli olacaktı. Söylenebileceğin en azını dile getirmek bile biraz bencilce.

112.Öğle ya da akşam, iş yemekleri bir cehennem azabı, çünkü yemek için ne bulduğunuzu öğrenmek için 8-12 kişi tamamen sessizliğe bürünüp ne ısmarlayacağınızı duymak üzere bakışlarını size dikerler. Garsonun sipariş listesinde diğerlerinin siparişleri için artık yer kalmamıştır, çünkü sizin ısmarladığınız yemek özel ilgi ve tanım gerektirmektedir. Ve yemeğiniz geldiğinde yine o 8-12 kişi farkettirmemeye çalışarak önünüze gelen yemeğin ne olduğunu görmeye çalışırlar.

Aşağıdaki Elizabeth'in katkısıdır:

113. Homoseksüel olduğunuzu ya da dini reddettiğinizi söylemek çok daha kolay olabilir.

114. Aileniz Bahçe burgerini "Berbat burger" olarak adlandırmada israrcıdır.

115. Aynı sorular karşısında aynı yanıtları vermenin sıkıntısını yaşamamak ve hep savunmada kalmamak için neden vegan olduğunuza dair sürpriz yanıtlar vermeyi öğrenin.

Örneğin:
"Dedemin ölüm yatağındaki vasiyetiydi"
"Bütün insanlar vegan. Sadece bazıları hala hayvansal gıdayla besleniyorlar" "En düşük kolestrollü kişi olarak Guinnes Rekorlar Kitabı'na girmek istiyorum"
"Biliyor musunuz, günde 60 sigara ve bir şişe votkayla yaşamımı sürdürebilmem için doktorumun önerdiği beslenme biçimi bu"
"Köpeğimi her yemek zamanı dilenmemesi için zorladım ve sonunda bu diyete alıştım."

116. Elma bilgisayarını keşfedenlerin ikincisi olan trilyoner Steve Jobs'ın vegan olduğunu bilmelerine karşın, yine de cahil insanlar et yemeden sağlıklı ve üretken bir yaşam olamayacağı konusunda israr etmekteler.

117. Bazan arkadaşlarınız birileriyle sizi tanıştırırken, isminizi bile söylemeden vejetaryan olduğunuzu vurgular.

118. Herkes için öğle yemeğine tavuk ısmarlayan işverenimiz neden hiç değilse bir kereliğine yemeyip de karnımı doyurmaya dışarı gittiğimi kavrayamamakta.

119. Bu dünya alışkanlığı gereği, genel geçerin dışında yaşıyan insanları kabul etmek gibi bir donanıma asla sahip olamaycaktır..

Aşağıdaki Emily'nin katkısıdır:

120. Jimnastik sınıfınızdaki kızlar soyunma odasında her gün alışkanlık edindikleri bir şarkı söylerler "Tereyağ ve ekmeği severim" şarkısı... Hey Emily, sen neden şarkıya katılmıyorsun?

121. Süt ürünleri üreten markanın tofu da yapmasını diliyorum.

122. Devam ettiğiniz kilisede (veya camide, sinegogda, tapınakta, vb) insanlar "Tanrı bize et yememiz gerektiğini söylüyor" diyeceklerdir.

123. Sizin dışınızdaki tek vejeteryan jelatin ve jelatin içeren ürünleri yiyenden ibaret.

Aşağıdaki Simone'un katkısıdır:

124. Üstüne süt dökme fikrini kabul etmediğiniz için anneniz meyva tabağınıza gözünü dikmiştir.

125. Sonrasında soya sütünün ve soya pirincinin onun için ne kadar korkunç tatlar olduğu konusunda konuşur. Soya sütü içmesi için kimsenin onu zorlamadığını tekrar hatırlatırım. Ben de ilk denediğimde sevmemiştim, ama şimdi bayılıyorum.

126. Bulunduğum her yemek bir şakayla biter. "Ah evet bu güzel bir vejeteryan spagettiydi" gibi.

127. Anneniz "sadece sebzeyle beslenen insan ölür" der! Aman Tanrım, o halde ben böylesine sağlıklı ve hayatta olmak yerine aylar önce ölmeliydim.

128. Masada mideniz guruldadığında avcı kayınbiraderiniz (ki zaten o noktada yollarımız ayrılmış durumdadır) midenizin biraz tavuk istediğini söyler.

130. Aynı insanlar, sizi gördüklerinde ve her defasında yeniden ne zaman et yemeğe başlayacaksın" diye sorarlar. "ASLA" diye yanıtladığınızda dudaklarını sarkıtırlar.

 

 

 


Tarih: 23:07, 10/12/2007 Kategori: Uzun bir sure vejeteryandim_ saglik nedeniyle birakmak zorunda kaldim - VEJILIK uzerine konusalim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ben Bir VEJETERYANIM..... Benim güzel kedim Jennifer'ı çok s

 

 

    

Vejetaryen Olman için 20 İyi Neden

  1. Vejetaryenler daha sağlıklı ve daha uzun ömürlüdürler. 
  2. Vejetaryenler daha duyarlı ve yaratıcıdır. Duygusal zekaları daha gelişmiştir.
  3. Vejetaryenlerin zihinleri daha iyi çalışır.
  4. Vejetaryenler daha şuurlu ve ruhsal gelişmeye açıktır.
  5. Vejetaryenler daha az kilolu, çekici ve cinsel açıdan faaldir. 
  6. Biyolojik açıdan insan bedeni etoburluğa uygun değildir.
  7. Et zor hazmedilir, ağrılık yapar, sindirim sistemi yavaşlatır, bağırsaklarda çürür ve kabız yapar.
  8. Etteki toksinler insanı zehirler. 
  9. Etteki hormonlar insan bedenine işler. 
  10. Et mikrop, virüs ve kir yuvasıdır. Meyve ve sebzeler temizdir, çiğ de yenilebilir. 
  11. Et kanserojendir. Meyve, sebze ve otlar şifalıdır.
  12. Et çabuk bozulur, pis kokar ve görüntüsü kötüdür. Meyve ve sebzelergüzel kokar ve görüntüleri hoştur.
  13. Ette önemli bir gıda yoktur, sebze ve meyveler ise en önemli vitamin ve mineralleri barındırlar, yeterli miktarda protein de içerir. Fazla protein zararlıdır ve yağa dönüşür. Vejetaryenler dahi bir çok kez aşırı protein alabiliyorlar.  
  14. Et tatlandırmak için bekletilir, pişirilir ve sos ve baharat eklenir. Meyve, sebze ve otların bin bir tadı ve lezzeti vardır.  
  15. Et yeme hayvanların vahşi bir şekilde katledilmesi gerektirir. Meyve ve sebzeler doğa tarafından yenilmek için sunulmuştur. Bir meyve kopardığın zaman ağacı veya bitkisi ölmez. Yenilmek için yaratılmıştır. 
  16. Et pahalı bir gıdadır.
  17. Hayvancılık geniş meraların hayvanlara tahsis edilmesini gerektirir. Bu alanlar tarıma tahsis edilse daha çok insanı doyurabilecek besin üretilir.
  18. Hayvancılık çevre kirliliğe yol açar.
  19. Tarih boyunca en ünlü düşünürler, filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar vejetaryendi.
  20. Dünya nüfusunun önemli bir bölümü vejetaryendir. 

 

GİRİŞ:

Bizim atalarımızdan gelen bir et yeme kültürümüz var. Etsiz duramıyoruz. Balık filan da değil, illa ki koca koca hayvanları yatırıp, keseceğiz, kanını mutlaka iyice akıtacağız, hatta gerekirse alnımıza da süreceğiz ki başımıza bir bela filan gelmesin! Tabi bu kültürde yetişen bireylere istediğin kadar vejetaryenliğin nimetlerinden söz et, nafile... 

Bu yazıları hazırlamaya kalktığımda en yakınlarımdakilerle şiddetli tartışmalara maruz kaldım: Herkesin ödü koptu; ya şimdi benim bunca keyif alarak yediğim yemeklerin zararlarından bahsedip de keyfimi kaçırırsa diye, bilimsel makalelerden bile bahsetmeme kimse tahammül edemedi. Tıpkı sigara tiryakilerinin sigaranın zararları başlıklı uzunca bir söyleve tahammül edememeleri gibi... Ne var ki ben gerçekleri merak ediyordum, ve kimsenin sözlerine, ve hatta alaylarına kulak asmayıp, gerçeğin peşinde koşmalıydım! 

Acaba gerçekten hiç et yemeden sağlıklı, hatta 'daha' sağlıklı yaşanabilir miydi? 

Yoksa biz hayvan severler, bunca hayvan sevgimize ve onların katledilmesine kıyamamamıza rağmen, çaresiz onları mezbahalarda, o vahşet ortamlarında doğratmaya ve bağırsaklarına, işkembelerine varıncaya dek midemize indirmeye mecbur muyduk?

 

SİZ HİÇ ÇAM AĞAÇLARININ PİRZOLA VERDİĞİNE ŞAHİT OLDUNUZ MU?

Taş çatlasa dört yaşlarında olmalıydım... Zemin kattaki evimizin bahçesinde dolaşırken, koca koca amcaların beyaz bir kıpırtının üzerine yüklendiklerini fark ettim. Bacaklarının arasından pek de bir şey seçilemiyordu, ama bir hadise olduğu apaçık ortadaydı... 

Merakla yanlarına yaklaştığımda; gördüğüm manzara tüylerimi diken diken etmeye yetti! Yerde, kendinden o çok daha güçlü yaratıklara teslim olmuş çaresiz bir hayvancık, kan-revan içinde can çekişiyordu!!.. Dehşet içinde: "Neden yapıyorsunuz bunu, neden?!" diye haykırdığımda; "Senin yediğin et var ya, işte bu o!" dediler... Çılgına döndüm!.. 

O günden sonra, mümkün mü kimse bana bir gram et yedirebilsin?! Zayıf da bir çocuktum; artık zavallı annemin bana et yedirebilmek için inanılmaz çarelere başvurması kaçınılmazdı...

İşte çam ağaçlarından sarkan pirzolaların hikayesi böyle oluştu!..

                               

KUŞLARI; KEDİLERİ ÇOK SEVERDİM

Hassas bir çocuktum. Kuşları, kedileri ve diğer tüm hayvanları çok severdim... Annemin pirzola operasyonu işe yaramıştı, artık et yiyebiliyordum, ama balık gibi, tavuk gibi, aslında kısa bir zaman öncesine kadar yaşayan bir hayvan olduğunu bana belli edenleri değil de; köfte, sosis, sucuk gibi pek de hayvana benzemeyenleri yiyebiliyordum. 

Bu tatlar hoşuma da gidiyordu gitmesine de, büyüdükçe, bilinçlendikçe, kendi kendime sormaya başladım: "Ben kedileri, köpekleri seviyorum, onları boğazlayıp yemek aklımdan bile geçmiyor. Peki, kuzucukları, buzağıları da aynı derecede sevmiyor muyum ki, onların benim için doğranmalarına, acı çekmelerine gönlüm razı oluyor?" 

Beraberce bir şeyi kabul edelim: Hiç birimiz evimizin bir ferdi haline dönüşmüş, canımız gibi sevdiğimiz kedimizin, köpeğimizin yahnisini yapıp mideye indirme fikrine katlanamayız bile; ama sıra diğer hayvancıklara gelince, nedense hiç birimizde insaf kalmıyor. Onların tek suçu bizim onları tanımamamız mı? Yoksa bu acımasız işlemin gözümüzden uzakta halledilmesi mi, biz hayvan severlerin bu denli gönül rahatlığıyla onları mideye indirmemize olanak tanıyan?

Ne büyük çelişkidir ki, bir çok insan kurban etini yemeyi reddediyor. Az önce ağacın kenarında bağlı, yaklaşan felaketten habersiz, ama içgüdüsel olarak tedirgin, bütün gece beklemiş bu zavallı hayvanı yemeyi midemiz kaldırmıyor! Peki buzdolabımızdaki kasaptan alınmış olanın ne farkı var?!

İşte bu iflah olmaz düşünceler bir kez gelip de beni rahatsız etmeye başladığında, artık eskisi gibi zevk alarak et yiyememeye başladığımı fark ettim. 

Kimilerine fazlaca duygusal gelebilir bu düşünceler, bunu da kabul ediyorum. Bunca acının, vahşetin cirit attığı dünyamızda hayvanları doğrayıp mideye indirmek de acımasız yaşam kurallarının bir parçasıdır ne de olsa. Ama ben kendimi onları yemeyince daha huzurlu hissettiğimi keşfettim. Ben yırtıcı bir hayvan değildim, hayatımı idame ettirmemin tek yolu da başka bir hayvanı parçalamaktan geçmiyordu. Öyleyse ben niye bu 'vahşet'in bir parçası olmalıydım ki? Çekilen acılar, kaybedilmiş yaşamlar vardı, ve bunlar ne yazık ki, hayvanlara ait olduğundan bazıları için önemli değillerdi, ama benim için önemliydi ve ben bu acıların sorumluluğunu taşımak niyetinde değildim!!

Acaba hiç et tüketmeyince vücudum güçsüz kalır mıydı? Yumurta ve süt ürünleri, gerekli protein ya da mineralleri sağlamakta yeterli olacak mıydı? 

Geniş çaplı bir araştırmanın sonunda, bu yeni beslenme biçimine karşılık bana doğanın harikulade bir hediyesi olduğunu büyük bir mutlulukla keşfettim: Bilinçli ve dengeli vejetaryen beslenme, bana et yiyenlere oranla çok daha sağlıklı, dingin ve uzun bir yaşam sunuyordu!

İnsanlar alışkanlıklarını kolay kolay terk edemiyor. Benim de onca kararlılığıma rağmen eti bırakmam çok da kolay olmadı. Ne de olsa senelerin alışkanlığı; soğuk bir kış günü mangalda pişmiş sucuk-ekmek, ya da kurt gibi acıkmışken önüme konan bir iskender kebap, bir anda almış olduğum vicdani prensip kararlarımı unutturabiliyordu başlangıçta. 

Katı davranıp kendimi zorlamadım, çok canım çektiğinde itiraz etmedim, yedim. Fakat ilginçtir, uzunca verilen aralardan sonra et yemeye kalkıştığım her defasında, bu beslenme tarzından ne kadar uzaklaşmış olduğumu, ve eskisi kadar zevk alamadığımı hayretle gözlemledim! 

Her defasında daha da ağır geliyordu yediklerim ve vücudum kabul etmiyordu, hazım güçlükleri yaşıyordum artık bu yemekleri yediğimde. 

Et yeme alışkanlığından tamamen kurtulmuştum, sistemim de psikolojik kaygılarım doğrultusunda hareket ediyordu: Artık öldürülmüş hayvan eti içeren gıdalar beni hiç bir şekilde baştan çıkaramıyordu!..

BİR VEJETARYENE SORULAR VE MANŞ TÜNELİNE KURBANLIK DEVE!

Vejetaryen olduğumu duyanlar, genellikle garipsiyorlar bu durumumu: Ne de olsa bu toplumun içinde pek alışılagelmiş bir beslenme ve yaşam biçimi değil bu... 

Aykırı bir tavırmış gibi geliyor bir çoklarına; dolayısıyla kendisinden ve toplumun genel kabul ettiği tarz ve davranış biçimlerinden farklı olana karşı geliştirdikleri doğal bir tepkiyle yaklaşıyorlar bu "acaipliğe"... 

Çevremde genellikle ilk karşılaştığım tepkiler de, bazı soru şekillerinde sıralanıyor ardarda:

SORU: Doğanın kanunu bu,bütün hayvanlar birbirini yiyor, siz bu kurala karşı mı geliyorsunuz?

CEVAP: Birincisi; biz hayvanlardan farklıyız: bizde bilinç, vicdan gibi yetiler var. Ama asıl önemlisi, biz hayatta kalabilmek için onları yemek zorunda değiliz! Oysa vahşi hayvanların hayatta kalabilmelerinin tek yolu, bir diğerini avlayıp yemek; onların kanunu bu. Adı üstünde etobur onlar, başka türlü beslenmeleri biyolojik olarak mümkün değil. Oysa insanoğlu, en yakın akrabası olan şempanze ve gorillerin sindirim sistemine çok yakın organlara sahip. Bizim hayatta kalabilmek için et yememiz gerekmediği gibi, ete düşkünlüğümüzün başımıza bir çok hastalığı da bela ettiği artık bilimsel olarak ispatlandı.

SORU: Neee, siz vejetaryen misiniz?! O zaman yiyecek ne buluyorsunuz Allah aşkına?!

CEVAP: Belki de sizin yediklerinden çok daha fazla çeşidi,  sağlıklı, lezzetli ve ekonomik olarak... Alalım basit bir makarna örneğini: Bizim mutfak kültürümüzde genelde kıymalı, domatesli veya peynirliden öteye pek gidilmez. Oysa 20 çeşit makarna biçimine eklenebilecek yüzlerce çeşit sos var, her biri başlı başına bir ziyafete dönüştürülebilecek lezzette... Sebze çeşitlerini sıralamaya kalksak, sayfalar yetmez... Sonra kuru baklagil ve pilav çeşitleri; enfes çorbalar, omletler, ya da Anadolu'nun geleneksel bulgurla yapılan muhteşem yemekleri... (Ben iyisi mi, sadece bazı örneklerin yer aldığı, YEMEK TARİFLERİ bölümüne göz atın derim; benim kesinlikle aç kalmadığıma kanaat getirebilirsiniz!)

SORU: Vejetaryenler soluk benizli, zayıf, hastalıklı tipler değiller mi?

CEVAP: Eğer dengeli beslenmezlerse elbette! Oysa bir çok araştırmalar kesin olarak ispat etmiştir ki, bilinçli bir vejetaryen beslenme, insanın etle beslenenlere oranla çok daha dayanıklı,kuvvetli ve hareketli olmasını sağlıyor. Dünya şampiyonu atlet Carl Lewis, olimpiyat öncesi dönemlerde sıkı bir vejetaryen diyete giriyor, neden dersiniz? Hem sonra dünyanın en sağlıklı ve uzun yaşayan topluluklarının tamamı vejetaryen! Bütün bunlar bu soruya yeterli cevabı veriyor umarım.

SORU: Siz de bitkileri yiyorsunuz. Onların acı çekmediği ne malum?

CEVAP: Bilim bize göstermiştir ki, acı çekmek için merkezi bir sinir sistemine ihtiyaç vardır. Bitkilerde sinir sistemi yoktur. Dahası korku, stres, panik gibi duyguları yaşamak için de bazı duyulara sahip olmak gerekir. Bir ağaçtan meyve toplamakla veya buğday başaklarının biçilmesiyle, kurbanlık hayvanların başına gelenleri aynı kefede inceleyemeyeceğimiz açıktır. Ayrıca, acı çektikleri ispatlansaydı bile, bitkileri yemeye devam edecektik, buna mecbur olduğumuz için. Oysa hayvanların acı çektiği kesindir ve onları yemeye mecbur değiliz. 

ŞİMDİ DE SORU SORMA SIRASI BANA GELİYOR. TÜM ET YİYENLERE SORUYORUM BU SORUYU:

"Çocukluğunuzdan beri et yemeye alıştırıldınız, tadını da çok seviyorsunuz, kabul; hiç düşündünüz mü, yediğiniz eti elde edebilmek için kendinizin bizzat gidip o hayvanı boğazlamanız gerekseydi ne yapardınız? Elinize bıçakları, satırları alıp, onu kendi ellerinizle kesebilecek miydiniz? 

Diyelim ki sofranızda bir çok çeşit yiyecek mevcut; bir de etimiz olsun diye keser miydiniz bahçede otlayan kuzuyu? Peki sizin için bu işi yapmaya gönüllü bir dostunuz bıçağını alıp, şu işi ben yapıvereyim de şöyle birlikte bir ziyafet çekelim dese; gözünüzün önünde; ona müsaade eder miydiniz?"

Bu soruya evet diyecekler mutlaka çıkacaktır, ama ben inanıyorum ki, bir çok kişi kendi yapmak zorunda kalsaydı bu görevi, çoktan vejetaryenliği seçmişti bile! 

Ne var ki, toplumumuz, dolaylı olarak yapıyor bu işi: bize bu hizmeti vermesi için kasaplara yüklüyor bu görevi. Et tüketerek, aslında biz bu insanlara para veriyor, o hayvanları kendimiz için kestirtiyoruz. Tek fark, gözümüzün önünde olmaması bu işlemlerin... 

İşte ben, gözümden uzakta da olsa, bir hayvanın benim için katledilmesine razı olmadığım için; hele ki bu vahşi işlemin benim zorunlu ihtiyacımdan dolayı değil de, bir alışkanlığımdan dolayı, ya da bir damak zevkim uğruna gerçekleştirilmesine razı olamayacağım için seçtim vejetaryenliği... 

Aslında biliyorum ki, özellikle açılış ve Kurban bayramlarındaki kan-revan görüntüleriyle karşılaşmak aslında bir çoğumuzun yüreğini dağlıyor, isyan duyguları sarıyor içimizi... 

Epey oldu; televizyonda bir belgesel izliyordum; Manş Denizini geçen tünelin açılış merasimi; İngiltere Kraliçesi ve Fransız cumhurbaşkanı Mitterand şampanyalarla, havaya atılan çiçeklerle coşkulu bir kutlamayla başlatıyorlar töreni.

Ahh, dedim kendi kendime; ne büyük bir eksiklik: Şöyle koca bir danayı şurada yatırıvermek vardı, ya da en iyisi bir deveyi; beyaz önlüklü, satırlı bir görevli şöyle boynunun 7 yerine attığı bıçak darbeleriyle ortalığı kana bulayıverse; sonra o kanları Kraliçeyle, Mitterand'ın alnına sürüverse!..

İşte o zaman tören bir şeye benzerdi! Hiç öyle çiçekle-miçekle açılış mı olurmuş?! Ondan sonra bekle bakalım Manş'ta başlarına gelecek kazaları... Oysa bizlerden bir öğrenseler, kan akıtmanın faydalarını, nasıl da kurtulacaklar belalardan. Hiç bizim başımıza kaza-bela geliyor mu?!

 

 

       

VEJETARYEN BESLENME:

Bundan 20 sene kadar önce, bazı hippilerin veya egzantrik olmaya çalışan kişilerin diyet tarzı olarak nitelenen vejetaryen beslenme, çağımızda süratle itibar kazanmakta ve her geçen gün yandaşları artmakta... 1997 yılı itibariyle ABD’de 14 milyon vejetaryen olduğu tespit edilmiştir ve bu sayı çığ gibi büyümektedir. İngiltere’de deli dana hastalığının ortaya çıkmasıyla haftada yaklaşık 28,000 kişinin vejetaryenler kervanına katıldığı tahmin ediliyor (DR.Hans Diehl, EVU news, sayı 3). Anlaşılıyor ki, geçici bir moda olmaktan öte, pek çok nedenden dolayı yeni yüzyılımızın beslenme biçimi olmaya adaydır vejetaryenlik. 

Her geçen yıl daha sık duymaya başladığımız bu beslenme biçimini daha yakından inceleyelim: 

1-Tanım

2-Tipleri

3-Tarihçesi

4-Nedenleri

  a)Etik

  b)Sağlık

  c)Ekolojik

  d)Ekonomik 

5-Etoburlarla biyolojik farklılıklarımız

6-Uzman görüşleri

7-Dengeli beslenme rehberi

8-Ünlüler ve vecizeler

1-TANIM:                                       Vejetaryen kelimesinin kökeni latince “vegetus”tan gelir. Zannedildiği gibi “vegetable”: sebze kelimesinden türememiştir. Vegetus; canlı, sağlıklı, hayat dolu anlamındadır. 1842’de oluşturulan tanımda; et, balık ve kümes hayvanlarının tüketilmediği, süt ürünleri ve yumurtanın ise tercihe bağlı olarak tüketildiği beslenme tarzına vejetaryen beslenme denilmiştir. (Encyclopedia Brittannica)

BAŞA DÖN2-TİPLERİ:                                      

Vejetaryenler genel olarak üçe ayrılırlar:

1-Lakto-Ovo vejetaryenler: Hiç bir hayvan etini yemezler, ancak yumurta ve süt ürünlerini tüketirler. Kuzey Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, vejetaryenlerin %90-95’i bu gruba girmektedir. (Lakto:süt, ovo:yumurta anlamındadır.)

2-Lakto vejetaryenler: Hayvan etini yemedikleri gibi, potansiyel bir hayata son veriyor olma kaygısıyla yumurta tüketmekten de kaçınırlar. Süt ve süt ürünlerine yasak yoktur.

3-Veganlar: Katı vejetaryen olarak da nitelenen bu grup, hayvanlardan elde edilen tüm gıda ve ürünleri kullanmayı reddederler. Buna süt, yumurta, bal ve jelatin gibi gıdalar dahildir. Veganlar genellikle deri, yün, ipek…gibi hayvansal ürünleri de kullanmazlar. Bu kişiler, insanların kendi zevk veya ihtiyaçları için hayvanların kullanılması fikrine karşıdırlar.

Bu üç ana grubun dışında, ovo-vejetaryen (süt tüketmeyip, yumurta yiyen), pesketaryen (hayvan eti olarak sadece balık tüketen) veya semi-vejetaryen(kırmızı et değil de beyazı tüketen).. gibi değişik gruplardan kişiler de bulunabilmektedir.

BAŞA DÖN

3-TARİHÇESİ:

Bir çoğumuza sürpriz gibi gelebilir ama, atalarımız milyonlarca yıl boyunca yarı-vejetaryen bir diyetle beslenmişlerdir. Bazı antropologlar atalarımızın yaman birer avcı olduğunu düşünseler de; son yapılan çalışmalarda bu görüş değişmiş, avcı-toplayıcı oldukları görüşü ağırlık kazanmıştır. Nitekim günümüzde hala benzer ilkel şartlarda yaşayan Avustralya aborijinleri veya Afrika'daki Kung toplulukları, yemiş, tohum, meyve ve sebze ağırlıklı beslenmekte, diyetlerinin sadece dörtte birlik kısımları hayvani gıdalardan oluşmaktadır. 

Vejetaryenlik, Batıdaki pek çok güzel fikrin esin kaynağı olan eski Yunan'dan gelişmiştir. Pisagor tanınan en meşhur vejetaryen idi. Onun dışında Diyojen, Plato ve Epikür gibi filozoflar da vejetaryen beslenme tarzını benimsemişlerdi. Daha sonra Romalılar, her ne kadar düşmanlarını aslanlara yem yapmakla ünlüyseler de, Yunanlardan aldıkları "vejetaryen beslenme" tarzını benimsediler. O devirlerde ağırlıklı olarak etle beslenen Germen ırkı, Yunan ve Roma kültürlerince "barbar" olarak değerlendirilirdi. 

Roma'nın düşüşü ve Hıristiyanlığın yayılışı, vejetaryenlik açısından karanlık bir dönemin başlangıcıydı. Hıristiyanların büyük bir kesimi için, hayvanların kullanılması, öldürülüp yenmesi tamamen mubah sayıldı; çünkü onların inancına göre Tanrı hayvanları, sırf insana hizmet etsinler diye yaratmıştı. Sadece bazı keşişler, insandaki hayvani tutkuları bastırmak amacıyla et yemekten kaçınılması gerektiğini düşünüyorlardı; onlar et yememekle manevi açıdan gelişeceklerine inanıyorlardı. (Et yemenin saldırganlığı artırdığı konusunda, günümüzde bazı bilimsel tezler mevcuttur.)

15. yüzyılda klasik felsefe,sanat ve bilimdeki gelişmelerden sonra Avrupa, vejetaryenliği yeniden keşfetti. Leonardo Da Vinci dönemin en ileri gelen vejetaryenlerindendi.

18. ve 19. yüzyıllar vejetaryen Rönesansı kabul edilebilir. Zira Darwin'in buluşları, hayvanların insanlardan temelde tamamen farklı yaratıklar olmadıklarını, sadece daha az gelişmiş olduklarını ortaya koydu. Hayvanların uzak akrabamız oldukları fikri, o dönemin diğer insani reform hareketlerinin içinde yerini aldı: Artık vejetaryenler ve hayvan hakları savunucuları, aynı anda kölelik aleyhtarlığı ve çocuk hakları konularında da birlikte mücadele etmeye başladılar. Avrupa'da vejetaryenlik üzerine ilk kitapların ortaya çıkması da bu döneme rastlar. Leo Tolstoy ve Percy Bysshe Shelley gibi yazarlar etsiz beslenme tarzının avukatlığına soyundular. 

1800 yıllarının başında bazı Hıristiyan toplulukları da vejetaryen beslenmeyi benimseyerek, ona bazı dini anlamlar yüklemeye başladılar. Örneğin İsa'nın merhamet öğretilerinin hayvanlara karşı da uygulanması gerektiğini, Tanrıya olan görevleri yerine getirebilmek için sağlıklı olunması gerektiğini ve bu şekilde daha sağlıklı yaşayacaklarını ileri sürdüler. Böylece, dindar kişilerden oluşan bir grup, 1847'de  ilk Vejetaryen Derneğini kurarak; dünya kardeşliğini sağlamak; mutlu, barışçıl ve uygar yaşamak için vejetaryen beslenmenin yaygınlaşması gerektiğini öne sürdüler. (Bu dernek "Vegetarian Society of the United Kingdom" adı altında halen faaliyetlerine devam etmektedir.)

20.yüzyıla gelindiğinde vejetaryen dernek sayısı arttı. George Bernard Shaw ve Mahatma Gandi gibi kişiler öncülüğünde bu beslenme tarzı yayılmaya devam etti. 1908'de kurulan ve halen faaliyette olan "Uluslararası Vejetaryen Birliği" konferanslar tertipleyerek dünyanın tüm vejetaryenlerini bir araya getirmekte ve bilgi alışverişini sağlamaktadır.

1960-70'li yıllarda, sosyal hareket ve evrensel bilinçlenmenin artmasıyla (diyetin sağlık üzerindeki etkisinin anlaşılması, Doğu felsefelerine karşı uyanan ilgi, insanın çevreye yaptığı zararların yarattığı endişe, barış hareketleri, baskı görenlere destek hareketleri ve mükemmel topluma kavuşma arzusu ...gibi), vejetaryenlik daha da önem kazanmaya başladı.

KAYNAK: 

"The Origins of Modern Vegetarianism" Amato & Partridge

Avrupa'da Yemeğin Tarihi, M. Montanari

BAŞA DÖN

4-NEDENLERİ:

Vejetaryen beslenmeyi seçenler, bu tercihlerini pek çok nedene bağlarlar:

a-ETİK: Günümüzde ne yazık ki, aşırı et tüketimini karşılayabilmek için; birer hayvan fabrikasına dönüştürülmüş çiftliklerde; kesilecekleri ana kadar hayvanlar, bir gram doğal yem, temiz hava, toprak kokusu nedir bilmeden, gün ışığını görmeden, yaşamı boyunca hiç hareket edemeden, sıkış sıkış, berbat şartlar altında yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Yaşayan her türlü canlıya karşı saygı duyanlar, merhamet duygularının sadece insana değil hayvanlara da yöneltilmesi gerektiğini düşünenler, hayvanların da en az insanlar kadar özgür ve mutlu yaşaması gerektiğine inananlar vejetaryenliği "etik" nedenlerle seçen kişilerdir.

b-SAĞLIK: Et yemenin sağlığı tehdit eden birçok tehlikesi vardır. Bunları maddeler halinde inceleyelim:

  1-Kanser Riski: Hayvanların bir çoğunun eti toksik kan, artık yan ürünler ve kimyasal maddelerle doludur. (Amerikan Beslenme Enstitüsü) 

Eti için beslenen hayvanlara, çabuk büyümeleri ve hastalık kapmamaları için hormonlar, aşılar, antibiyotikler verilmekte, kimyasal besin karışımları yedirilmektedir. Otlaklar ise böcek öldürücü ve DDT benzeri kimyasallarla zehirlenmiştir. Kesilen hayvanın etinde bu zehirler konsantre olarak depolanmış vaziyettedir. Örneğin et, sebzelere oranla 13 kat fazla DDT taşımaktadır. Tüm bu zararlı  maddeler pişirmeyle yok olmaz ve zamanla insan bünyesine yük olmaya başlar, özellikle de karaciğer ve böbreklere. Bu toksik maddelerin hayvanda çeşitli habis tümörlere yol açtığı da bilinmekte, ne yazık ki, kesimden sonra tümörleri ayıklanan hayvanın hastalıklı eti tüketiciye sunulabilmektedir. 

Ayrıca, et çürüdükçe, kırmızı rengini kaybeder; renk, kahverengimsi bir hal almaya başlar. Ne yazık ki, günümüzde kanserojen olduğu kanıtlandığı halde, rengini korumak için nitrit, nitrat ve diğer koruyucular etlere eklenebilmektedir. 

Tüm bunların dışında, kesim öncesi başına gelecekleri gören hayvan, aşırı korku ve acıdan çok miktarda adrenalin hormonu salgılar ve et tüketimiyle bu salgılar insan bünyesine geçer. 

Ette bulunan virüs, mikrop ve parazitlerin de insan geçebildiği bilinmektedir. Sebze ve meyvelerin aksine çok hızlı bir bozulma ve çürüme sürecine girebilen et, sindirim sistemimizden de çok yavaş geçmektedir; bu bazen 5 günü bulabilmektedir! Çürümenin bağırsaklarımızda da devam ettiğini unutmamalıyız. 

Etle beslenmenin bir çok kanser türüyle yakın ilişkisi olduğu ispatlanmıştır. (Tamamen bitkisel ağırlıklı beslenen Afrika yerlilerinin kolon kanserine hiç yakalanmamaları ya da Japon kadınlarının göğüs kanseri vakalarının düşüklüğü bilim adamlarının dikkatini çekmiş; önce genetik olarak açıklanmaya çalışılan bu durumun, aslında beslenme alışkanlıklarına bağlı olduğu ortaya çıkmıştır. Zira bu insanlar ABD'ye göç edip, beslenme alışkanlıklarını değiştirdiklerinde hastalıklara yakalandıkları görülmüştür.)

2-Kalp Hastalığı: Et yeme ile kalp hastalıkları arasında kesin bir ilişki kurulmuştur. Ette bulunan doymuş yağ ve kolesterol insan bedeninde çözülemez ve damarların iç duvarlarında birikir. Tıkanmış, daralmış damarlardan kanın pompalanması için kalbe ağır bir yük biner. Sonuçta yüksek tansiyon, çarpıntı ve kalp krizleri meydana gelir.

3-Böbrek hastalığı, gut, arterit: Etle birlikte, insan bedenine üre ve ürik asit gibi nitrojen bileşikleri geçer. Böbrekler yıpranıp, bu ağır yükü taşıyamaz hale gelince ürik asit birikir, kaslarda kristaller oluşur; eklemlerde birikme sonucu gut hastalığı, arterit ve romatizma; sinirlerde ise siyatik ve sinir iltihabı oluşur. Özellikle hareketsiz hayat sürenlerin üre, ürik asit gibi zehirleri bedeninden atması daha zordur. Etoburların karaciğeri, insanınkine oranla 10-15 kat fazla ürik asiti bedenden atabilmektedir.

4-Konstüpasyon (Kabızlık): Et, sebzelerin aksine lif açısından çok fakirdir, bağırsaklara adeta yapışır. Et yiyen kişilerde kronik kabızlık çok yaygındır.

5-Şişmanlık: Yapılan istatistikler, et yiyen kişilerin vejetaryenlere oranla daha kilolu olduğunu göstermiştir. Bunun nedeni, hayvani proteinlerin taşıdığı yüksek orandaki doymuş yağlardır.

6-Diş çürükleri: Et yiyenlerde vejetaryenlere oranla daha çok görülmektedir.

7-Osteoporosis: Et, içerdiği yüksek proteinden dolayı, kalsiyum kaybına ve kemik incelmesine; yaşlılıkta kemik erimesine yol açar.

*SONUÇ: 

Aşırı et tüketiminin zararları bilimsel olarak kanıtlanmasına karşın, et endüstrisi çıkarları gereği; etin elzem bir besin maddesi olduğu yanlış inancını körüklemektedir. Neredeyse her öğün ete dayalı bu bozuk beslenme geleneği, alışkanlık ve şartlanmadan ötürü yaygın olarak devam etmektedir. 

Vejetaryen beslenme hakkındaki en yanlış görüşlerden biri de, et yemeyenlerin zayıf, soluk benizli ve güçsüz olacağına dair fikirlerdir. Oysa tam tersine, ette  asıl enerji kaynağı olan karbonhidratın bulunmaması, kişiye sadece kısa süreli bir enerji sağlar ve ardından yorgunluk ve halsizlik belirir. Oysa, dengeli beslenen bir vejetaryen çok daha kuvvetli, dayanıklı ve hareketlidir. Belçikalı bilim adamı Dr. H. Schouteden, vejetaryenlerle etle beslenenler arasında, karşılaştırmalı dayanıklılık, kuvvet ve çabukluk testleri yapmıştır. Bu testler, vejetaryenlerin her üç kategoride de üstün olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca Yale Üniversitesinden Dr. Fisher ve Michigan'dan J.H. Kellog yaptıkları testlerde benzer sonuçlar elde etmişlerdir. 

Zaten hayvanlar alemine baktığımızda en güçlü, dayanıklı ve uzun yaşayanların otoburlardan çıktığını görüyoruz. Değişik insan topluluklarını incelediğimizde ise; en kısa ömürlülerin sürekli etle beslenmek zorunda olan Eskimolar olduğunu görürüz. Hareketli bir yaşam sürmelerine karşın ortalama yaşam süreleri 27,5 yıldır. En uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar ise Hindistan'ın kuzeyinde yaşayan vejetaryen Hunza'lardır. Bu topluluklarda 110 yıl ve daha uzun yaşayan sağlıklı bireylere rastlanmaktadır.

c-EKOLOJİK:

Gerçek bir çevrecinin hamburger yemeden önce iki kere düşünmesi gerekir. Sebepleri, kısaca geçiştirilemeyecek kadar uzun bir yazı konusudur. Bu yüzden sadece ana başlıklarla; bugünün aşırı et tüketiminin ekolojik olarak nelere mal olduğunu görelim. (Daha detaylı bilgi için; sitemizin "ekoloji" başlığı altında, "Göz yaşartıcı Gerçekler" yazısı okunabilir.) 

Aşırı artan et tüketimini karşılamak için kurulan modern "hayvan çiftlikleri" gezegenimizde nelere mal olur:

1-Yaşamın dayandığı yağmur ormanlarının, hayvan yemi yetiştirmek ya da otlak olarak kullanılmak üzere, giderek yok edilmesine,

2-Hayvan dışkılarının nehir ve içme sularına karışmasıyla ortaya çıkan çevre kirliliğine,

3-Tatlısu kaynakları ve toprağın verimsiz kullanımına. (Yapılan hesaplarda, 1 kg. et elde etmek için 7 kilo yeme ihtiyaç vardır, -pek çok aç insanı doyurabilecek mısır, soyadan...vs. yapılan yemlere-; ve bu miktarda et elde etmek için ise, 7000 kilo su harcanmaktadır! -Kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknik, 673/19-)

d-EKONOMİK:

Ekolojik nedenlerde de gördüğümüz üzere, etin elde edilmesi hem doğal kaynakların kullanılması açısından, hem de maddi açıdan çok pahalıya gelmektedir. Bugün dünyamızın pek çok köşesinde maddi olanakları elvermediği için mecburen vejetaryen olan kişilerin sayısı da oldukça fazladır. 

Bazı insanlar ise dini inançları gereği et yemekten kaçınmaktadır.  

BAŞA DÖN                                                   

5-ETOBURLARLA FİZYOLOJİK FARKLILIKLARIMIZ:

İnsan anatomisini incelediğimizde, fiziksel yapı ve sindirim sistemi açısından etobur hayvanlara hiç benzemediğimiz ortaya çıkar. Örneğin:

a- Etobur hayvanların parçalayıcı dişleri ve pençeleri insanda yoktur. Etoburların keskin, et parçalayan ön dişleri vardır.

b-Etoburların ağzında ön sindirim için gerekli olmadığından az miktarda tükürük bezi bulunur; oysa tohum ve meyvelerin ön sindirimi için insanda tükürük salgıları çok gelişmiştir. Ayrıca etoburların asidik tükürük salgılarına karşın, insanın tükürük salgısı alkaliktir ve tohumların ön sindirimi için pityalin enzimi içerir.

c-Etoburların besini öğütmesi için, insanlardaki gibi düz arka dişleri yoktur.

d-Etoburların midesinde sert hayvan kaslarını ve kemiklerini sindirebilmesi için çok kuvvetli hidroklorik asit salgısı vardır. Oysa insanın mide asidi etle beslenenlerden 20 kat zayıftır.

e-Etoburların bağırsak uzunluğu kendi beden boylarının sadece 3 katıdır; böylece çürüyen et çok çabuk dışarı atılır. Otoburlarda bu oran 1'e 15'tir. İnsanda ise bağırsak uzunluğu bedenin 10 katıdır; ot ve lifli gıdalar çabuk çürümediğinden bedende daha uzun kalabilirler.

Görüldüğü gibi insanın anatomik yapısı ve sindirim sistemi, sebze, meyve, yemiş ve tohumlarla beslenmeye daha uygundur. Fiziksel eğilimlerimizi bir yana bırakırsak, doğal eğilim ve içgüdülerimiz de etoburlardan farklıdır: Örneğin bir tavşan gördüğümüzde saldırıp, dişlerimizle parçalamak, iç organlarını kanlı kanlı yeme ihtiyacı duymayız. Rengarenk meyve ve sebzelerin sergilendiği bir manav dükkanı, hayvan leşlerinin çengellere asıldığı bir kasap dükkanından çok daha fazla gözümüzü okşar. Haşlanan et ve kan kokusuna pek çoğumuz dayanamayız. Biz etoburlardan çok farklıyız!

  BAŞA DÖN                                                         

6-UZMAN GÖRÜŞLERİ:

1-AMERICAN DIETETIC ASSOCIATION (ADA, Amerikan Diyet Birliği): Position paper on vegetarianism (1993), www.vrg.org/nutrition/ada 1993.htm

“Bilimsel bulgular; vejetaryen beslenme ile; bir çok kronik dejeneratif hastalıkların (aşırı şişmanlık, koroner kalp ve damar rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, şeker ve bazı kanser cinsleri… gibi) risklerinin azaltılması arasında olumlu bağlantılar tespit etmiştir. Amerikan Diyet Birliği, iyi planlanmış bir vejetaryen diyetin sağlıklı ve beslenme yönünden uygun olduğunu düşünmektedir.”

2-ABD. TARIM BAKANLIĞI ve SAĞLIK BAKANLIĞI ORTAK BİLDİRİSİ, ARALIK 1995 (www.nal.usda.gov:80/fnic/dga/dga95/variety.html)

“Süt ürünleri ve yumurta tüketen vejetaryenler, mükemmel bir sağlık sergilerler. Vejetaryenler, Amerikan Diyet Kılavuzuna uygun beslenmektedir ve Tavsiye edilen Günlük Tüketim (RDA) miktarlarına da uyum gösterebilirler. Çeşitli ve yeterli beslenildiği takdirde, gerekli protein alınabilir… Veganlar, sadece bitkisel gıdalarla beslendiklerinden, hayvani gıdalarda bulunan B12 vitaminini almaya dikkat etmeliler.”

3-MICHEL MONTIGNAC (Yedikçe Zayıfla, sayfa:62, Güncel yayıncılık):

“Bazılarının özellikle tercih ettiği,yalnız bitkilerden oluşan yemekler vücudun dengesini bozar. Buna karşılık yumurta ve süt ürünlerini içeren vejetaryen bir rejim, vücut için tamamiyle uygundur.”

4-MICHEL MONTIGNAC (Kadınlara Özel, sayfa:67, Güncel yayıncılık):

“Eğer vejetaryenseniz? Eğer hayvanlara duyduğunuz sevgiden dolayı vejetaryen olmuşsanız ve hiç et yemiyorsanız size saygı duyarız. … Et, tavuk, balık ve şarküteri yemeyen vejetaryenlerin, yeterli miktarda hayvansal yan ürünler (süt, yumurta gibi) alarak beslenmelerini dengelemeleri gerekir.”

5-DR. ANDREW WEIL (8 haftada ideal sağlık, sayfa: 98, Sistem yayıncılık)

“Bana kalırsa insanların yapabileceği en sağlıklı beslenme değişikliklerinden birisi, şu anda yeme alışkanlığınızın olduğu hayvansal besinlerinin bazılarının (ya da hepsinin) yerine soya fasulyesi yemeye başlamanızdır.”

6-Dr. BENJAMIN SPOCK (Bebek yetiştirme konusunda kitaplarıyla ünlü) www.geocities.com/RainForest/4954/3A.HTM

"Neyse ki çağımızda bitki ağırlıklı beslenmenin faydalarını kanıtlayan yeterli bilgilere ve aynı zamanda bir çok atletin itiraflarına sahibiz. Dünyanın en ünlü triatloncusu kabul edilen Dave Scott idman psikolojisi üzerine bir dereceye sahiptir. Scott; "Atletlerin hayvani proteine gereksinim duyduğunu ileri sürmek saçma bir yanlış inanıştan başka bir şey değildir", demektedir. Onun bu fikirleri; 8 sene boyunca 400 m. engellide altın madalya kazanan Edwin Moses ve 17 yaşında olimpik yüzme yarışlarında 3 altın madalya kazanan Muray Rose gibi sporcular tarafından da paylaşılmaktadır. Bu sene memnuniyetle gördüm ki, olimpiyat şampiyonu Carl Lewis dokuzuncu altın madalyasını kazandığı son uzun atlayışıyla yeni bir rekora imza atarak kariyerini taçlandırdı. Lewis, ahlaki ve dini inançları doğrultusunda, vejetaryen (vegan) beslenme tarzını uzun zanmandır uygulamakta olan bir sporcudur. Bundan bir kaç sene önce Carl Lewis, diğer bir vejetaryen atlet olan Leroy Burrell ile birlikte dünyanın en hızlı koşucuları ünvanını geri kazanmışlardı. Şimdi artık biliyoruz ki; ister dünya çapında bir atlet olalım, ister hafta sonu koşan bir amatör, isterse de eğlence olsun diye idman yapan biri; sağlığımızı iyileştirmek ve performans hedeflerimize ulaşmak için, enerji gereksinimimizi karşılayacak bitkisel bir diyet yeterli olacaktır. Ben bile, şu anda 93 yaşımda olmama rağmen, bitkisel diyete geçmemle birlikte sağlığımın çok büyük ölçüde iyiye gittiğini keşfettim."

7-Dr. JOSEPH E. PIZZORNO Jr. (Bastry Üniversitesi başkanı, "Total Wellness" -Tam Sağlık- kitabının yazarı)  www.geocities.com/RainForest/4954/3A.HTM

"Bazı araştırmalar açık kanıtlar göstermektedir ki; vejetaryenler daha uzun yaşamakta ve evcilleştirilmiş hayvan etlerini yiyenlere oranla, kanser ve kalp hastalıklarına daha az yakalanmaktadırlar."

8-Dyt. MURAT ve AYSUN GÖKÇEN (Diyet Zamanı, sayfa: 164; Vejetaryen beslenmesi ve yemek tarifleri; Remzi Kitapevi)

“Et, diyetlerden; ekonomik, felsefi veya dinsel nedenlerden çıkartılmakta veya kısıtlanmaktadır. Hayvansal protein kaynaklarının üretim yöntemlerinden endişe duyan bazı bireyler, yeterli beslenme için bitkisel proteinlere dönmektedirler. Etlerdeki doymuş yağa karşı oluşan bilinç ve endişe, insanları kandaki lipit ve kolesterolü düşürmek için daha az et tüketmeye yöneltmektedir… Hayvansal protein içeren besinlerdeki katkı maddelerinden endişe duyan bazı bireyler bitkisel protein içeren öğünler planlamaktadır. Az et yemek veya hiç et yememek geçici bir moda değildir. Mönü planlamasında bazı kılavuz bilgileri takip ederek hazırlanan etsiz öğünler etli öğünler kadar besleyici olabilir. …Öğün planlamasında, bitkisel proteinleri bir hayvansal proteinle (süt, yumurta, yoğurt vb.) veya eksik elzem aminoasitleri karşılayan diğer bir bitkisel protein kaynağıyla birleştirerek sağlıklı beslenme sağlanmalıdır.” (Baklagilleri tahıllarla beraber yemek gibi, örneğin: kuru fasulye-pilav..D.K.)

9-Prof. Dr. AYSEL KAVAS (Sağlıklı Yaşam için Doğru Beslenme, sayfa:1, Literatür Yayınları)

"Eski Yunan düşünürleri Pisagor ve Platon da sağlığı insan mutluluğunun temel parçası olarak tanımlamışlar ve sağlıklı yaşamak için vejetaryen bir diyet önermişlerdi. Vejetaryenlerin kalp ve kanser gibi hastalıklara hayvansal gıdaları yiyen kişilerden daha seyrek yakalandıkları ve daha uzun yaşadıkları da bilimsel olarak kanıtlanmıştır."

10-SİBEL SEZER (Sağlıklı ve Uzun Yaşama Kılavuzu, sayfa 183-191, Vejetaryenlik: Alternatif Bir Diyet; Remzi Kitabevi)

"Son birkaç yıl öncesine kadar, vejetaryen deyince, çoğumuzun aklına sıska, kansız, sağlıksız ve biraz değişiklik peşinde koşan insanlar gelirdi. Oysa ki, vejetaryenlik, doğru uygulanması koşuluyla çok sağlıklı bir yaşam biçimi haline dönüşebilir…

…Vejetaryenliği savunan bir çok insana göre et, insanoğlu için elzem bir gıda değildir. Bazıları, bu iddialarını eski çağlarda yaşayan insanların beslenme alışkanlıklarını örnek göstererek destekler. Bilimsel olarak desteklenebilen bu sav, yeryüzünde yaşamış ilk insanların diyetlerinin bitkisel kaynaklı besinlerden oluşmuş olduğudur. (Diets of Early Miocine African Hominoids, Nature 268:628-30, 1977) Üretim açısından bakıldığında da, tarım, hayvancılıktan çok daha önce başlamıştır.

…Bazı vejetaryenlerin görüşüne göre ise, et tüketimi ekolojik dengeyi bozmaktadır… Hayvanlara gerekli olan besinleri kullanmak için, aslında son derece kısıtlı olan verimli tarımsal alanlar kullanılmakta ve ayrıca bol miktarda su tüketilmektedir. Bunun dışında, mezbahalardan, toprağa ve yakındaki su kaynaklarına sürekli zararlı atıklar karışmaktadır.

…Vejetaryen olan bazı kişiler ise eti hijyenik bulmadıkları için tercih etmemektedirler. Aslında, yetiştirilen hayvanların içinde bulunan koşullar elbette meçhul. Bir arada, sıkış sıkış beslenen hayvanlara, birbirlerinden hastalık kapmasınlar diye antibiyotik içeren ilaçlar veriliyor olabilir. Bu hayvanları yiyince biz de ilacı vücudumuza geçirmiş oluruz. Ayrıca, hayvanların kasaplara gelene kadar hangi hastalıkları geçirdikleri, hangi tedaviyi hangi ilaçla gördüklerini veya kesilince parazitli olup olmadıklarını bilemeyiz.

…Son olarak, insanları vejetaryen olmaya iten en belirgin neden olan sağlık kriterini unutmayalım.”

Diğer alt başlıklar:Vejetaryen diyetin olası yararları, Kilomuzu düşük tutmadaki katkısı, Vejetaryen diyet kalbi korur, Kansere karşı koruma sağlayabilir, Yüksek tansiyonun normal düzeyde kalmasını sağlayabilir, Vejetaryenlerde bağırsak hastalıklarına daha ender rastlanır, Vejetaryenlerin özen göstermesi gereken besinler.

11-Dr. ENDER SARAÇ (Ayurveda, Sağlıklı ve Uzun Yaşamanın Sırları, sayfa:138-142, Milliyet yayınları)

"Hekimlik deneylerimden izlediğim kadarıyla, en iyi beslenme türü lakto-vejetaryenliktir. Çünkü lakto vejetaryenlik sadece meyve, sebze, baharat, kuruyemiş değil; süt, süt ürünleri ve bal gibi bazı temel gıdaları da kapsamaktadır. Bu beslenme tarzıyla protein eksikliği olması söz konusu değildir. Vücut için gerekli bütün vitamin ve mineraller de alınmış olur."

12-BRITISH MEDICAL JOURNAL 1996; 313:775-779

“Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı nedir? Yeni bir çalışma bizi tek bir cevaba yönlendiriyor. Dr. Dean Edell; "Birisinin sadık dostu köpek, bir başkasının tabağında yemek olabiliyor. Bizim tabağımızdaki dana eti akşam yemeğimizi oluştururken, 1 milyardan fazla Hindu kültüründe bu hayvan kutsal olarak kabul ediliyor. Oysa milyonlarca vejetaryen tüm hayvanları mönülerinden çıkardı" diyor. Seneler boyu, vejetaryen bakış açısını destekleyen pek çok araştırma yapıldıysa da, yeni yapılan çalışmalar, vejetaryen diyetin uzun yaşamanın yanı sıra güzel görünmenin de sağladığını ispatlar nitelikte. Çalışmalardan biri, 10 000 kadar vejetaryen arasında 20 senelik bir araştırma sonucu, et yemeyenlerin diğerlerine oranla ölüm oranının yarı yarıya düşük olduğunu gösterdi. Özellikle çok bol meyve yiyen vejetaryenlerde bu oran daha da düşük çıktı.”

13-JO-ANN HESLIN, M.A., R.D.; Diyetisyen, Journal of Nutrition for the elderly in NYC’nin yardımcı editörü. (1996 Medical Tribune News Service, 07/08/1996)

“Amerikan Tarım Bakanlığı’nın hazırladığı Gıda Piramidinde, sağlıklı beslenme için sebze, meyve ve tahılların bolca tüketilmesi; kolesterol ve doymuş yağ içeren hayvani gıda tüketiminin ise azaltılması önerilmektedir. Et, balık ve tavuğun diyetten çıkarılarak, bunların yerine baklagil, fındık, ceviz gibi yemişler, tohumlar, tofu ve yumurta gibi gıdaları eklendiğinde, bu vejetaryen diyet, en az et içeren diyet kadar, hatta çoğu kez daha da sağlıklı kabul edilebilir. Birdenbire vejetaryen diyete geçiş zor olacaksa, öncelikle et türevlerini ana yemek şeklinde değil, yemek içinde garnitüre dönüştürerek başlamak tavsiye edilebilir. Bazıları vejetaryen diyetin protein eksikliğine yol açtığını düşünebilirler; oysa ki normal ölçülerde tüketilen baklagil, tahıl ve sebzelerle asla protein eksikliği yaşanmayacaktır. Zaten şu an ortalama bir Amerikalının aldığı günlük protein miktarı, ihtiyacının iki kat üstündedir. B12 alamayan veganların ise zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıl ve soya sütü gibi besinleri tüketmesi önerilir. Herhangi bir sağlıklı diyette, vejetaryen olsun olmasın, anahtar çeşitliliktir. Diyet kısıtlandıkça besleyiciliği zorlaşacaktır.”

14-Doç.Dr. M. KIŞLALIOĞLU-Prof.Dr. F.BERKES (Ekoloji ve Çevre Bilimler, Remzi Kitabevi, s.111)

"Hayvansal protein insan beslenmesi açısından 'yüksek kaliteli protein' olarak değerlendirilir. Pek çok mineral ve vitamin hayvansal kaynaklardan çok kolaylıkla karşılanır... Ancak bu, bitkisel besinlere dayandırılan bir beslenme biçiminin yetersiz olacağı anlamına gelmez. Bitkisel yiyeceklerin birbirini tamamlayacak şekilde bir araya konmasıyla, hele ekolojik enerji yönünden yüksek verimli olan yumurta ve süt gibi hayvansal besinlerle de desteklenirse, eksiksiz biçimde beslenmek olasıdır. Bunun yanında, bitkisel beslenmenin hayvansal bir beslenme biçimine kıyasla sağlık yönünden bazı üstünlükleri olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin, bitkisel besinlerdeki yağların hayvansal besinlerdeki gibi kolesterol birikimine yol açmadığı; dolayısıyla damar sertliği gibi hastalıklar için önleyici etkisi olduğu ileri sürülür. Ayrıca, bitkilerdeki yüksek selüloz oranı yüzünden, vücuttan artıkların dışkı yoluyla atılmasını düzenleyici etkisi de bulunmaktadır. Batı ülkelerinde yaygın olan kalın bağırsak kanseri gibi bazı kanser çeşitlerine, gelişmekte olan ülkelerde daha az rastlanmaktadır. Beslenme bilimcileri bunu böyle ülkelerde hakim olan bitkisel beslenme biçimine bağlamaktadırlar."

BAŞA DÖN 

7-DENGELİ BESLENME REHBERİ: 

Dengeli beslenme, sadece vejetaryen ya da veganların değil, herkesin dikkat etmesi gereken bir konudur. Biz bu raporumuzda, asal olarak, hayvan eti kısıtlamasına giden vejetaryenlerin dengeli beslenmesini inceleyeceğiz, veganlara da değineceğiz.


Tarih: 23:17, 7/12/2007 Kategori: Uzun bir sure vejeteryandim_ saglik nedeniyle birakmak zorunda kaldim - VEJILIK uzerine konusalim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı


<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->