KİŞİSEL SİTEM - "Birbirimize Hayat Yolculuğunda Yardım Etmek İçin Buradayız" ....

Tanım

Sizlerle ÖZGÜRCE bilgilerimi, duygularımı, düşüncelerimi, bazen iç dünyamı, her konuda herşeyi paylaşmak istedim.... Sizlerle gülmek de :) Dilerim Profesyonel ortamlarda yazılarımı yazdığım günler geldiğinde, bu yeni ortamlarda yine karşılaşırız ve sizlerde tekrar olumlu etkiler yaratabilirim... NEŞELİ günler... Sevgimle...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* **DÜNYANIN GELMİŞ - GEÇMİŞ EN BÜYÜK DÜNYA LİDERİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK - SENİ HER GÜN SAYGIYLA ANIYORUZ ve ÇOK ÖZLÜYORUZ - Muhteşem ve Zengin bir ATATÜRK Sitesi - Profesyönel Hazırlanmış ATATÜRK Takviminden çok yararlanacaksınız
* **(1901 - 1980 yılları arasında Dünyamızı Ziyaret Etmiş) BÜYÜK Psikiyatrist Dr. ve Psikolog, Hipnoz Duayeni Milton ERICKSON'ın Hayatından Kesitler / Kendisi Psikiyatri ve Terapi Bilimine Yön vermiş Psikiyatristlerin Duayenidir / MUCİZE BİR İNSANDIR !
* **Benim Muhteşem Rol Modelim - Motivasyon kaynaklarımdan OPRAH'ım! Zengin bir site ve değerli OPRAH WINFREY'i tanıyabileceğiniz bir ortam!
* **ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
* **Teşekkürler TUNCAY ÖZKAN ! Hakettiği saygınlığa ve onura kavuşmuş; İnsanların maddi-manevi güç ve barış içinde yaşadığı; demokrasinin ve Cumhuriyetin fiilen yaşatıldığı PIRIL PIRIL - AYDINLIK - MODERN bir TÜRKİYE isteyen KAÇ KİŞİYİZ BİZ ???
* **TSK GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI
* **TEMA Vakfı - Sayın Hayrettin KARACA !!!
* **OSHO - (1931-1990) yılları arasında dünyamızı ziyaret etmiş DEĞERLİ BİLGE Prof. OSHO / Bir deyişle lakabı ZORBA BUDA - Ondan Öğrenecek Çok Şey var - Siteden Yararlanacaksınız
* **Anthony ROBBINS - Muhteşem Başarılı bir MOTİVATÖR/YAŞAM KOÇU - Sıfırlardan ZİRVEYE Ulaşmış bir İLETİŞİMCİ - YAŞAM USTASI - Bende çok özel bir Yeri Vardır ! - (Özellikle "İçindeki Devi Uyandır" Kitabını Mutlaka Okuamak Gerek ! Gerçek bir Baş Ucu Kitabı)
* **Büyük bir Bireysel Gelişim Ustası ve Önemli Bestseller Kitapların Yazarı, değerli bir düşünür ve konuşmacı Stephen R. COVEY (Ulviliğin, Etikliğin, Erdemin SEMBOLÜ bir BİLGE)
* **M. Scott Peck çok önemli Bireysel Gelişim/Spiritualizm Alanında Bestseller Kitaplarının Yazarı (Özellikle "Az Seçilen Yol"u Mutlaka Okumak Gerek !)
* **Dr. Wayne W. Dyer - Türkiye'de herkes onun şu 2 kitabını mutlaka okumalı bence: "Hatalı Alanlarınız", "İpler Kimin Elinde(Kurban Olmamak/Kendin Olmak)" - Çünkü bu 2 kitaptaki yaklaşımlara genelde Türk insanımızın çok İhtiyacı Var
* **Robin SHARMA - İlk 'Ferrarisini Satan Bilge' Kitabıyla adını duyurmuş, genç yaşta BİLGELİK noktasına varmış bir YAŞAM KOÇU (Ultra yüksek standartlarda bir yaşamı olan, ÇOK BAŞARILI bir Avukatıyken, trafik kazasında 2 yaşındaki kızı, meleği kollarında öldükten sonra; DERİN ACISI onu önce şiddetli kaosa-dağıtmaya sonra da tüm malvarlığını satıp - paradan vazgeçip Himalaya Dağlarındaki 'Sivana Bilgelerine' sürüklemiş.)
* **NLP GRUP - NLP Practitioner Eğitimimi Aldığım ve Eğitiminden Çok Çok Memnun Kaldığım bir Eğitim Kurumu - Siteyi Gezerseniz Çok Beğeneceğiniz Çok Efektif/Etkin/Yüksek Kazanımlı Eğitimlerle Tanışacaksınız !
* **Profesyönel, ICF Akrediteli Yaşam/İŞ/Kurumsal/Bireysel KOÇ "DOST Can Deniz" - MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık (Hem koçluk desteği, hem de Eğitimler Alabilirsiniz) - İstanbul
* **Profesyönel, ICF Akrediteli Yaşam/İŞ/Kurumsal/İlişkiler/Ebeveyn/Spritüel/Satış/Kariyer/Bireysel KOÇ "Fatoş AYVAZ" - FA COACH ACADEMY - Profesyönel Koçluk Eğitimleri ve Koçluk Desteği alabilirsiniz - ABD'nin ençok kazanan KOÇU Terri Levine'nin Koçluk Ekolünün tüm KOÇLUK Eğitimleri verilmektedir
* **Tamamlayıcı TIP Doktorum Değerli 'Dr. Hüseyin NAZLIKUL' ( TR'nin DÜNYA Standardında Tamamlayıcı Tıp DUAYENİ - Nöral Terapi ve Regülasyon Derneği Kurucusu - Etik/Gerçek bir TIP Adamı) - Nişantaşı / İstanbul
* **Tamamlayıcı TIP Doktorum Sevgili Asuman KAPLAN ALGIN (Türkiye'nin sayılı en başarılı ve en POZİTİF tamamlayıcı tıp doktorlarından - Antalya)
* **Tamamlayıcı TIP Doktorum Azem ÇOBANER - SİNYAL OZON Tıp Merkezi (Antalya) - OZON'un Muhteşem Sağlık ve Tedavi Gücüyle Tanışın.
* **Dünyada "The Secret" / SIR Adıyla Çekim Yasasını Anlatan ve Evren'in/Hayatın Sırlarını Anlatan Kitabın, Çok Yararlanacağınız Web Sitesi
* **What The Bleep Do We Know? / Ne Biliyoruz ki? Hepimizin İzlemesi Gereken Bir Film. Quantum Fiziğini ve Gerçekliği Algılamak İsteyen - MetaFiziğe Duyarlı Herkesin Ziyaret Edebileceği Zengin Bir Site!

Kategoriler


Bilgilenmekte fayda var JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER R




JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER RAPORU


1) Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.


2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.


3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.


4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.


5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.


6) Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.


7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.


8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.


9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.


10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.

11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.




KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:



a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.


b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.


c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.


d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C'de yok olurlar.


e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.


12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.


13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.


14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.


15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.


16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.




JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ



1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.


2)
Dondurucuya su şişesi koymayınız.


3)
Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.


4)
John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metndeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.
Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır.
Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu.
Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.





Tarih: 23:37, 13/6/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

KİRAZI BOL BOL TÜKETİN: "KİRAZ ASPİRİNDEN daha FAYDALI" !.... Ge





Kiraz aspirinden daha faydalı  

 




Kirazın sadece meyve olarak değil kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprak ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları ile çok yönlü bir bitki olduğu belirtildi.


Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi.


Gülgiller ailesinden olup latince ismi 'Cerasus avium' olan kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak biliniyor. Kirazın ismini Giresun kentinden aldığı ayrıca belirtiliyor. Kirazın dünyaya hangi topraklardan yayıldığı konusunda ise farklı görüşler bulunuyor. Bazı araştırmacılar kirazın M.Ö 64 yılında Yunanistan'a, oradan da Avrupa'ya yayıldığını, bazıları M.Ö. 71 yılında Romalı komutan 'Lucullus' tarafından Roma'ya götürüldüğünü ve oradan da dünyaya dağıldığını bildiriyor.


Uzmanlar, kirazın sadece meyve olarak değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki olduğuna dikkat çekiyor. En iyi pipoların kiraz ağacı kökünden, en kaliteli mobilya ve çeşitli araçların kiraz kerestesinden yapıldığı biliniyor. Kiraz zamkı ise şapka ve kumaş endüstrisinde ve tıbbi amaçla kullanılıyor. Ağaç kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyve sapı ve çekirdekleri tedavi amaçlı kullanılıyor.


Meyveleri taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.




KİRAZ BÖBREK DOSTU



İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.



Kirazın ayrıca peklik giderici özelliği bulunuyor. Özellikle bayat yemeklerle pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlıyor. Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin deride kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor.



Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar, fazla ilaç tüketimi ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü artırıyor. Kirazda bulunan 'levüloz' adlı şeker kolay sindirilebildiği için şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu.





KİRAZIN MEYVESİ KADAR AĞACI DA ŞİFA KAYNAĞI



Ağaç kabukları yüksek ateşe ve pekliğe iyi geliyor, yaprakları müshil olarak, çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak kullanılıyor. Kirazı bağırsakları zayıf ve yüksek tansiyon sorunu olanların dikkatli tüketmeleri gerekiyor. Sapları, idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı kullanılıyor. Gölgede iyice kurutulan sapla hazırlanan şurup veya demlemelerle iyileşme sağlanabiliyor. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sap konularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde iki kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor. Ya da hazırlanan kiraz sapı demlemesi taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek aynı dozda içilebiliyor. Sapları ayrık ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliği; arpa ile kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor. Dövülmüş çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zoru sorununa yardımcı oluyor. Ayrıca çekirdekleri ısıtıldıktan sonra bir beze sarılarak karın bölgesinde ağrıların giderilmesi için kullanılıyor.





KİRAZ ASPİRİNDEN DAHA FAYDALI



Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi. Kirazın ayrıca damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine da faydalı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, şöyle konuştu: "Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırıcılar bu etkiyi kirazda bulunan 'antosiyanin' isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir. Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etki yapmaktadır."





KİRAZ ALIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR


Uzmanlar, kiraz alırken temiz, parlak ve hasarsız olmasına dikkat edilmesini istiyor. Uzmanlar, kiraz konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor: "Rengi koyu olanlar her zaman daha tatlıdır. Saklarken kirazın saplarını çıkarmazsanız ömrü daha uzun olur. Yıkamadan plastik bir kaba koyup buzdolabında saklayın ve daima yemeden önce yıkayın. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletirseniz tadı daha lezzetli olacaktır. Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir. Kirazı ayrıca derin dondurucuda saklayabilirsiniz.Bunun için kirazın çekirdeklerini çıkarmanız gerekir."

__._,_.___


====================






Tarih: 23:00, 12/6/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Bu GERÇEK bir NÖROLOJİ testidir. Rahatça oturun ve sakinleşin, a




1 - Aşağıda C'yi bulun. İmleç yardımı almayın.


OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOCOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO



2- Eğer C'yi bulduysanız, şimdi de 6'yı bulun


99999999999999999999999999999999999999999999999999999999
99999999999999999999999999999999999999999999999999999999
99999999999999999999999999999999999999999999999999999999
99996999999999999999999999999999999999999999999999999999
99999999999999999999999999999999999999999999999999999999
99999999999999999999999999999999999999999999999999999999




3 - Son olarak N'yi bulun, biraz daha zor gibi.


MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMNMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM




Bu bir şaka değildir. Üç testi de geçebildiyseniz, Nöroloğunuza yıllık
ziyaretinizi iptal edebilirsiniz.
Beyniniz muhteşem çalışıyor ve Alzehimer hastalığından uzaktasınız.
Tebrikler !!....






Tarih: 22:57, 11/6/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kabak Çekirdeği deyip geçmeyin: KABAK CEKIRDEĞİ'nin bir sağl




Kabak çekirdeği birçoğumuzun zevkle yediği bir kuruyemiş. Aslında yine  bir çoğumuzun da bilmediği bir sağlık kaynağı.



Kabak çekirdeği ciddi bir bağırsak kurdu düşürücüdür. Tuzsuz tüketildiğinde çok hızlı ve  etkili bir şekilde tenyanın dökülmesine neden olur. Bunun için çocuklarda 40g büyüklerde 100g tuzsuz kabak çekirdeği yeterlidir.




Kabak çekirdeğinin asıl mucizesi iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ile ilgili. Şu an kabak çekirdeğinin BPH'ı azalttığı hatta önlediği tıbben kanıtlanmış ve kabul görmüş durumda. Yine BPH'la bağlantılı ortaya çıkabilecek idrar yolları bozukluklarına da faydalı. Bu mekanizma phystosterin denen bir madde sayesinde oluyor.

Kabak çekirdeği  karotenoid içeriyor. Yapılan araştırmalar karotenoidden zengin beslenen erkeklerin BPH  riskinin düşük olduğunu gösteriyor.



Kalın bağırsak kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca içerdiği
E vitamini ile hücre zarının>  oxide olarak bozulmasını önlüyor. Sağlıklı hücreler kanserde önemli rol oynuyor. Yine E  vitamini geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlıyor.
 
Lif içeriği de kanserle işlikli. Lifli gıdalar kabızlık sorununu ortadan kaldırıyor. Su tutup  şişerek tokluk hissi veriyor. Bu sayede hem bağırsaklar normal çalışıp sıkıntı yaratmıyor hem de diet yapmış oluyorsunuz.. Ama en önemlisi kabızlık önlenince  antioksidan yani kanser yapan maddeler bağırsaklarda daha az kalıyor bu  da kanser riskini azaltıyor.



Kabak çekirdeği mineraller, esansiyel yağlar ve proteinler bakımından zengin. Ayrıca  içinde kemikler ve iştah için önemli bir madde çinko var. Bir bardak kabak çekirdeği  günlük çinko, demir ve E vitamini ihtiyacımızın tamamını, yarım bardak kabak çekirdeği  ise günlük magnezyum ihtiyacımızın tamamını karşılıyor.

Omega 3 ve omega 6 içeriği beyin  fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Zihinsel gelişimi olumlu yönde  etkiliyor. Arjinin adlı amino asit sayesinde nitrit oksik oluşumu ile damarların  esnemesi ile ereksiyon ve kalp problemlerinde kullanılma potansiyeli  yüksek olduğundan  bu alanla ilaç yapım çalışmaları sürüyor.



Fosfor içeriyor. Fosfor kemik oluşumuna yardımcı oluyor, böbrek fonksiyonlarını düzenliyor. Sağlıklı kemikler kemik kanseri riskinin azalması anlamına geliyor.

Özellikle erkeklerde belirli bir yaştan sonra ortaya çıkan kemik  erimesini önlüyor yahut  azaltıyor.



Doymamış yağ oranı yüksek olduğundan kandaki trigliseridi düşürüyor yani kolesterol  sıkıntısının çözülmesine yardımcı oluyor. Yine bu mantıkla ve phystosterin maddesinin de  yardımıyla damar kanserine iyi geliyor.

 


Sağlıklı günler.






Tarih: 20:17, 9/6/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Gençleşmek İsteyenlere ... Genç kalmak ve Gençleşmek için 14 sü





'Süper Yiyecekler' olarak adlandırılan 14 temel besin ürünü beslenme uzmanları tarafından yaşlılığa derman olarak gösteriliyor. Bu yiyeceklerin haftada en az 4 kez tüketilmesi öneriliyor. İşte 14 süper yiyecek ve faydaları;



BROKOLİ:
Yaşlanmayı geciktiren bitkilerin başında geliyor. Toksinlerin oluşumunu engelliyor. Vücuttaki hücrelerin zarar görmesini yavaşlatıyor. Kansere karşı da koruyucu.



Portakal:
Dinamizmin kaynağı. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor.



Yulaf:
Lif deposu... Kolestrol düşürücü özelliği bulunuyor. Sindirimi hızlandırdığı için de diyet reçetelerinde tercih ediliyor.



Domates:
Kanser önleyici antioksidan ihtiva ediyor. Kadınlarda göğüs ve yumurtalık kanseri riskini azaltıyor. Kalp krizi riskini de düşüren özelliği bulunuyor.



Somon Balığı:
Bir porsiyon somon balığı 19 gram protein ve bolca Omega-3 içeriyor. Omega-3 kalp krizi riskini azaltarak kan basıncını kontrol altına alıyor.



Bezelye:
Protein, lif ve nişasta açısından zengin bir besindir. Bezelye vücuda enerji verir ve vücudu kuvvetlendirir. Kasların gelişmesine ve yenilenmesine yardım eder. Kansızlığa iyi gelir. Kan Kanserine karşı koruyucudur. Karaciğerin çalışmasını düzene sokar.



Ceviz:
Yüksek kolesterolü düşüren ceviz, damar tıkanıklıklarını ve şeker hastalığı tedavisine yardımcı oluyor. İçerdiği demir sayesinde kansızlığa iyi geliyor.



Böğürtlen :
Yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlüyor. İshal ve ağır yarası ile ayak yorgunluğuna birebir. Ayrıca güzellik kaynağı olarak tanımlanıyor.



Yoğurt:
Zengin besin değeri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, bu özelliği nedeniyle vücudu kanserden korur… Vücutta kendi kendine sindirilen tek gıda yoğurttur. Tüberküloz hastalığına karşı doğal bir antibiyotik etkisi gösterir. Stres, alkol, kolalı ve karbonatlı içeceklerle zarar gören sindirim sistemini korur.



Bal kabağı:
Bir küçük tabak balkabağı, günlük beta-karoten ihtiyacının %25'ini, C vitamini ihtiyacının yüzde 10'unu karşılar ve iyi miktarda potasyum içerir. Ayrıca iyi bir lif kaynağıdır. Beta-karoten, birçok kanser çeşidini önlemeye yardımcı olabilir.



Soya fasulyesi:
453 gramlık soya ununda 31 yumurtanın, 6 büyük şişe sütün veya 900 gramlık kemiksiz etin ihtivâ ettiği kadar protein bulunduğu belirlendi. Vücut için birebir...



Hindi:
125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.



Ispanak:
Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir. Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir.



Çay:
Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. Özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriliyor.




Tarih: 01:27, 30/5/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

DOĞAL NEZLE İLACI : >> Soğanın Suyu !



"Sevgili Prof Dr Ozer Pala bana Marko Pasa der.
Ben de ona canli MR derim. Sebebi insanin yuzune bakarak teşhisini
%100 doğrulukla koyar.  Hocalara hocalik yapan bir doktor olması biz
arkadaslarini gururlandırıyor. Iki dili mukemmel bilerek tip
literaturunu devamli takibi ona bu buyuk sohret sagladi.
Yediden yetmişe butun hastalar ona kosuyorlar.
Sebebi hep okuyor, hep okuyor. Tibbin son yeniliklerini takip etmesi
onun Edirne TIP Fakultsinde ismine yapılan amfiye giderek oradaki
hocalara ders vererek devam ediyor.
Pazar gunu yatak yorgan yatiyorum, selpak dagları olustu. Burnum cesme olmus akiyor.. Ozer hocaya sordum, hangi ilaci alayim?
"SOGANI SIKTIR, SUYUNUN BIR DAMLASINI BURNUNUN
SAG DELIGINE, DIGER DAMLAYI SOL DELIGINE KOY. Biraz yakar."
Tavsiyesini uyguladım.
Evet biraz yaktı, biraz koktu, fakat iki saat
sonra nezlem gecti ve burnumun akıntısı durdu.
Kıymetli canlı MR Ozer hocaya yurekten tesekkurler. . Ola ki bu muthis nezle ilacina ihtiyacınız olursa, bilmenizde yarar var dusuncesiyle sizlere aktariyorum.
Saglikli gunler dilerim."
  (Alıntı) 



Tarih: 22:17, 20/5/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Sağlık için önemli bir uyarı: Umuma açık yerlerdeki sıvı sabunla



Sterisol


Kamuya açık yerlerde ve tüm kamu kurumlarının tuvaletlerinde ekonomik olduğu için sıvı sabunlar kullanılmakta. Elinizdeki açık yaralara temas ettiğinde %100 cilt kanseri riski taşıdığını ve Ankara Onkoloji Hastanesi'ne yapılan başvurularda son 4 yılda 'Cilt Kanseri' hastalarının sayısının %94 arttığını biliyor musunuz? Özellikle İsveç'ten alınan 'Sterisol' isimli dezenfektan içerikli sıvı sabun bu riski en çok taşıyanlardan. 'Sterol' adıyla pazarlanan bu sıvı dezenfektan sabuna dikkat edin. Umuma açık yerlerdeki sıvı sabunların hiçbir türünü asla kullanmayınız. Sağlıklı toplum olmak elimizde.


S.SAÇAN
Ege Üniversitesi
Nükleer Bilimler Enst.
35100,Bornova IZMIR / TURKIYE



Tarih: 14:17, 16/5/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Alternatif Tıp Dünyasının Gündemlerinden: "BACH ÇİÇEK TERAPİSİ".




BACH ÇİÇEK TERAPİSİ
NEDİR?

 

 



İngiliz tıp doktoru Edward Bach (1886-1936) "Sağlıklı olmak demek, ruhumuzla armoni içinde olmak demektir!!!" felsefesinden yola çıkarak kendi adı ile anılan "Bach çiçek terapisini" geliştirmiştir.

 

Dr. E. Bach, her bedensel rahatsızlığın temelinde ruhsal bir denge bozukluğunun yattığını düşünerek böyle bir araştırmaya başlamış ve çalışması dünya çapında değer bularak yaygınlaşmıştır. Dr. E. Bach, korku, güvensizlik, yaşam sevinci ve özgüven kaybı, yanlızlık, alınganlık, dengesizlik, tutarsızlık ve çaresizlik gibi istenmeyen davranış örneklerinin bedensel ve ruhsal rahatsızlıklara neden olacağı ve var olan rahatsızlıkların da iyileşmesini engelleyeceği teziyle; sorunların çözümünü doğada aramış ve yıllar süren çalışmaları sonucunda, homeopati temeline dayanarak "bach çiçek terapisinde" kullanılan 38 çiçeği bulmuş, bunlardan basit yöntemlerle esanslar elde etmiştir.

 

Bach çiçek terapisi, olumsuz bazı duygusal düşünceleri, olumlu yöne dönüştüren, olumsuz davranışlardan uzaklaştıran, bireysel telkin gücümüzü teşvik eden ve destekleyen bir terapi yöntemidir. Ruh halimiz dengelendiğinde, organik rahatsızlıklar da iyileşir. Bach çiçek terapisinin olumlu sonuçları, yapılan binlerce uygulamada defalarca doğrulanmıştır.

 

 

Bach Çiçek Terapisini 7 alt başlıkta toplayabiliriz:

 

1.       Korku için terapiler

2.      Belirsizlikle ilgili terapiler

3.      Varolan koşullara karşı yetersiz ilgiye dair terapiler

4.      Yalnızlıkla ilgili terapiler

5.      Aşırı duyarlılıkla ilgili terapiler

6.      Üzüntü ve kederle ilgili terapiler

7.      Başkalarının iyiliğiyle aşırı ilgili olmaya dair terapiler

 

 

Terapinin başarısı, terapi uygulanacak kişinin duygu ve ruh halini iyi tanıyıp doğru çiçek esanslarının seçilmesine bağlıdır. Terapi sürecinde kişi için hazırlanan gerekli karışım günde 4-5 kere içeceği her hangi bir içeceğe, yada direkt dilinin üstüne 3-4 damla damlatılarak uygulanır. Hiç bir yan etkisi olmayıp çocuklarda ve bebeklerde de kullanılabilir.

 

Unutulmamalı ki; Bach çiçek terapisi, herhangi bir ilacın yerine geçmez, "olumsuz duyguların farkedilmesinde ve giderilmesinde" destekleyici bir terapi yöntemidir.

 

 

Bach Çiçek Terapisi'nde Bitkilerin Kısa Tanımları

 

Agrimony (Kasikotu)

Zihinsel sıkıntılar

Aspen (Toz ağacı)

Bilinmeyen korkular

Beech (Akgürgen)

Tolere edememek

Centaury (Kantaryon)

Zayıf irade

Cerato

Danışma ve onaylanma ihtiyaci duyma

Cherry Plum (Erik ağacı)

Aklını kaçırma korkusu

Chestnut Bud (Kestane tomurcugu)

Hatalardan ders çıkaramama

Chicory (Hindiba)

Bencilce mülkiyet düşkünü olma

Clematis (Orman asması)

Hayalperestlik, ilgi dağınıklığı

Crap apple (Yaban elması)

Kendine kin duyma

Elm (Karaağaç)

Çok büyük sorumluluk hissi

Gentian (Centaniye)

Cesaretsizlik, ümitsizlik

Gorse (Katir tirnagi)

Umutsuzluk

Heather ( Funda)

Ben merkezcilik, bencillik

Holly (Çoban püskülü)

Kin, düşmanlık, kıskançlık

Honeysuckle (Hanimeli)

Geçmişte yaşamak

Hornbeam (Kayin)

"Pazartesi sendromu" duygusu

Impatients (Sabirotu)

Sabırsızlık

Larch (Simal çami)

Kendine güvensizlik

Mimulus

Bilinenlerden korkma

Mustard (Hardalotu)

Derin kasvet duygusu

Oak (Mese)

Tükenmiş olmak ancak mücadeleyi sürdürmek

Olive (Zeytin ağaci)

Enerjisizlik

Pine (Çam)

Kendini ayıplama, suçluluk duyma

Red Chestnut (Kizil Kestane)

Diğerleri ile aşırı ilgilenme

Rock Rose

Terör

Rock Water

Kendi kendine baskı uygulama, kendini reddetme

Scleranthus

Kararsızlık

Star of Bethlehem

Şok

Sweet chesnut (Kestane)

Çok siddetli zihinsel ızdırap

Vervain (Mine çiçeği)

Aşırı şevk, heves

Vine (Asma)

Hükmetme, esnek olmama

Walnut (Ceviz)

Değişiklikten kaçma

Water Violet (Dere Menekşeşi)

Gurur, ulaşılmazlık

White Chestnut (Ak Kestane)

İstenmeyen düşünceler

Wild Oat (Yaban Otu)

Şüphelilik

Wild Rose (Yaban Gülü)

Teslimiyet, cansızlık, hissizlik

Willow (Söğüt ağaci)

Gücenme, içerleme


Kaynak:  http://www.bachcicekterapisi.com/BachCicekTerapisi.htm

“BACH" - Çiçek Terapisi

Bach Çiçek Terapisi, hastalıklarımızın çoğunun fiziksel değil, zihinsel ve duygusal kaynaklı olduğu tezine dayanır. Korku, umutsuzluk, kaygı, irrasyonellik ve yorgunluk gibi duygusal problemlerimiz, birçok hastalığa davet niteliğini taşır. Yabani bitkiler, çiçekler ve ağaçlar bu duygusal problemlerin tedavisine destek olur. Bitkilerin pozitif gücü bedenimize nüfuz ederek, bize pozitif bakış açısı kazandırır. Böylece psikolojik ve zihinsel güç kazanırız ve bedenimize hastalıkları davet etmeyiz. Kendimizi olumlu, sağlıklı ve canlı hissederiz.

Nasıl uygulanır?

Terapiye gelen kişiyle bir öngörüşme yapılarak, kişinin yaşam tarzı fiziksel ve duygusal sıkıntıları, alışkanlıkları gibi bir çok konuda konuşulur. Terapide kullanılacak çiçekler kişiye resimlerden seçtirilerek yorumlanır. Kişinin kendi seçmiş olduğu bu çiçekler her zaman daha doğru sonuç vermektedir.

Seçilen çiçek sularından hazırlanan karışım dahili veya harici kullanılması önerilir.

Bach Çiçek Terapisi, aşağıdakiler de dahil pek çok durumda yardımcı olabilir:

bullet

Stres

bullet

Depresyon

bullet

Aşırı üzüntü, şok

bullet

Yorgunluk

bullet

Regl öncesi gerginlik

bullet

Saman nezlesi vb.

 

Bach Çiçek Terapisi'inde Bitkilerin Kısa Tanımları

Agrimony (Kasıkotu) 

  Zihinsel sıkıntılar

Aspen (Toz ağacı) 

  Bilinmeyen korkular

Beech (Akgürgen) 

 Tolere edememek

Centaury (Kantaryon) 

 Zayıf irade

Cerato 

 Danışma ve onaylanma  ihtiyacı duyma

Cherry Plum (Erik ağacı) 

 Aklını kaçırma korkusu

Chestnut Bud (Kestane tomurcuğu) 

 Hatalardan ders çıkaramama

Chicory (Hindiba) 

 Bencilce mülkiyet düşkünü olma

Clematis (Orman asması) 

 Hayalperestlik, ilgi dağınıklığı

Crap apple (Yaban elması) 

 Kendine kin duyma

Elm (Karaağaç) 

 Çok büyük sorumluluk  hissi

Gentian (Centaniye) 

 Cesaretsizlik, ümitsizlik

Gorse (Katır tırnağı) 

 Umutsuzluk

Heather ( Funda) 

 Ben merkezcilik, bencillik

Holly (Çoban püskülü) 

 Kin, düşmanlık, kıskançlık

Honeysuckle (Hanımeli) 

 Geçmişte yaşamak

Hornbeam (Kayın) 

 ‘Pazartesi sendromu’ duygusu

İmpatients (Sabırotu) 

 Sabırsızlık

Larch (Şimal çamı) 

 Kendine güvensizlik

Mimulus

 Bilinenlerden korkma

Mustard (Hardalotu) 

 Derin kasvet duygusu

Oak (Meşe) 

 Tükenmiş olmak ancak mücadeleyi sürdürmek

Olive (Zeytin ağacı) 

 Enerjisizlik

Pine (Çam) 

 Kendini ayıplama, suçluluk duyma

 



 

Çiçek Terapisi’nin prensipleri nelerdir?

Dr. Edward Bach 1930’lu yıllarda bu metodu homeopatiden esinlenerek  yaratmıştır. İnsan bedeninin iyileşme mekanizmasını harekete geçirmek için bitkilerin minimal dozda su ile seyreltilerek kullanılması metoduna dayanır. Yani kişinin fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığı için doğru bitki minimum dozda kullanılırsa bedenin iyileşme süreci başlar.

Çiçeklerin yapısı incelendiğinde insanların duygusal özellikleri ile çok örtüşen noktalar bulunur. O halde bu çiçek özleride minimal dozda kullanılırsa kişiye pozitif duygular bedenin iyileşme mekaniması ile sağlanabilir.

Çiçek Terapisi’nin süresi nedir? Ne sıklıkta uygulanır?

Çiçek terapisi tek başına yada daha etkili olduğu için diğer doğal terapilerlede uygulanılabilir. Çiçek terapisi 45 dakika sürer.

Bu doğal yöntemleri periyodik olarak uygulamak herzaman daha etilidir. Kişinin memnuniyeti halinde tekrar terapiye gelmesi önerilir. Herhangi bir seans koşulu yoktur.
Kaynak:  http://www.ipekcaldemir.com/cicek.htm



Tarih: 18:57, 7/5/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Gezegenimizin Yeni Korkusu "Domuz Gribi Salgını" ... Ve ülkemizd


Domuz Gribi
9 Mayısta oluşacak Akrep burcu dolunayı - ki Akrep dönüşüm ve değişim ile alakalıdır - şu anda dünyada devam etmekte olan domuz gribi, kırım kongo, hanta gibi virüs salgınlarında bizim lehimize olmayacak mutasyon değişikliklerine sebebiyet verecek.

Sağlık ve güvenlik Mayıs ayından itibaren çok daha önemli bir konuma gelecek. Grip virüslerinin ortalama 20 derecenin üzerinde aktif olmadığını bildiğimiz için ülkemize gelen bahar ve sıcak hava en azından Ekim başına kadar bizim bulunduğumuz enlem ve boylamlarda daha düşük düzeyde bir salgının olacağını gösterirken, 15 Kasıma kadar olan dönemde etkili bir aşı bulunmaz ise, kışın çok ağır bir salgın ile karşılaşacağımızı da gösteriyor.


Tarih: 13:17, 4/5/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Neden Hapşırırız? Neden "Çok Yaşa" deriz? Tarihte ve inançlarda



Tıp Terimleri Sözlüğü'nde hapşı­rık:


"Burun mukozasının uyarılması sonucu havanın burundan ve ağızdan neredeyse bir kasırga hızıyla dışarıya boşaltıldığı ani hava boşaltma tepkisidir." diye tanımlanıyor. Hapşırma sırasında, burun ile yutak bölgesi ara­sında bulunan "hançere" adı verilen kapakçık aniden açılıyor. Havanın dı­şarıya atılmasının nedeni bu...


Peki, bütün bunlar niye oluyor?

Hapşırmak bir hastalık belirtisi mi yoksa?


Normal koşullarda hayır. Bu­runa bazı toz zerreleri kaçmış da olabilir. Toz zerrecikleri hassas burun mukozasını uyarınca, burnun temizle­nebilmesi için büyük bir güçle dışarı­ya atılıyorlar. Hapşırma tepkisi yal­nızca insanlara özgü değil. Diğer me­melilerde de görülüyor; tepki geliş­meden önce kısa ve kasılma tarzında bir nefes alma eylemi gerçekleşiyor.

 

Hapşırmanın nedenleri oldukça çeşitli...


Doktorlar en büyük nedenler arasında:

·                alerjileri,

·                 burun poliplerini,

·                 baharda uçuşan polenleri,

·                 tozlar 

·                 hayvan tüylerini gösteriyorlar.

Ama bir de;

·                 saç taramak,

·                 cımbızla kaş al­mak,

·                 fazla yemek yemek 

·                 göz­leri ovuşturmak gibi hiç tahmin edemeyeceğiniz nedenleri de var.

Ayrıca ;

·               kadınlar âdet dönemlerinde

·               ha­milelikte hormon düzeyindeki deği­şiklikler nedeniyle hapşırmaya daha yatkın oluyorlar.




İNANÇLARDA VE TARİH SAYFALARINDA HAPŞIRIK

 

Neden "Çok ya­şa!" ya da "İyi yaşa" deriz?


Hapşırdığınız zaman, çoğunlukla hemen yakınımızdaki kişiler "Çok ya­şa!" ya da "İyi yaşa" deyip sizinle ay­nı duyguları paylaşırcasına gülümsüyorlar. Neden acaba? Aynı olumlu tavır neden hıçkırık, öksürük, geğir­me, kusma gibi toplum içinde isteye­rek ya da istemeyerek verdiğimiz di­ğer tepkilerde de gösterilmiyor?


Eski Romalılar, Yunanlılar ve Papalık


Yüzyıllardan beri böyle alışılageldiği için. Eski Romalılar, hapşırana "Salve" ya da "Sen sağlıklı ol" diyor­lardı; Yunanlılar ise uzun bir yaşam diliyorlardı. "Tanrı seni korusun" di­leğini 6. yüzyılda ilk kez Papa Gregorius söylemişti. Bunun için iyi bir nedeni vardı: O yıllarda veba çok yaygındı. Bu öldürücü hastalığın sey­rine hapşırık da eşlik ediyordu.


Homeros'un Odysseia'sında


Eskiden hapşırık, şeytanların vü­cudu ele geçilmesinin ya da terk et­mesinin bir göstergesi sayılıyordu. Bu nedenle atalarımız, güçlü bir "hapşu"yu şans ya da ölümü gösteren iki taraflı bir simge olarak görüyor­lardı. Nitekim, hapşıran kişiye sağlık dilemeye, Yunanlı şair Homeros'un (M.Ö. 800'ler) Odysseia'sında bile rastlanıyor.


Talmud ve İlyas Peygamber


Museviliğin en önemli ve temel eserlerinden biri olan Talmud'da bu konuya da yer verilmiş. Esere göre, biri dua ederken hapşırmak zorunda kalırsa, bu, Tanrı'nın onu duyduğu ve duasını kabul ettiği anlamına geli­yordu. İncil'de İlyas Peygamberi (Eski Ahit. Krallar 2. Kitap, 4,35) an­latan efsanede, din adamının, henüz ölen bir çocuğa ağız yoluyla suni so­lunum yaptırdığı: çocuğun arka arka­ya yedi kez hapşırarak yaşama dön­düğü ve bu nedenle de hapşırığın ya­şamın simgesi olduğu anlatılıyordu.


Burun; ruha giden yol


Birçok ilkel kabile burnu "ruha giden yol" olarak görüyordu ve hapşırırken.ruhun bir bölümünün bedeni terk edeceğine inanılıyordu. Buna karşı­lık, İngiliz Doktor Oliver Wendell Holmes. 19. yüzyılda tuttuğu notlar­da, doğum sırasında bebeğin hapşır­masının, mutlu bir yaşam sürdürece­ğinin belirtisi olduğunu yazıyordu.

 

Yanımızda birisi rasgele hapşırdığı zaman biz de mikrop kapar mıyız?


Kulak-burun- boğaz uzmanları, hapşırırken, ağızdan çıktıktan sonra ha­vada etkinliği 45 dakika devam eden ve 2.000–5.000 bakteri damlacığı içe­ren bir bulutçuğun püskürtüldüğünü belirtiyorlar. Ama bu bakterilerin ço­ğunluğu zararsız. Hapşıran kişi, stafilokoklar gibi patojen bakteriler taşı­madığı sürece, soğuk algınlığına ya­kalandığımızda sık sık yaşadığımız gibi, başkalarına hastalık bulaştırma­mız mümkün değil.

 

Hapşırığın öldürücü olabil­diği ağır vakalar da var...


Ancak tıpkı, Chicago'da Dr. Selig J. Kavka'nın 81 yaşındaki annesinin yaşadığı olayda olduğu gibi. Uzun zamandır kansız­lık sorunu olan yaşlı kadın, iki defa şiddetli hapşırmış ve bu yüzden kalp krizi geçirerek ölmüştü. Aynı şey bir­kaç hastasının daha başına gelince, iç hastalıkları uzmanı olan Dr. Kavka, olayın temeline inmeyi denedi.

 


Han­gisi önce gelişiyordu?

Hapşırık mı kalp krizine, yoksa kalp krizi mi hap­şırığa yol açıyordu?


Doktorun elinde, kalp krizinin hapşırığa yol açtığına ilişkin iki kanıt vardı. Birincisinde doktorlar, güçlü ve sık sık hapşırmayı ağır hastalarda, genellikle beyin hastalıkları ya da epilepsi (sara) belirtisi olarak kabul ediyorlardı. İkinci kanıt ise, hapşırı­ğın beyinde, henüz yeri tam olarak belirlenemeyen özel bir bölge tara­fından kontrol edilmesiydi. Nöroşi­rurji uzmanları, beyin ameliyatı sıra­sında, mekanik dokunmayla tesadü­fen uyarılan hastaların, narkoz altın­da bulunmalarına rağmen hapşırdık­larına tanık olmuşlardı.

 


Lütfen yardım edin hapşırmak istiyorum


Hapşıramamaktan ya da az hapşırmaktan şikâyetçi insanlar oldu­ğunu biliyor muydunuz? Bir gün Dr. Kavka'nın muayenehanesinde beli­ren bir kadın, hapşırabilmek için sa­bun köpüğü yuttuğunu söylemişti. Kadının bu girişimi başarılı olmuştu, ama güçlü şok dalgalarının etkisiyle sol gözünün retinası yırtılmıştı.

 


Lütfen yardım edin daha çok hapşırmak istiyorum


Bir hapşıran öteki hapşırana ne demiş? “Hadi yarışalım mı?”


Bu tepkiyi harekete geçirecek da­ha rahat ve keyifli yollar da var: ör­neğin enfiye... Almanya'nın eski baş­bakanı Helmut Schmidt, incir, bal, rezene, yasemin, sandal ağacı ya da limon ile zenginleştirilmiş ve toz haline getirilmiş nikotinden zengin en­fiyeyi Kuzey Yarıkürede de popüler hale getirmişti. Öyle ki, birbirleriyle yarışan hapşırık kulüpleri bile ortaya çıktı. Ama dikkat! Bunun da yan et­kileri var. Sodyum bakımından zen­gin olan enfiyenin tansiyonu yüksel­ten etkisi var. Doktorlar, enfiye kul­lananların, kullanmayanlara oranla yüksek tansiyondan üç kat daha çok şikâyetçi olduklarını belirtiyorlar.

Öğrencilerin okullarda eğlenmek için kullandıkları hapşırık tozu (tıpta ptarmikum olarak geçiyor) biraz daha masum. Yaramaz yumurcaklar yeşil ve siyah boynuzotu, meyhaneciotu, mayıs çiçeği, mercanköşk ve tütünden oluşan bu karışımla arkadaşlarını ve öğretmenlerini kızdırıyorlar.

 

Hapşırığı durdurmak?


Yapay olarak harekete geçirilebildiğ ine göre, hapşırığı yapay olarak durdurabilmek de mümkün müydü? Eskiden bunun yapılabileceğine ina­nıyorlar ve bu amaçla üşenmeden yüzlerine hayvanların içyağını sürü­yorlar; sarımsak, bayır turpu yiyorlar ya da fındık yağı veya zeytinyağı içiyorlardı. Ancak, bugün uzmanlar bunların boşuna yapıldığını belirti­yorlar. Hiçbir şey hapşırmayı durdu­ramıyor. 12 yaşındaki bir İngiliz kı­zın başına gelenlerde olduğu gibi. Trisha Reay için ızdırap süreci basit bir nezleyle başlamıştı. Ama zavallı kızcağız, izleyen 153 gün boyunca, her 15 saniyede bir sürekli hapşırmıştı; yani yaklaşık 881.000 defa...

Yine böyle bir hapşırık krizine tutulan 17 yaşındaki Amerikalı June Clark, bu sorunundan elektroşok yardımıyla kurtulabildi. 167 gün boyunca hiç durmadan hapşırmıştı. Almanya'nın Essen kentindeki Uniklinik'te çalışan bir pro­fesör, bu sorunun bir tür virüs enfeksiyonu sonucu beyin dokusunun iltihaplanması yla ortaya çıktığını belirtiyor ve ola­yı, kafa içinde işlemekte olan elektrik devresinin kısa devre yapması şeklinde yorumluyor.

 


Saatte 300 de­fa


Ama 23 yaşındaki Amerikalı genç kızı, bir hafta boyunca saatte 300 de­fa hapşırtan şey, sarhoş bir adamın bir külah dondurmayı kaba bir şekil­de kızın yüzüne bastırmasıydı. Bu iş­kenceden, ancak bir narkoz maddesi olan kokain hidroklorid yardımıyla kurtulabildi.

 


Sürekli hapşırdığı için dört kez işinden atıldı


Ya 38 yaşındaki Bremenli tornacı­nın basma gelenlere ne demeli? Sü­rekli arka arkaya hapşırmak zorunda kalan adamcağız, her defasında de­ğerli bir malzemenin kullanılamaz hale gelmesine yol açıyordu. Bu ne­denle arka arkaya dört kez işinden atıldı. Bir günde, neredeyse 100 defa hapşırmak ve 800 kez öksürmek zo­runda kalıyordu. Yaklaşık 5 doktor gezmiş ve bahar nezlesi, öksürük, bronşit ve soğuk algınlığına iyi gelen 500'e yakın ilaç kullanmıştı. Aylarca bu şekilde yaşadıktan sonra, bir gün sorun kendiliğinden çözülmüştü.

 


Rekor


Bu konudaki rekor, 987 gün bo­yunca sürekli hapşırarak "Guinness Rekorlar Kitabı"na girmeye hak ka­zanan İngiliz Donna Griffıth'e ait.

 


Hapşırık kalıtsal olabilir mi?


Was­hington Eczacılık Fakültesi'nde gö­revli Profesör Roberta Pagan, hapşı­rık için bir şey söyleyememekle bir­likte, hapşırık nöbetinin özellikleriyle kalıtsal yapı arasında bir ilişki oldu­ğunu saptadı. Yani, nesiller boyu ba­zı ailelerin üyeleri arka arkaya üç ke­re, başka ailelerin üyeleri ise sekiz kere hapşırıyorlar. Ancak nedeni he­nüz açıklanamıyor.

 


İnsanların beşde birinde var olan ve nedeni bilinmeyen hapşırık


Bir de, özellikle otomobil sürücü­leri için çok tehlikeli olan "photic hapşırık tepkisi" var. Bu tepki, karan­lıkta ilerlerken birden parlak bir ışığa bakıldığında beliriyor. Örneğin, bir süre tünelde gittikten sonra dışarıya çıkınca... İnsanların yaklaşık beşte biri bu reflekse sahip, ama bu kadar sık rastlanmasına karşın, nedeni bu­güne kadar açıklanamadı. İngiliz fi­lozof Francis Bacon bu konu üstünde çok düşünmüştü. 1635'te, ışığın be­yindeki suyun çekilmesini sağladığı­nı, bunun sonucunda da gözyaşları­nın yoğun bir şekilde aktığını ve bir şekilde bütün bunlara hapşırık tepki­sini harekete geçirdiğini yazmıştı.

İngiliz Gerald Legg, kısa bir süre önce daha sağlam temellere dayanan bir açıklama yaptı. Bilim dergisi "New Scientisfe olayın nedenini şöyle açıklıyordu: "Ani ışık yansıma­sından dolayı göz bebekleri küçülü­yor, bunun sonucu olarak gözyaşı bezleri tuzlu sıvılarının salgılanması­nı artırıyor. Gözyaşı, gözyaşı kana­lıyla burun boşluğunun üst bölümüne ulaşıyor. Burada, burun içindeki mu­koza dokusunu uyarıyor ve hapşırık tepkisi harekete geçiyor. Burun mu­kozası, soğuk algınlığı nedeniyle za­ten hassas olduğu takdirde, tepki da­ha da çabuk ortaya çıkıyor."

Araştırmacı N. Deshmukh, "photic hapşırık tepkisi"ni elektriksel olayla­ra bağlıyor. Görme siniri ve burun ile bağlantılı olan "trigeminus siniri", beyinde birbirlerine o kadar yakın duruyorlar ki, uyarılar bir sinirden di­ğerine kolayca atlayabiliyor.

Bilim adamları, otomobille bir tü­nel yolculuğundan çıktıktan sonra göze yansıyan ışığın yol açtığı hapşı­rığın nedeni konusunda hemfikir ola­na kadar yapılacak tek şey var: Yanı­nızdan mendilinizi eksik etmemek...

 


Sakın hapşırığınızı tutmayın.


Gürültülü bir "hapşu" sesiyle baş­kalarını rahatsız etmek istemeyen ba­zı kibar insanlar, hapşırmaları gerek­tiğinde, burun deliklerini ve ağızları­nı sıkıca kapatıyorlar. Sakın bunu yapmayın! Sağlığınız için çok zararlı bir davranış. Dışarıya çıkamayan ha­vanın yarattığı basınç beyindeki damarları etkileyeceği için, gökyüzün­de şarkı söyleyen meleklerin arasına karışabilir ya da şiddetli bir baş ağrısı veya güçlü bir burun kanaması yaşa­yabilirsiniz. Daha da ilginç şeyler duymak istiyorsanız hemen ekleye­lim: Deforme olmuş yüz kemikleri, kulak ve ağız boşluğu ya da ense omurlarıyla kendinizi en yakın hasta­nede bulabilirsiniz. Beyin felcinin yaşandığı olaylara bile rastlandı. Öy­leyse, annelerimizin de hep söylediği gibi, var gücünüzle hapşırın. Sinema­dayken yanınızdaki kişileri rahatsız edersiniz belki, ama sağlığınızı da korumuş olursunuz.



Tarih: 05:27, 30/4/2009 Kategori: Herseyin Basi - SAGLIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->