KİŞİSEL SİTEM - "Birbirimize Hayat Yolculuğunda Yardım Etmek İçin Buradayız" ....
Tanım
Sizlerle ÖZGÜRCE bilgilerimi, duygularımı, düşüncelerimi, bazen iç dünyamı, her konuda herşeyi paylaşmak istedim.... Sizlerle gülmek de :) Dilerim Profesyonel ortamlarda yazılarımı yazdığım günler geldiğinde, bu yeni ortamlarda yine karşılaşırız ve sizlerde tekrar olumlu etkiler yaratabilirim...
NEŞELİ günler...
Sevgimle...
Obama'nın Mısır/Kahire'deki Tarihi Konuşması ve Videosu
Obama Mısır Konuşması
"Obama'nın Mısır Konuşması" Videosunu izlerken durdurmak için: Mouse'unuzu videonun sol alt köşesine doğru getiriniz, bu esnada 'PAUSE buttonu' ortaya çıkar ve buttonu tıklayınız...
Obama`dan Kahire`de tarihi konuşma
2009-06-04 15:57:43
Orta Doğu`ya ikinci ziyaretini gerçekleştiren ABD Devlet Başkanı Barack Obama, bu sabah Mısır`ın başşehri Kahire`ye geldi.
Orta Doğu`ya ikinci ziyaretini gerçekleştiren ABD Devlet Başkanı Barack Obama, bu sabah Mısır`ın başşehri Kahire`ye geldi. Obama Kuran`dan alıntı ayetlerle desteklediği konuşmasında İslam dünyasına tarihi nitelikte mesajlar verdi.
Yıllar süren çelişkiler, tek bir gecede silemeyiz. Kalbimizdeki şeyleri açıkça söylemeliyiz. Ortak bir zemin bulmamız gerekiyor. Kuranda söylediği gibi her zaman hakikati söyleyin.
İlişkilerimiz farklılıklarımız tarafından tamamlandığı sürece işbirliğinden ziyade artık bu anlaşmazlık döngüsü son bulmalı. Ben buraya yeni bir başlangıç için geldim. ABD ve İslam arasındaki ilişki aslında rekabete bağlı olacak değil. Ortak ilkeleri paylaşıyoruz.
Konukseverliğiniz içinm minnet duyuyorum. Aybnı zamanda benim ülkemdeki Müslüman toplulukların selamının taşıyıcısı olmaktan mutluluk duyuyorum. Esselamun aleykum
Manyetik pusula, hastalıkların salgın hale geldiğini İslam kültürü buldu. Harika müzik ve yazıyı getirdi. Eşitliği ve insanlara hoşgörüyü öğretti.
Aynı zamanda İslam her zaman ABD`nin bir parçası oldu. ABD`yi ilk tanıyan Fas oldu.
Oy vermişler yönetmişler, her türlü spor oyunlarımızda birlikte olmuşlar.
Üç kıtada İslam`ı tanıma fırsatı buldum.
Aynı prensip Müslümanların ABD`yi algılamasında da geçerli olmalı. ABD, sadece kendi çıkarlarını düşünen bir ülke değil.
Biz bir imparatorluğa karşı gelerek ortaya çıktık. Özgürlük için yüz yıllarca savaştık.
İsmim Hüseyin olarak başkanlık yapabildiğim bir ülke.
Amerika`da herkes için fırsatlar eşit olamamış olabilir. 7 milyon Müslüman, Amerika ortalamasının üzerinde standartlarına sahipler.
ABD`nin her eyaletinde bir cami vardır. Kilise dayatmasına kesinlikle karşıdır.
İslam Amerika`nın bir parçasıdır. Hepimiz güvenli ve başarılı bir şekilde yaşamak isteriz. Bu insanlığın ortak umududur.
Bizim görevimiz sadece sözler halkın ihtiyacını karşılayamaz. Ancak önümüzdeki yıllarda cesur bir şekilde hareket edersek başarıya ulaşırız.
Bir ülkede ekonomi zarar görürse, orada herkesin refahı zarar görür. Bir kişi grip olursa herkes risk altında kalır.
Bosna ve Darfur`da insanlar öldürüldüğünde hepimizin vicdanını yaralar.
İnsanlık tarihi her zaman halkların ve dinlerin birbirlerini kontrol altına almasını anlatır.
Problemlerimizi ortaklık ve işbirliği ile çözmeliyiz.Bu sıkıntılı bölgeleri görmezden gelmemiz anlamına gelmez tam tersini söylüyorum.
Birlikte karşılamamız gereken şeyler var. Ankara`da da söyledim. Asla İslam`la savaş içinde olmayacağız.
Masum kadınların, çocukların öldürülmesine karşıyız. Ben birlikte çalışmamızın zaruretine inanıyorum.Biz Afganistan’da asker tutmak istemiyoruz. Orada şiddet olmasa idi askerimizi hiç tutmazdık. Bu sebeple 46 ülkenin desteğini istiyoruz.
Bunlar insanları öldürüyordu ve en çok öldürdükleri de Müslümandı.
Kur`anda "Bir cana kıyan bütün canlara kıymış salıyır" diyor. Kur`an’da aynı zamanda "Bir canı kurtaran bütün insanlığı kurtarmak demektir" deniyor.
Bir milyardan fazla insanın inancı birkaç kişinin inancından çok daha önemli.
Afganistan ekonomisini geliştirmek için 2 milyar dolardan fazla yardım yapacağız.
Irak konusuna da değineceğim. Dünyanın her tarafından tepkiler geldi. Irak halkı Saddam Hüseyin`in zulmünden kurtulduğu için şimdi daha iyi durumda. Thomas Jeffersen`ın sözlerini hatırlayalım. Bilgeliğimizi ne kadar fazla kullanırsak gücümüz o kadar artar.
Irak halkına şunu çok açık bir şekilde ifade ettim. Irak, Irak halkının olacaktır. Irak`ın demokratik olarak seçilmiş hükümeti yönetecek.
Askerlemizin çekilme kararına da saygılıyız tabii ki. Birleşik Irak`ı bir ortak olarak düşüneceğiz. Biz de kendi prensiplerimizi unutmamalıyız.
ABD`de işkenceyi kesinlikle yasakladım ve Guantanamo`yu gelecek yıl başında kapanmasını emrettim.
Müslümanlar şiddete ne kadar çabuk tepki verirse o kadar hnızlı sonuca ulaşırız.
ABD`nin İsrail ile olan bağları çok köklü. Bu kırılamaz. Tarihi de gözardı edemeyiz. Yüzyıllar boyunca Avrupa`da birçok şeylerle karşılaştı.
6 milyon Musevi öldürüldü. Bugünkü İsrail`den daha fazla bir nüfus. Bunu reddetmek asla olamaz. Bu bölgede barışı engellemekten başka bir şey yaramaz.
Öte yandan Filistinli Müslümanlar 60 yıldır acı çekiyor. Onlar da kamplarda zor şartlarda yaşıyor. Filistin halkına asla sırtını dönmeyecektir.
Filistinliler kendi devletini kuracaktır.
İki halkın da acı dolu geçmişi var ve isteklerinde haklıdırlar. Acı geçmişleri dolayısıyla biraraya gelemiyorlar. İsrail kurulduğu için Filistinliler yerlerinden edildi, İsrail de sürekli karşı karşıya. İkisi de gözardı edilemez.
Bu hem İsrail, hem Filistin, hem de ABD`nin çıkarı böyle bir çözümde. Her iki tarafın da yol haritası çerçevesinde sorumlulukları var.
Filistinliler şiddete son vermeli. Şiddet ve cinayet asla başarıya ulaşmayacaktır. ABD`de ırkçılık yüzünden zenciler acı çekti. Ama sorunlarını barışla çözdü.
Şiddet ne gücü ne cesadeti gösterir. Otobüsteki yaşlı kadınlara saldırmak cesaret değildir.Hamas, Filistin halkını biraraya getirmek için şiddete son vermeli. İsrail`in varlığını kabul etmeli. İsrail`in var olma isteği reddedilirse Filistininki de reddedilir.
Ancak yeni yerleşimler barış sürecine zarar veriyor, durması gerekir. Gazze`deki durum İsrail`in varlığına destek vermiyor. İsrail barış için çaba harcamalı.
Arap ülkeleri de Arap-İsrail çatışması sorunların çözümünden dikkati dağıtmamalı. İsrail`in haklı taraflarını kabul etmeli.
Amerika her zaman barıştan yana oldu. Biz barışı zorlayamayız.
Çok fazla kan, çok fazla kan döküldü. Bu konuda hepimizin sorumlulukları var. İsrailli, Filistinli annelerin çocuklarını barış içinde büyütmeleri gerek. İbrahim`in bütün çocukları barış içinde yaşamalı. Hz. Musa, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed birlikte dua etmeli.
Yıllar boyunca İran kendini ülkeme karşı olmakla tanımladı. İran birçok sivilin kaçırılması konusunda rol oynadı. Şu anda İran`ın neye karşı olduğu değil, nasıl bir gelecek istediğidir.
Ön yargı olmadan ileriye doğru adım atılabilir. Ama konu nükleer silahlara gelince, bizim bu konuda bir tavrımız var. Ortadoğu`da silahlanma yarışını körükler. ABD`nin amacı hiçbir ülkenin nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır.
Dördüncü konu ise demokrasi.Bir takım tartışmalar olduğunu biliyorum. Irak savaşı ile ilgili oldu bunlar. Herhengi bir sistem, bir başka ülkeye dayatılmamalı.
Amerika, bir seçimin sonuçlarına müdahale etmez. Amerika, düşünce özgürlüğünden yana. İnsanlar fikirlerini ortaya koyabilmeli. İnsanlar özgür bir şekilde yaşamak istiyor. Biz dünyanın her yerinde özgürlükleri destekleyeceğiz.
Fikirleri bastırmak onları asla yok etmez. Aynı fikirde olmasak bile farklı fikirlere sahip çıkarız. Nerede olursa olsun halk tarafından kurulan yönetimler olmalı. Bunu da zorla değil insanların kabul etmesi ile olmalı.
Beşinci konu ise din özgürlüğü. İslamın gurur verici bir hoşgörü geleneği vardır. Ben Endonezya`da çocuk olarak gördüm. Hristiyanlar özgür bir şekilde yaşıyorlardı. İnsanlar, kendi kabul ettikleri dini yaşamalıdır. Bugün bunun önüne bir çok engel çıkıyor. Din özgürlüğü her zaman merkezde kalmalı. ABD`de bazı kanunlar müslümanların zekat vermesini engelleyen kanunlar var. Bun ortadan kaldırmaya çalışacağım. Müslümanlar, kimin ne giyeceğine karışmamalı. Türkiye`nin Medeniyetler İttifakındaki rolleri gibi köprüler kurulmalı.
Altıncı konu kadın hakları. Biliyorum, buradaki seyicilerden de anladığım kadarıyla sağlıklı bir tartışma ortamı var. İnsanlar başları örtülü oldukları için farklı yerde görülmemeli. Türkiye, Pakistan, Endonezya`da kadınların lider olarak seçildiğini görüyoruz. Amerika`da kadınlar hala eşitlikm için savaşmaya devam ediyor. Bizim kızlarımız da erkeklerimiz kadar katkı sağlayabilir.Gerek kadınların, gerek erkeklerin bütün potansiyellerini kullanmalıdırlar.Hayatlarını geleneksel ortamlarda yaşamak isteyenler de olabilir. Kadınların iş bulması ilkesinin yanında olacağız.
Son olarak ekonomik gelişim ve fırsata değinmeki istiyorum.Küreselleşme değişimi, değişim de eraberinde korkuyu getiriyor bazen.Halklarımız için en fazla gelenekler ve kişiliğimiz iüste tutarız. Gelişim ve gelenek arasında bir zıtlık olması gerekmez. Japonya ve Güney Kore ekonomilerini hızla geliştirdi ancak geleneklerini korudu. Dubai gibi yerlerde Müslümanlar geleneklerini bozmadı.
Birçok Körfez ülkesi zenginlik yaşıyor, ancak bazıları bunu gelişim için harcıyor. Müslüman ülkelerle birlikte yeni bir ekonomik sistemi oluşturacağız.Anlattığım şeyleri yapmak kolay olmayacak. İstediğimiz gibi bir dünya kurmak için buna ihtiyacımız var. İsrail ve Filistin`in güvenhlik içinde yaşadığı, Tanrı`nın tüm çocuklarının haklarının saygı gördüğü bir dünya istiyoruz.
Bazıları bu gelişmenin önünde duracak. Geçmişten gelen çok fazla güvensizlik var. Gençlere söylüyorum. Sizin dünyayı baştan yaratmayı istemelisiniz.Bizi ayıran değil, birlikte ve sürdürülebilir bir alan oluşturmalıyız. Tüm insanlığın onur ve şerefini dikkate almalıyız.
Savaş çıkarmak, bitirmekten çok daha kolay. Başkasını suçlamak kendine bakmaktan daha kolay.Her dinin ortak bir kuralı var. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamalıyız.Biz elimizde istediğimiz dünyayı şekillendirme gücünü taşıyoruz. Geçmişi ve yazılanları dikkate almalıyız. Kur`an, "Erkekler ve kadınlar sizi yarattık. birbirinizi tanıyasınız der:" İncil`de ise barış getirenler kutsanmıştır, çünkü onlar Tanrı`nın çocuklarıdır der.Dünya halkları barış içinde yaşayabilirler, Tanrı`nın vizyonu da budur.
Hüsnü Mübarek`le görüştü
ABD Devlet Başkanı Barack Obama, İslam dünyasına sesleneceği Kahire`deki konuşmasından önce Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek`le görüştü.
Görüşme sonrasında Kahire`deli tarihi El Kuba Sarayı`nda gazetecilere açıklamalarda bulunan Obama, "İsrail ve Filistinlilerin durumunu görüştük. Bölgeye barış ve refah getirmek için yapıcı bir şekilde ne tür ilerlemeler yapabileceğimizi ele aldık" dedi. Mübarek`le görüşmeyi uzun süredir beklediğini belirten Obama, Mısırlılara Amerika`dan selam getirdiğini söyledi.
Mübarek`le görüşmeyi uzun süredir beklediğini belirten Obama, Mısırlılara Amerika`dan selam getirdiğini söyledi.
Mübarek de "Hiçbir sınırlama olmadan her konuyu görüştük" dedi. Obama, görüşme sonrasında, İslam dünyasına sesleneceği Kahire Üniversitesi konuşması öncesinde Kahire`deki Sultan Hasan Camii`ni ziyaret etti. Obama ve kendisine refakat eden Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton, 600 yıllık tarihi camiye girişlerinde ayakkabılarını çıkardılar. Obama, kendisine camiyle ilgili bilgiler veren rehbere bazı sorular yöneltti.
Görüşme sonrasında Kahire`deli tarihi El Kubbbe Sarayı`nda gazetecilere açıklamalarda bulunan Obama, "İsrail ve Filistinlilerin durumunu görüştük. Bölgeye barış ve refah getirmek için yapıcı bir şekilde ne tür ilerlemeler yapabileceğimizi ele aldık" dedi.
Obama, Sultan Hasan Camii`ni ziyaret etti
ABD Devlet Başkanı Barack Obama, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek`le görüşmesinden sonra Kahire`deki Sultan Hasan Camii`ni ziyaret etti.
Obama`nın ziyareti dolayısıyla Kahire`nin büyük bölümü kapatıldı. ABD Başkanı`nın geçeceği güzergahlar ise önceden tamirden geçirildi ve yollar ve binalar yıkandı.
Obama`nın İslam dünyasına sesleneceği, uzun süredir beklenen konuşmanın yapılacağı Kahire Üniversitesi de baştan başa yenilendi. Bunun 2 milyon dolara mal olduğu kaydedildi.
Obama`nın, Batı`yla İslam dünyası arasındaki gerginlikleri ortadan kaldırmaya yönelik konuşma yapması bekleniyor. Konuşma metni Ben Rhodes tarafından hazırlandı. Rhodes, konuşmayla İslam dünyası ve ABD arasında diyalogda yeni bir sayfa başlayacağını söyledi.
BUNU MUTLAKA GÖRMELİSİNİZ ! Aşağıdaki Link'i Mutlaka Tıklayı
BUNU MUTLAKA GÖRMELİSİNİZ!
O kalabalık içinde bir kişinin yüzüne net bir şekilde zoomlayabiliyorsunuz.
Dunyanin en yuksek cozunurluklu fotograflarin biri olmaya aday olan ABD Baskani Barack Obamanin yemin torenini gosteren fotograf tam olarak 1474 Megapiksel cozunurluge sahip. 2 GB datayi iceren ve 220 karenin bir araya getirilmesi ile olusan devasa panoramik fotografta Barack Obamanin yemin torenini yaptigi alan ve izleyiciler gorunuyor.
Canon G10 fotograf makinesi ve Gigapan robot kamera sehpasi kullanilarak David Bergman tarafindan cekilen fotograf, bugune kadarki benzerleri arasinda en yuksek cozunurluklu olmaya aday bir kare. Foto ozel bir teknikle cekilmis ve istenilen bolgesine zoom girilebiliyor. Zoom girildikce de detaylar daha belirgin hale geliyor.
Fotografin orjinaline aşağıdaki adresten ulasabilirsiniz. Link'i tıklayınız:
WASHINGTON - ABD’de 4 Kasım 2008 tarihinde yapılan başkanlık seçiminin galibi Barack Obama’nın koltuğuna oturmasına iki günden az bir zaman kala, Martin Luther King’in 1963’te ünlü, “Bir hayalim var” konuşmasını yaptığı Lincoln Anıtı önünde kutlama törenleri yapıldı. 20 Ocak Salı günü Başkanlık yemini ederek görevi devralacak olan Obama, tıpkı iç savaş döneminde iktidara gelen ve birçok eyalette köleliği kaldıran eski ABD Başkanı Abraham Lincoln gibi Philedelphia’dan başladığı tren turunu Washington’da tamamladı. Turun ardından kentteki kutlamalara katıldı.
Obama tören alanına kızları Malia ve Sasha ile eşi Michelle ile geldi. Yüzbinlerce kişinin toplandığı alanda coşkuyla karşılanan Obama’nın yanında yardımcısı Joe Biden da vardı. Büyük konserin açılışını Bruce Springsteen yaparken, Mary J. Blidge, Laura Lynn, Jamie Foxx, Jon Bon Jovi, U2, Usher, Shakira, Stevie Wonder, Sheryl Crow, Tom Hanks, Jack Black, Beyonce ve daha pek çok ünlü isim de günün önemine uygun şarkılar söyledi, konuşmalar yaptı.
Kutlamanın açılış konuşmasını siyahi aktör Denzel Washington gerçekleştirdi. Washington, “Bu töreni üç basit kelimeyle açıklamaya karar verdik: We are one (Hepimiz biriz)” dedi.
HANKS ‘LINCOLN’Ü VE AMERİKASI’NI ANLATTI Tom Hanks kutlamadaki en uzun konuşmayı yapan aktör oldu: “‘Sevgili yurttaşlarım tarihten kaçış yoktur...’ Abraham Lincoln böyle demişti. Sevgili yurttaşlarım, tarihten kaçamayız. Yaptıklarımızla sonsuza dek hatırlanacağız, onurda ve onursuzlukta... Lincoln sessiz ve melankolik bir adamdı. ‘Köle olmayacağım gibi efendi de olmam. Benim demokrasi anlayışım budur, bu anlayıştan sapmam’ demişti. Abraham Lincoln yurttaşlarının kalbinde sonsuza kadar yaşayacak.”
OBAMA: BİR ULUSUN KARAKTERİ ZOR GÜNLERDE BELLİ OLUR ABD’nin sembolü olan bir kartalın sahneye getirilmesinin ardından Obama da topluluğa hitap etti. Obama ABD’nin içinde bulunduğu savaşa ve ekonomik krize karşın bu zorlukları aşacağını belirtti. İşte Obama’nın konuşması:
“Amerika merhaba,
Tüm konuşmacılara ve tüm sanatçılara teşekkür ederim, ve sizlere de... Bu soğuğa dayanıyorsunuz, millerce yol kat ettiniz. Hepiniz hoşgeldiniz. ABD’de evini kaybedenler, işini kaybedenler, mutfak faturalarını ödeyemeyenler... İçinde bulunduğumuz zorlukların çözümünün kolay olacağını iddia edecek değilim. Ancak unutmayın ki, bir ulusun gerçek karakteri, kolay zamanlarda değil içinde bulunduğumuz gibi zor anlarda ortaya çıkar. Sizden, bu karakteri yeniden ortaya çıkarmamızda bana yardım etmenizi istiyorum. Böylelikle, tek bir ulus, tek bir halk olarak birlikte ileri gidebiliriz. Zaman zaman sıkılacağız. Ama ben hiç olmadığım kadar umutluyum. ABD varlığını sürdürecek. Bana ne umut veriyor biliyor musunuz? Ben sizlere baktığım zaman şunu görüyorum: Kararlılıkla el ele duruyoruz. Çifçiler, askerler, hepimiz birlikteyiz. Benim arkamda ise kurtardığı birliğini izleyen bir adam var. Bu adamın önüde durmaktan büyük onur duyuyorum.
Her bölgeden, her ırktan gelen sevgili ABD’liler... Bizim inançlarımızı sağlayacak olan sizlersiniz. Ben başkanlığı devralmaya hazırlanırken seslerinizi beraberimde götüreceğim. Oval Ofis’e girerken her gün bana destek verenlerin seslerini duyacağım. Bu bağlılık bizi birbirimize yaklaştıracak. Değişim çağrısında bulunan milyonların sesi duyuyorum. Yolumuz çok uzun, tırmanışımız çok dik olacak. Gelin, hep beraber, geleceğe bir ulus olarak devam edelim.
Amerika teşekkürler, Tanrı seni korusun.”
Obama’nın konuşmasından sonra yüzbinlerce ABD’li “Obama Obama” diye tempo tuttu.
U2’DAN FİLİSTİN’E GÖNDERME İrlandalı ünlü grup U2 ise “Pride-In The Name Of Love” adlı hit şarkısını seslendirdiği sırada ülkeleri İrlanda’ya ve Filistin’e gönderme yaptı. Şarkının sonunda “Sing America (söyle Amerika)” diyerek yüzbinlere seslenen grubun solisti Bono Vox, “Bu sadece bir Amerikan rüyası değil, bu aynı zamanda bir İrlanda rüyası, Avrupa rüyası, Afrika rüyası, İsrail rüyası ve aynı zamanda bir Filistin rüyası” dedi. Bono, şarkının sonunda “Özgürlük çınlasın” diye haykırdı ve bir sonraki şarkısı “City of Blinding Lights”ı Obama’ya ithaf etti ve sahneyi “Tanrı sizi korusun” diyerek terk etti.
Kutlama töreni için başkent Washington'da dondurucu soğukta toplananların sayısının yarım milyonu bulacağı tahmin ediliyor.
Video: Bruce Springsteen’den açılış şarkısı
Video: Steve Carrel, Jamie Foxx, Bettye Lavette ve Jon Bon Jovi
Video: Laura Lynn, Martin Luther King III, Mary J. Blidge
Video: Tom Hanks, Marisa Tomei, James Taylor
Video: Obama’nın yardımcısı Joe Biden
Video: Queen Latifah, Josh Groban ve Heather Headly
Video: Kal Penn, George Lopez, Herbie Hancock, Will.I.Am, Sheryl Crow
"RÜYA GERÇEKLEŞTİ ! Martin Luther King!" Dünyadan umudum var art
Amerika'nın yeni başkanı Obama kim?
5 Kasım 2008 Çarşamba : 07:33
ABD'nin yeni başkanı Barack Hussein Obama, Kenya asıllı Müslüman bir babayla beyaz bir Amerikalı annenin oğlu olarak dünyaya geldi.
ABD'nin yeni başkanı Demokrat Partili Barack Hussein Obama, Kenya asıllı Müslüman bir babayla beyaz bir Amerikalı annenin oğlu olarak 4 Ağustos 1961 tarihinde dünyaya geldi.
Hawaii Üniversitesi'nde tanışıp evlenen anne ve babası, Obama 2 yaşındayken boşandı. Harvard Üniversitesi'nde burslu okuyan baba, daha sonra Kenya'ya döndü ve hükümet için çalıştı.
Obama 6 yaşındayken, annesi bu kez bir Endonezyalıyla evlendi, aile Cakarta'ya taşındı. Endonezya'da yaşadığı 4 yıl boyunca laik ve Hıristiyan okullarına giden Obama, daha sonra büyükanne ve büyükbabasıyla yaşayacağı Hawaii'ye döndü ve eğitimine burada devam etti.
New York'taki Columbia Üniversitesi'nde Siyasal Bilimler okuyan Obama, 1988'de Harvard Hukuk Fakültesi'ne girdi, buradaki öğrenciliği sırasında "Harvard Law Review" dergisinin ilk Afrika kökenli Amerikalı yöneticisi oldu.
Siyasi yaşamı
1996-2004 yılları arasında Illinois eyalet senatörü olan Obama, 2004 yılında da ABD Senatosu'na seçildi. Bu zaferinin ardından medyanın ilgisini çeken Obama, Washington'un en gözde isimlerinden biri haline geldi. Obama'nın iki kitabı, çok satanlar listesine girdi.
Barack Obama, 2007 başında başkan aday adayı olduğunu ilan etmesiyle birlikte, diğer aday adayı, eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın eşi Hillary Rodham Clinton ile uzun süreli bir mücadeleye girişti ve zaferini ilan etti.
New York Senatörü Hillary Clinton da, Demokrat Parti kurultayında adını yazdırarak, başkan adaylığı konumuna yaklaşan ilk kadın olarak Amerikan tarihine geçti.
Obama, kampanyasının başında "Washington'daki liderlerimizin, sorunlara pratik ve sağduyulu çözümler bulmak için bir arada çalışmaktan aciz olduğu görülüyor" diyerek, kendisinin bunu düzeltmeyi amaçlayacağını açıkladı.
Barack Obama'nın Demokrat Parti'nin resmen başkan adayı olduğu ise Haziran 2008'de kesinleşti. Seçim kampanyasında "değişim" sloganını kullanan Obama, başkanlık yarışında en çok bağış elde eden lider olarak da rekor kırdı.
ABD'nin Irak'a müdahalesi öncesinde savaşa karşı sesini yükselten, Irak savaşının başından beri bunu eleştiren Obama, İranlı liderlerle de koşulsuz görüşmeden yana olduğu yaklaşımıyla eleştirilmişti.
"Rock yıldızı Obama"
Obama, siyasette parlamasıyla birlikte hem ulusal, hem de uluslararası alanda "rock yıldızı" benzetmesi yapılan bir üne ve desteğe kavuştu.
Amerikalı ünlü talk şovcu Oprah Winfrey'yi kampanyasına katan Obama'ya destek veren diğer ünlüler arasında Hollywood dünyasından George Clooney, Scarlett Johannson, Robert de Niro, Tom Hanks, Matt Damon, Halle Berry ve ünlü müzisyen Bruce Springsteen başı çekiyor.
Obama, adının sürekli "Alabama" ya da "Yo Mama" gibi yanlış söylendiği konusunda espriler yapıyor. CNN televizyonu da Obama ile El Kaide lideri Usame'nin (Bin Ladin) adlarını karıştırmış ve özür dilemişti.
Barack Obama, 1964 doğumlu ve kendisi gibi Harvard Hukuk Fakültesi mezunu olan Michelle Robinson ile evli. Çiftin, Malia (10) ve Sasha (7) adlı iki kız çocuğu bulunuyor.
Bu arada zorluklarla da karşılaşan Obama, ikinci adının "Hussein" olmasından dolayı muhafazakar çevrelerden soğuk bir tutum gördü.
Mensubu bulunduğu kilisenin rahibinin ABD'yi hedef alan radikal yorumlarından da olumsuz etkilenen Obama, bütün bu dezavantajları aşarak sonuçta partinin başkan adaylığı için gereken delege sayısına ulaştı.
ABD tarihinde başkanlığa bu kadar yaklaşan ilk siyahi aday olan Barack Obama, 4 Kasım 2008'deki seçimleri kazanarak, ilk siyahi ABD başkanı olarak tarihe geçti.
CnnTürk
Obama tarih yazdı
ABD'de yapılan başkanlık seçimlerinin resmi olmayan ilk sonuçlarına göre, Demokrat Parti'nin siyahi adayı Barack Obama ABD'nin yeni başkanı oldu. Kıran kırana geçen yarışta son olarak kritik Florida ve California eyaletlerini alan Obama, bu sonuçla Cumhuriyetçi rakibi John McCain'i alt etti.
ABD Başkanı George Bush, "harika" bir seçim sonucu başkan seçilen Barack Obama'yı zaferinden dolayı telefonla kutlarken, Beyaz Saray'a da davet etti.
Sözcüsünün açıklamasına göre, Obama'yı arayan Bush, "Sayın başkan, tebrikler! Sizin için, aileniz ve taraftarlarınız için müthiş bir gece. Laura ve ben sizi kutlamak için arıyoruz; sizi ve büyüleyici eşinizi..." ifadesini kullandı.
Bush, "Bu geçiş gayet yumuşak şekilde olacaktır. Siz, hayatınızın en büyük yolculuklarından birine çıkmaktasınız. Tebrikler, yolculuğun zevkli geçmesini dilerim" diye konuştu.
Bush, Obama ve ailesini Beyaz Saray'a davet etti. İktidar koltuğunu 20 Ocak'ta devredecek olan Bush, daha sonra da Obama'nın rakibi John McCain'i arayıp mağlup cumhuriyetçi adayı teselli etti.
Tarihi zafer
ABD'de Demokrat Parti'nin başkan adayı Barack Obama, başkanlık seçimini kazanan ilk siyah olarak Amerikan tarihine geçti.
Bugün ülkede oy kullanan siyahların bir kısmının, çocuklarında otobüslerde arka sıralara oturtulduğu, beyazlarla aynı üniversiteye gitmelerine izin verilmediği, Ku Klux Klan gibi ırkçı örgütlerin saldırılarına maruz kaldığı düşünülürse, Obama'nın bu zaferi hiç hafife alınamayacak.
Seçim kampanyası boyunca, "Bu ülke siyah bir adaya hazır değil" ya da "ABD'nin güneyindeki muhafazakar beyazların bir siyahı başkan seçmesi mümkün değil" yorumlarını dinleyen Obama, bütün bunları kulak arkası ederek, emin adımlarla Beyaz Saray'a yürüdü.
46 yaşındaki Obama'nın gençliği, "değişim" mesajı, interneti kampanyasında aktif bir şekilde kullanması, seçim kampanyaları tarihinde ilk defa SMS mesajıyla başkan yardımcısının kim olacağı gibi duyuruları kaydolan seçmenlere önceden duyurması, bu zaferi getiren etkenlerden bazılarıydı.
Obama, her şeyden önce, sadece ABD'de değil, bütün dünyada "bir umut" olarak algılanıyor. Rakip Cumhuriyetçi Partinin başkan adayı John McCain, bu yüzden seçim kampanyası boyunca, Obama'nın sadece iyi konuşma kabiliyeti olan bir isim olduğunu, ülkeyi yönetmeye yeterli tecrübesi bulunmadığını vurgulayarak bu algılamayı değiştirmeye çalıştı. Ancak başarılı olamadı.
Tecrübesinin sınırlılığına rağmen Obama, Avrupa ve Orta Doğu'yu kapsayan ziyaretiyle devlet adamlığının provasını yaptı ve gittiği ülkelerde "ABD başkanı gibi" ağırlandı. Obama, "Amerika'nın iyi, olumlu olarak bilinen özelliklerine yeniden geri dönüşünü" simgeliyor birçokları için...
Tek taraflı eylemlerden, ABD Başkanı George Bush'un sergilediği "Ya bizimlesiniz ya da düşmandan yana" veya "Bize saldırılmadan biz saldıracağız" yaklaşımlarından uzak, yeni bir Amerika umudunu veriyor Obama. Bu yüzden de Irak savaşı nedeniyle ilişkilerin ciddi biçimde bozulduğu ve ABD'de "French fries" (Fransız usulü patates kızartması) sözünün bile "özgürlük patatesi" olarak adının değiştirildiği bir dönemin arkasından Obama, Fransa'yı ziyaretinde, Fransız halkı tarafından, Almanya'da Alman halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.
ABD'de bu ziyaretlerin, "Obama seçimlere Fransa'da girse kazanırdı" şeklinde alaycı yorumlara yol açmasına karşın Barack Obama, dış politika konusunda tecrübesiz de olsa, bu konunun uzmanlarını bir araya toplayarak fikir alan, hem ABD'nin, hem de başka ülkelerin iyiliği için çalışan bir lider imajını perçinledi.
ABD'de ise Obama, zayıf olanın, daha az kazananın yanında yer alacağını özellikle vurguladı. McCain ile yakından ilişkilendirilen, petrol çevreleri, armatörlerle ilişkileri çerçevesinde bilinen Bush ve ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'den çok daha farklı bir tablo çizdi Obama.
Siyah, beyaz, Müslüman, Hristiyan kültürlerin arasında büyümüş, bütün bu kültürlerin özelliklerini taşıyan Obama, kimileri tarafından yeterince Hristiyan, kimileri tarafından da yeterince siyah bulunmadı. Kansaslı beyaz annesinin büyüttüğü Obama'nın, beyazların dünyasının bir ürünü olarak bazı siyahlar tarafından kabul edilmediği söylentileri bulunuyordu. Ancak Obama, bütün bunları boşa çıkardı ve bütün kültürler ve ırklar arasında birleştirici oldu.
Kendisi de siyah olan ve Cumhuriyetçi Partili olmasına karşılık Obama'yı destekleyen ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın mesajı önemliydi.
Powell, Obama'nın "gizli Müslüman" olduğu iddialarına karşılık, "Müslüman olsa ne olur? Bu ülkede 7 yaşındaki bir Müslüman Amerikalı çocuğun, bir gün bu ülkenin başkanı olma hayali kurmasında yanlış olan nedir" diye sormuştu. Powell'ın, Irak savaşında kendisinin de bir parçası olduğu Bush yönetimini, aldığı tek taraflı kararlar doğrultusunda eleştirmesi, Cumhuriyetçi Partinin, Obama'yı "terörle bağlantılı" olarak sergilemeye çalışması gibi uygulamalarını, partinin yanlış yöne gittiğinin bir göstergesi olarak sergilemesi, Obama'nın halktan aldığı desteği perçinlemesinde önemli rol oynadı.
Bu yılki başkanlık seçimlerinin bir başka özelliği ise, Obama'nın "değişim" mesajının ülkede tutması oldu. Daha önce ABD'de seçmenlerin ancak yüzde 50'sinin sandık başına veya elektronik oy verme makinelerinin başına gittiğinin görülmesine karşılık, bu seçimde müthiş bir seçmen ilgisi görüldü.
Yaklaşık 130 milyon seçmenin sandık başına gittiği söyleniyor. Obama, Washington'da eski politikaların değişeceğini ve uzlaşmacı bir yaklaşım izleyeceğini söylüyor. ABD'nin 44'üncü başkanlığına seçilen Obama, 20 Ocak 2009'da düzenlenecek yemin töreninden sonra, Beyaz Saray'ı ABD Başkanı Bush'tan devralacak. Bu tarihe kadar Bush, başkanlık görevini sürdürecek.
McCain'in kazandığı yerler ve delege sayısı: 156
Utah 5 Kansas 6 Texas 34 Georgia 15 Alabama 9 Arkansas 6 Kentucky 8 Batı Virginia 5 Güney Carolina 8 Oklahoma 7 Tennessee 11 Kuzey Dakota 3 Wyoming 3 Louisiana 9 Mississippi 6 Nebraska 4 Güney Dakota 3 Idaho 4 Arizona 10
Obama'nın kazandığı yerler ve delege sayısı: 278
California Florida 27 Virginia 13 Nevada Colorado 9 Iowa 7 Ohio 20 New York 31 New Mexico 5 Rhode Island 4 Michigan 17 Minnesota 10 Wisconsin 10 Connecticut 7 Delaware 3 District of Columbia 3 Illinois 21 Maine 4 Mmaryland 10 Massachusetts 12 New Hampshire 4 New Jersey 15 Pennsylvania 21 Vermont 3 Hawaii 4 Oregon 7
Bush Obama'yı kutladı
ABD Başkanı George Bush, bugünkü başkanlık seçimlerinden zaferle çıkan Demokratların başkan adayı Barack Obama'yı kutladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Bush'un Obama'yı başkan seçilmesinden dolayı arayarak kutladığı bildirildi.
AB Dönem Başkanı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de ABD'de başkanlık seçimini kazanan Barack Obama'yı kutladı. Sarkozy Obama'ya gönderdiği mektupta, 44. ABD başkanını kendisinin ve Fransa halkının kutladığını belirtti.
Obama'nın üstün başarısının olağanüstü kampanyasını taçlandırdığını belirten Sarkozy mektubunda, "Amerikan halkı sizi seçerek değişimi, açılmayı ve iyimserliği tercih etti" ifadesini kullandı.
Kenya'daki akrabaları sevinçli
Bu arada Barack Obama'nın Kenya'daki ailesi sevinçten havalara uçtu. Demokratik partinin başkan adayı olarak seçimlere katılan Obama'nın merhum babasının dünyaya geldiği Kogelo köyünde "Beyaz Saray'a gidiyoruz" nidaları yükseldi.
Bu arada polis, köyde güvenlik önlemlerini artırdı, ancak köyün yaşlıları ve Obama'nın akrabaları, "toprağın oğlu" olarak görülen Obama'nın zaferini paylaşmak için kendilerini sokaklara attı.
Önemli vaatleri
ABD'nin yeni başkanı olarak seçilen ve halka "değişim" vaat eden Barack Obama'nın, seçim kampanyası sırasında gerek kendi ülkesinde, gerekse uluslararası çapta önemli olan vaatleri, 5 ana başlıkta toplanıyor.
Reuters'ın analizine göre Obama'nın vaatleri ve seçilmesinin olası sonuçları şunlar olabilecek:
1. Obama, Irak'taki askerleri belirli bir düzen içerisinde çekmeyi, bu ülkedeki ABD askerlerini, her ay 1 tugay olmak üzere tamamen çekmeyi ve Afganistan'a daha fazla asker kaydırmayı vaat etmişti. Demokratlara oy veren seçmen, bu vaadini yerine getirmesi için Obama'ya baskı yapabilecek. Ancak Obama, son gelişmeleri, özellikle ABD'nin Irak'taki varlığının son aylarda sağladığı kazanımları dikkate alarak, bu vaadini yerine getirme konusunda yavaş davranabilir.
2. Obama, 20 Ocak 2009'da görevini devralacak. ABD ekonomisinde halkın tüketim harcamalarının arttırılarak ekonomik durgunluğa karşı mücadele edilmesini amaçlayan "ikinci teşvik paketi" bu tarihe kadar Başkan George Bush yönetimi ve Kongre tarafından yasalaştırılmazsa, Obama ve Kongre'deki demokratlar paketi geçirebilir.
3. Obama, kredi krizi içerisinde bulunan ve bu yüzden Wall Street'te hisse senetlerinin zayıflamasına, halkın emeklilik fonlarının değer kaybetmesine yol açan finans sektöründe yeni düzenlemeler için muhtemelen bir dizi adım atacak.
4. Obama, yıllık geliri 200 bin doların altında olan Amerikan vatandaşlarına vergi indirimi vaat etmişti. Bu kesim, toplam vergi mükelleflerinin yüzde 95'ini oluşturuyor. Obama, yıllık geliri 250 bin doların üzerinde olanların vergilerini ise arttıracağını söylüyordu. Ancak Obama ve Kongre'deki Demokratlar bu vaatlerinden kısmen geri adım atabilir. Vaatlerde belirtilenden daha küçükbir kesimin vergilerinde indirim, vaatlerde belirtilenin daha fazla bir kesimin vergilerinde ise arttırıma gidebilir.
5. Obama başkan seçilirse, ABD karşıtlığı ile tanınan devletlerin liderleriyle önkoşulsuz olarak görüşmeyi arzuladığını belirtmişti. Bu ülkelere örnek olarak İran, Küba ve Venezuela sayılabilir. Ancak Obama'nın bu ülke liderleriyle görüşmesi, ABD'nin bu ülkelerle diplomatik trafiği yoğunlaştırdığı oranda anlamlı olabilecek.
Bush'tan devralacak
Dört yılda bir yapılan ABD başkanlık seçimiyle, ülkenin 44'üncü başkanı belirlendi. Seçilen Obama, 20 Ocak 2009'da düzenlenecek yemin töreniyle görevi ABD Başkanı George Bush'tan devralacak.
Bugünkü başkanlık seçimiyle Amerikan tarihinde ilk defa iki senatör birbirine karşı yarıştı. McCain Arizona, Obama da Illinois senatörü olarak ABD kongresinde görev yapıyor.
Seçimden yemine önemli aşamalar
Seçimde belirlenecek başkan ve yardımcısının, göreve başlaması için geçilmesi gereken önemli aşamalar var. Bu aşamalar ve tarihleri şöyle:
4 Kasım - Seçmenler genel seçimlerde her eyaletin 2. seçmenlerini seçti. Seçmenler teknik olarak başkan ve başkan yardımcısı adayları için değil, kendi eyaletlerinin, tercih ettikleri başkan adayına oy verecek 2. seçmenlerine, yani seçiciler kuruluna gidecek delegelere oy verdi.
9 Aralık - Eyaletlerin oyların yeniden sayımı, tartışmalar ve anlaşmazlıklarla ilgili sorunları çözmesi için son gün.
15 Aralık - İkinci seçmenler başkan ve yardımcısını seçmek için kendi eyaletlerinde toplanır. Federal yasalara göre, ikinci seçmenler eyaletlerindeki seçimlerde ortaya çıkan halkın tercihine uymak zorunda değiller.
24 Aralık - 2. seçmenlerin oy sonuçlarının yasalarca belirlenen, Senato başkanı ve başka yetkililere teslim edilmesi için son gün. Ancak bu tarihe uymayan eyaletlere karşı herhangi bir yasal yaptırım yok.
6 Aralık - Kongre ikinci seçmenlerin oylarını saymak için toplanır. Başkan ve Başkan yardımcısı adaylarının seçimi kazanmak için oyların çoğunu, yani 270 oy almaları gerekir. Hiç bir aday bu çoğunluğu sağlayamazsa, Temsilciler Meclisi Başkan'ı, Senato ise Başkan Yardımcısı'nı seçer.
20 Ocak - Seçilen Başkan yemin ederek göreve başlar.
Demokratlar süper çoğunluğa ulaşamayabilir
ABD'deki seçimde Demokrat Parti, Kongrenin üst kanadı Senatoda 51 üyeye ulaşarak çoğunluğu ele geçirmesine karşın, Senatonun, "süper çoğunluk" adı verilen ezici çoğunluğunun altında kalabilir.
100 üyeli Senatoda 60 sandalye hedefine varmak isteyen Demokrat Parti, bazı önemli pozisyonlarda Cumhuriyetçi Partili adayların kazanacağı tahmin edildiği için, bu hedeflerine ulaşamayabilir.
Son olarak North Carolina'da Cumhuriyetçi Partili Elizabeth Dole, Demokrat Partili Kay Hagen'a karşı yenildi. Dole, kampanyası boyunca, Senatoya yeni girmeye çalışan Hagen'ı "Tanrısız" olmakla suçlamıştı. Demokrat Parti adına bu önemli bir zafer.
Resmi olmayan ilk sonuçlara göre, New Mexico'da Demokrat Partili Tom Udall ve New Hampshire'da Jeanne Shaheen, Cumhuriyetçi Partili rakiplerine karşı kazandı.
Demokrat Parti, Senatoda istediği 60 sandalyeli "süper çoğunluğu" sağlayabilirse, Cumhuriyetçi Partinin, "filibuster" denilen ve saatlerce konuşarak bir tasarıyı gündemden düşürme politikası olarak adlandırılan yöntemi kullanma şansı kalmayacak. Böylece Cumhuriyetçi Partinin, hiç bir tasarıyı engelleme imkanı olmayacak.
Bu seçimde, Senatonun 35 sandalyesi yenileniyor. Yenilenen bu sandalyelerin 23'ü Cumhuriyetçi Parti, 12'si Demokrat Partinin elinde bulunuyor.
Cumhuriyetçi Partili John Warner'ın elinde bulunan Virginia senatörlüğünü de, bu seçimde beklendiği gibi Demokrat Partili Mark Warner kazandı. John Warner, bu yıl emekli olduğu için koltuğu boşalıyor. Mark Warner'ın bu pozisyonu kazanması, çok önemli bir gelişme olarak görülüyor. Çünkü Virginia, geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti eğilimli bir eyalet.
Demokrat Partinin planını bozacak gibi görünen pozisyonlardan biri, Kentucky'nin Cumhuriyetçi Partili senatörü Mitch McConnell, beşinci kez koltuğunu kazanacak gibi görünüyor. Ilımlı Cumhuriyetçi Partili Susan Collins de, Maine'de seçimi kazanmaya yakın olarak görülüyor. Eğer bu olursa, Demokrat Partinin 60 sandalyeli ele geçirme planı gerçekleşmeyecek. Yine de her durumda Demokrat Partinin birçok sandalyeyi kazanması büyük bir avantaj olarak görülüyor.
Temsilciler Meclisi kısmına bakılırsa, şu anda Demokrat Partililer 199'a karşı 235'lik çoğunluğu elinde bulunduruyor. Bu seçimde, Temsilciler Meclisi'nin bütün sandalyeleri değişiyor.
Obama'nın yardımcı adayı Biden kazandı
Obama'nın başkan yardımcısı adayı, Delaware senatörü Joe Biden, yedinci dönem Delaware senatörlüğünü yeniden kazandı. Delaware eyaleti kanunları, bir senatörün, hem ABD başkan yardımcılığı için, hem de senatörlük için yarışmasına izin veriyor.
Biden, ABD başkanlık yarışında Demokrat Parti kaybederse, Delaware senatörü olarak görevine devam edecek. Obama-Biden ikilisi, ABD başkanlık seçimini kazandığı takdirde, Biden'ın yerine eyaletin görevinden ayrılmak üzere olan valisi Ruth Ann Minner tarafından başka bir isim senatör olarak atanacak.
CNN-NTV-BBC-AA
Yayın Tarihi : 05 Kasım 2008 06:08
Güncelleme :5 Kasım 2008 Çarşamba 7:54
Barack Obama'nın Babasının Köyünde Sevinç Kutlamaları
05.11.2008
ABD başkanlık seçimlerini Barack Obama'nın kazanmasının ardından, Kenya'da Obama'nın babasının köyü olan Kogelo'da sevinç kutlamaları yapıldı.
ABD başkanlık seçimlerini Barack Obama'nın kazanmasının ardından, Kenya'da Obama'nın babasının köyü olan Kogelo'da sevinç kutlamaları yapıldı. Seçim sonuçlarını öğrenen Kenyalılar büyük bir coşkuyla Obama'nın zaferini kutladı. Bu arada, Kenya hükümeti yarını ulusal gün ilan etti. Obama'nın seçimi kazanması için dün dua eden rahipler, bugün de teşekkür ayini yaptı. İHA'ya konuşan Bakano Yokali çok mutlu olduğunu, seçimleri Obama kazandığı için hislerini anlatmakta zorlandığını söyledi. Kenya halkı diğer şehirlerde de Obama'nın zaferini kutlamaya devam ediyor.
Sizlere şok şok Komik, güleceğiniz bi 'BUSH' Fıkrası :-)
Fıkra Adı..:Bush'un Cezası
Bush ölmüş, cehenneme gitmiş. Zebanibaşı 'Tamam' demiş, 'Amerikadan gelenler için özel bölmemiz var. Ama üç kişilik. Hepsi de dolu. Senin günahın hepsinden fazla olduğu için seçme şansı senin olacak. Birini affet, yerine sen geç.
'Bush ilk hücreye girmiş, bakmış Nixon elinde balyozla taş kırıyor. Başında da bir Vietnamlı onu kamçılıyor. 'Yok' demiş, 'Benim zaten biraz omuzum ağrıyor, taş kıramam'.
İkinci hücrede, Babası Bush'u bulmuş. Irak savaşı ardından petrole bulanmış Körfez suyundan bir havuza dalıyor, tam çıkınca bir daha dalmak zorunda kalıyor. 'Aman' demiş Bush,gözü korkmuş, 'Benim yüzmeyle aram öteden beri iyi değildir.
'Üçüncü hücrede Clinton varmış. Sırtüstü bir yatağa İsa vaziyetinde bağlanmış, çıplak, Monica'da yatakta ve Clintona'a en iyi bildiği işi yapıyor. Bush'un ağzı kulaklarına varmış, 'Tamam' demiş, 'Bu cezayı kabul ediyorum, bu harika !'.
Zebanibaşı bir tuhaf bakmış, 'Emin misin?' diye sormuş. 'Eminim' demiş Bush. 'Sen bilirsin' diye kafasını sallamış Zebani, sonra hücrenin kapısını açıp bağırmış:'Tamam Monica, serbestsin!' :-)))
Öğretmen ögrencilere sirasiyla babalarinin ne is yaptigini sormuş. Avukat, doktor, hakim, memur derken sıra sessiz ve sıkılgan bir çocuk olan küçük David'e gelmiş.Öğretmen ona da babasının ne iş yaptığını sormuş.David anlatmaya başlamış: - Babam bir gay barda striptizci olarak çalışıyor.Herkesin önünde çırılçıplak soyunuyor.Eğer çok iyi bahşiş veren birileri olursa onlarla birlikte geceleri evlerine gidiyor.Öğretmenin rengi atmış. Diğer çocuklara oyalanmaları için bir görev verip David'i bir kenara çekmiş:- David, baban gerçekten bu işi mi yapıyor? - Hayır öğretmenim, babam aslında Bush için çalışıyor ama bütün sınıfın önünde söylemeye utandım…
George Bush bir ilkokulu ziyaret eder. Çocuklara:
- Sorusu olan var mı? der. Ve kücük Bob sözü alir.
- Benim üç sorum olacak:
1- Seçimlerde daha az oy almanıza ragmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroshima'ya atılan atom bombasi sizce dünyanin en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiçbir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz? Aniden zil çalar ve çocuklar tenefüsse çıkarlar. Çocuklar geri döndügünde bu sefer sözü küçük
Tom alır. Benim beş sorum olacak:
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroshima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiçbir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
4- Bugün neden zil 30 dakika erken çaldı?
5- Bob nerede?
PARAŞÜT Beş yolcusuyla seyahat eden uçak düşmek üzere, ancak 4 paraşüt var. Birinci yolcu;. -`Ben Shaquille O'Neill, NBA'in en kıymetli oyuncusuyum. Bana bir şey olursa LA Lakers zor duruma düşer, benim yaşamam lazım' diyor ve alıp birinci paraşütü atlıyor. İkinci yolcu: -`Ben Hillary Clinton, NY senatörü ve belki de geleceğin Amerika ilk kadın Başkan adayıyım, benim de yaşamam lazım' diyor ve ikinci paraşütü alıp atlıyor. 3'üncü yolcu: -`Ben George W. Bush. Amerika Başkanıyım. Dünya üzerinde politik sorumluluklarım, bombalayacağım yerler var daha. Amerika tarihinin gelmiş geçmiş en zeki başkanının ölmesine izin vermezsiniz' diyor ve alıp atlıyor. Dördüncü yolcu Papa, son yolcu olan 10 yaşındaki çocuğun gözlerinin içine bakıp: -`Evlat ben yaşlı bir adamım, yaşayacağımı yaşadım, bu son paraşütü alıp atlamak senin hakkındır" deyince, çocuk şöyle der: -`Gerek yok amca geriye 2 paraşüt kaldı, şu Amerika'nın en zeki başkanı benim okul çantamı alıp atladı'
Bir İngiliz doktor diyor ki : -"Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz." Alman doktor diyor ki : -"Bu hiç birşey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada şavaşa hazır hale getiririz." Amerikalı doktor da diyor ki ;
-"Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksastan bir beyinsizi aldık ve beyazsaraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor."
ilkokulun birini ziyaret eden baskan bush, dorduncu siniflardan birine girer. sinif, kelimeler ve anlamlari uzerine bir tartismanin tam ortasindadir. ogretmen, baskan'dan trajedi kelimesi icin sinifi yonetmesini rica eder.
kucuk bir erkek cocugu ayaga kalkarak "eger yan tarafta oturan en iyi arkadasim sokakta oynarken bir araba onu cigner gecerse bu bir trajedi olurdu" der. "hayir" der bush, "bu bir kaza olurdu".
kucuk bir kiz elini kaldirir: "eger 50 cocugu tasiyan bir okul otobusu ucuruma yuvarlanip herkes olurse bu bir trajedi olurdu." "uzgunum" diye aciklar baskan, "biz buna buyuk bir kayip derdik."
sinifi bir sessizlik kaplar. baska gonullu cocuk kalmamistir. baskan bush sinifa bakar " bana trajedi icin ornek verecek baskasi yok mu acaba ?"
en sonunda sinifin arkalarinda oturan kucuk bir erkek cocugu elini kaldirir. yavasca "bay ve bayan bush'u tasiyan amerikan havayollarina ait bir ucak, usame bin ladin gibi bir terorist tarafindan fuze ile ucurularak tuz buz edilirse bu bir trajedi olurdu" der.
"harika" der bush "dogru.peki bunun neden bir trajedi olacagini bana aciklayabilir misin?"
"cunku" der cocuk "bu bir kaza olmazdi ve kesinlikle buyuk bir kayip da olmazdi".
Bush`un Pulu Başkan Bush'un yeni talimatı: - Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak. Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor. Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş; - Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi? - Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş; - Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..." --------
amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır. bir süre sonra yan cama birisinin tıkladığını görür ve camı açar. - ne var acaba? - teröristler bush'u yakaladılar eğer 10 milyon dolar verilmezse, üstüne benzin döküp yakacaklarmış. - haa şimdi anladım bu trafiği - ya işte onun için, herkesten biraz yardım alıyoruz - insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak? - valla yaklaşık olarak 5'er litre. -
Bush ve Şoförü George W. Bush şoförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der:
"Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri döner. Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der.
Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der.
Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir.
Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim: Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü!
pakistan'ın baskanı muserref ve bush basın acıklaması yaparlar. 3. dünya savaşını başlatmayı planladıklarını söylerler. gazeteciler sorar "gerçekten mi ne yapmayı düşünüyorsunuz". bush açıklar biz 1 milyar hindistanlıyı ve bir de bisiklet tamircisini öldürücez. 50 gazetecide birden sorar "bisiklet tamircisi mi neden??" museref bush'a doğru döner ve "bak gördün mü sana söylemiştim kimse 1 milyar hindistanlı için endişe etmedi".
donald ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş .. aziz pederin karşısında cennetin kapısında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş, ve sormuş : - bu saatler ne böyle? aziz peder cevap vermiş : - bunlar yalan saatleri. dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır.. her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder.. ramsfeld : - oo, peki bu kimin saati? - bu azize teresa'nın saati.. ibre hiçbir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş.. - inanılmaz, demiş ramsfeld. peki bu kimin saati? aziz peder cevap vermiş : - bu abraham lincoln'ün saati. ibre iki kez hareket etti, yani abe tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi.. en sonunda ramsfeld dayanamamış ve sormuş : - peki bush'un saati nerede? - bush'un saati isa'nın ofisinde, isa onu vantilator olarak kullaniyor...