KİŞİSEL SİTEM - "Birbirimize Hayat Yolculuğunda Yardım Etmek İçin Buradayız" ....
Tanım
Sizlerle ÖZGÜRCE bilgilerimi, duygularımı, düşüncelerimi, bazen iç dünyamı, her konuda herşeyi paylaşmak istedim.... Sizlerle gülmek de :) Dilerim Profesyonel ortamlarda yazılarımı yazdığım günler geldiğinde, bu yeni ortamlarda yine karşılaşırız ve sizlerde tekrar olumlu etkiler yaratabilirim...
NEŞELİ günler...
Sevgimle...
AH ŞU BAYANLAR !.... KADIN ELEMENTİNİN ÖZELLİKLERİ :-))
KADIN ELEMENTİNİN ÖZELLİKLERİ
BİLİMSEL İNCELEME:
Element : Kadın Sembolü : Ka İdeal Atom ağırlığı : 51,6 kg olarak kabul edilmiştir. Alternatif ağırlıkları (izotopları) : 35 - 130kg Bulunduğu yerler : Gezegendeki tüm kırsal ve kentsel alanlar
FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ:
1- Yüzeyi renkli film tabakasıyla kaplıdır. 2- Değişik sıcaklıklarda kaynar. 3- Bilinen bir sebep olmaksızın donar. 4- Özel ilgi gördüğünde erir. 5- Yanlış kullanımlarda ısırır. 6- İşlenmemişinden sıradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur. 7- Doğru noktalara basınç uygulandığında ürün verir. 8- Standart ölçüleri varsa da kolay bulunmaz. 9- Çekici özelliğine aldanılıp fazla yaklaşılmaması önerilir. 10- Her zaman bir uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
KİMYASAL ÖZELLİKLERİ:
1- Altın,gümüş, platin ve diğer kıymetli madenlerle yakın akrabalığı vardır. 2- Büyük miktarlardaki pahalı maddeleri ve değerli tasları absorblayabilir. 3- Belli bir sebebe bağlı olmaksızın patlayabilir. 4- Sebepsiz yere çıkıp gidebilir, çıkıp gelebilir. 5- Sıvılarda çözünürlüğü yoktur. 6- Alkolle doyurulduğunda aktivitesi büyük oranda artar. 7- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir. 8- Kapalı alanlarda bir arada tutulmaları tehlikelidir. 9- Çok sayıda bir arada olmaları merkezi sinir sistemini etkiler. 10- Belli bir sistemi çökertmek için kullanılabilir. 11- Hiç işlenmeden son derece etkin maddeye sahip olabilir. 12- Bir tanesi bile nefes kesilmesi hafıza kaybı yaratabilir.
GENEL KULLANIM ALANLARI:
1- Genelde süs olarak. 2- Üretimde 3- Belli dozda kullanılması halinde rahatlamada büyük yardımcı özelliği vardır. 4- Çok etkili temizleyici özelliği vardır.
TESTLER:
1- Saf numunesi doğal halde bulunabilirse rengi parlak pembeye döner. 2- Daha iyi bir numunesiyle kıyaslandığında rengi yeşile döner. 3- Kulağa zarar verdiği tespit edilmiştir.
POTANSİYEL TEHLİKELERİ:
1- Tecrübesiz ellerde çok tehlikelidir.
2- Birden fazlasıyla ilgilenmek yasal olarak engellenmiştir.
3- Ancak değişik mekanlarda ve birbirleriyle direkt temas etmelerini engellemek koşuluyla bunu yapanlar bulunmaktadır.
4- Aynı mekanda, uzun süre bir arada olmak, çeşitli sakıncalar oluşturmaktadır.
5- Bağımlılık yapabilir ve tedavisi yoktur.
6- Bir çok efsanede ve gerçek hikayede tehlikeleri anlatılmıştır
PAZAR NEŞESİ :-)) Aşağıdakilerin hepsi gerçek ! Değerli Okuyucu
ERKEKLERİN BAYANLARDAN RİCALARI:
*8 hafta süren bas ağrıları baş ağrısı olamaz,bir doktora gidin.
*Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacaktır.
*"Beni seviyor musun?" diye sormayın. Emin olun ki sevmesek yanınızda bir saniye bile durmayız…
*Bizden sizinle aynı üzüntüyü çekmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın işidir.
*Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.
*Biz erkekler basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak,aslında ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan "ekmek Masada değil" diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın…
*Eğer 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz birşey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle öbür anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın…
*Eğer birşey istiyorsanız sormanız yeterli. Birşeyi açıklığa kavuşturalım. Biz erkekler öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin…
*Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır zaten. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.
*En karmaşıik durumda bile bizim için temel kural şudur: "En kolayını seç". Bizden komplike şeyler beklemeyin.
*Erkekler en fazla 16 renk görürler. Mesela, şampanya bir renk değil, bir içkidir.
*Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır.
*Biz basitizdir. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını sormayın, bilmiyoruzdur. Sormayınız.
*Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır… Bizi anlamaya çalışın lütfen, fazla abartmayın ama…
*Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin.Temiz bir evden önce güzel en azından bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır…
*Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar… Bir erkeğe temiz evden önce temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik bir temizlikçi tarafindan da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile yapılmaz…yapılmamalı da.
*Size "neyiniz var" diye sorduğumuzda, "hiç bir şeyim yok" derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin…
* *Yeteri kadar ayakkabınız ve elbiseniz varken bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.
*Bunu tanıdığınız tüm kadınlara yollayın; bir kere de olsa erkekleri anlasınlar. Mümkün olduğu kadar çok erkeğe de yollayın ki, onlar da yalnız olmadıklarını bilsinler….
ÇOCUKLAR VE TANRI:
Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan çocuklar, büyüklerin değil kendi kafalarının, çocuk dünyalarının tanımladığı, büyük bir güven duyup, büyük bir umutla bağlandıkları "çocukların tanrısı"na bir dolu mektup yazmışlar.
Eric Marshall ve Stuart Hample adlarında iki yazar da bu mektuplar arasında uzun bir çalışma yapıp bazılarını kitaplaştırmışlar. Çoğu inanılmaz saflık ve ciddiyet içinde. Ama yine de ister istemez gülümsetiyor insanı. (Lütfen bunları sadece küçük çocukların yazdığını unutmayın, kesinlikle dini herhangi bir yön aramaya çalışmayın.)
- Sevgili tanrı, geçen hafta Newyork'a gittiğimizde Sen Patrick Kilisesini gördüm. Bayağı güzel bir evde oturuyorsun (Frank).
- Sevgili tanrı. Eğer ben tanrı olsaydım, bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma (Michelle).
- Canım tanrı. Kucaklaşmayı sen mi buldun? Çok güzel bir şey (Brenda).
- Sevgili tanrım niçin hiç TV'ye çıkmıyorsun? (Kim).
- Sevgili tanrı öğretmen günlerin önce kısaldığını, sonra uzadığını söyledi. Artık bir karar vermelisin (Mindy).
- Sevgili tanrı. Eğer öldükten sonra yaşayacaksak, niye öldürüyorsun?
- Sevgili tanrı sen zengin misin, yoksa sadece ünlü mü? (Steven).
- Sevgili tanrı bu soğuklar ne işe yarar? (Rodaw).
- Sevgili tanrı yeni öyküler yazamaz mısın? Yazdıklarının hepsini okuyup, bitirdik ve yeniden başa döndük (Terry).
- Sevgili tanrı yağmur yağdığında ne kadar süreceğini nereden biliyorsun? Kitabını okudum ve beğendim. O kadar fikirler nereden aklına geldi? (John).
- Doktor olmak istiyorum. Ama o aklına gelen nedenden değil (Fred).
- Niçin daha sonra yeni hayvanlar bulup göndermedin? Hâlâ eskileri ortada dönüp dolaşıyorlar (Johny).
- Şu her gün ezip durduğum karıncaların umarım sence bir önemi yoktur (Alis).
- Gönderdiğin bebeği geri almazsan, odamı temizlemem (Joy).
- Kiliseye sözüm yok, ama kuşkusuz daha iyi müzikler yazabilirsin. Umarım yazdıklarıma kırılmazsın (Dostun Barry).
- Eğer hiç kimse bilmeyecekse, iyi olmanın ne yararı var? (Mark).
- Sevgili tanrı hıncımı aldım, teşekkürler (Raymond).
- Ne olur beni kuş yap. Söz veririm senden uzun süre bişi istemiycem (Lee).
- Bi kere kar yağdırdın okul kapandı. Bi daha yapsana (Guy)
TÜRK'LERDEN GUINESSLİK ÖLÜMLER:
1.Balkona 50 kişinin çıkması sonucu meydana gelen toplu ölüm.(dudullu'da bir köyde nişan töreninde)
2.TEM'de seyreden araçtaki 5 kişinin radyoda oynak şarkı çalınca aracı sağa çekerek otoyolda göbek atmaya başlaması ve 3'ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü.(adapazarı -hendek)
3.Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısındaki taşı çıkarmak için ayağını silkeleyen kişiyi elektrik çarptığını sanan bir başkasının akımdan kurtarmak amacıyla kafasına kürekle vurup öldürmesi.(rize- tunca köyü)
4.Midesine sinek kaçan bir kişinin sineği öldürmek için odaya sıkar gibi ağzına sheltox isimli ilacı sıkması ve sinekten beter ölümü.(istanbul- sultanbeyli)
5.mühendisin kontrol için geminin buhar kazanına girdiği sırada bundan habersiz bir gemi personelinin kapağı kapatması ve geminin sefere çıkmasıyla mühendisin ölümü.(kocaeli)
6.aynı işyerinde biri gündüz biri gece vardiyasında çalışan baba-oğulun motorsikletle eve giderken sert bir virajda karşılaşıp birbirlerine selam vermek isterken çarpışarak ölmeleri.(konya)
7.Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü(tem otoyolu-gebze)
8.Karabük demir-çelik fabrikasında 600 tonluk pres makinasının arasından emekleyerek geçen işçinin 2450 santigratlık fırından sigarasını yakmaya çalışırken can vermesi.(karabü k)
9.Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetlik oluşu.(erzurum)
10.Bir vatandaşın yatağındaki tahtakurusunu öldürmek için yaptığı ilaçlamadan sonra uykuya dakınca tahatakuruları yla birlikte zehirlenmesi. (bodrum-yalı kavak)
11.Bir lunaparkta kafadar iki gecebekçisinin uçan sandalyeyi çalıştırıp binmeleri ve durduracak kimse olmayınca inemeyip sabaha kadar kusarak hayatlarını kaybetmeleri. (göztepe-İstanbul)
12.Arkadaşları yla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi.(Istanbul- esenler)
Hadi Gülelim.... GERÇEK YAŞANMIŞ OLAYLAR :) FIKRA GİBİ OLAYLAR
MAHKEME DİYALOGLARI:
SORU: Saldırganı tarif eder misiniz? CEVAP: Orta boyluydu, sakalı vardı. SORU: Kadın mıydı, erkek miydi?
SORU: İlk evliliğiniz nasıl sona erdi? CEVAP: Ölümle. SORU: Ölen kimdi?
SORU: Vücudu incelediğiniz zamanı hatırlıyor musunuz? CEVAP: Otopsi 18.30 da başladı. SORU: Adam ölüydü değil mi? CEVAP: Yok, oturmuş, neden üzerinde otopsi yaptığımı merak ediyordu
SORU: Hastalığınız hafızanızı etkiliyor mu? CEVAP: Evet SORU: Peki ne şekilde etkiliyor? CEVAP: Olayları unutuyorum. SORU: Bize unuttuğunuz bir şeyi örnek olarak verebilir misiniz?
PİLOT:
Uçak dunyanin en kalabalik hava meydanlarindan biri olan Londra Heathrow'a yaklasirken hoparlorlerden pilotun sesi duyuldu.
-"Sayin yolcular, biraz sonra londra' ya inmis olacagiz. londra'da hava hafif yagmurlu ve sicaklik ........."
Tam o sirada pilottan :
-"Aman Tanrim !!!......."
diye korkunc bir feryat duyuldu ve yolculara bir asırmış gibi gelen uc bes saniye boyunca hicbir ses cikmadi. biraz sonra pilot tekrar konusmaya basladi.
-"Sayin yolcular demin sizleri cok korkuttugum icin ozur dilemek istiyorum. Ama hostes yanlislikla ustume koca bir fincan sicak kahve doktu. Canim cok yandi. Hele pantolonum onunun bir gorseniz..."
DOĞULU MANTIĞI
Batılı bir araştırmacı doğuda, bir sınır kasabasında yöreyi inceliyor. Kaldığı binanın önünden her akşam dört kadınla birlikte birgeçen bir adam dikkatini çekiyor. Kendisi önde, dört kadın arkada...
Bir süre sonra bakmış, adam arkada, kadınlar önde gidiyor. Hep böyle geçmeye başlamışlar. Bir gün karşı karşıya geldiklerinde adam tebrik etmiş:
-Eee, sizde de gelişme var. Artık kadınları önden yürütmeye başlamışsınız.
Adam bıyık altından gülerek değişikliğin sebebini açıklamış:
- Terör örgütü tarafından bizim yola mayın döşendi de...
GERÇEKTEN YAŞANMIŞ: "LAFI OTURTANLAR" :) Hani bazen bizi sarsan
LAFI OTURTANLAR
1. Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir: - "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım." Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: - "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim."
2. Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin: - "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş.
3. Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: - "Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill, hemen cevap göndermiş: - "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."
4. Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi: - "İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum" diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş: - "Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum."
5. Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: - "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: - "Ben çekilirim."
6. Meşhur bir filozofa: - "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş.
7. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri: - "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?" Galile: - "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?"
8. Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif' i küçük düşürmek ister: - "Affedersiniz, siz veteriner misiniz?" Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış: - "Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"
9. Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona: - "Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş. Vezir: - "Evet hünkarım, bilirim" dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış: - "İyi, ben de bilirim."
10. Bir filozofa sormuşlar: - "Şansa inanır mısınız?" Filozof: - "Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle açıklayabilirdim."
Olay bir üniversitede profesör ve bir öğrenci arasında geçer. Öğrenci yemekhanede boş yer bulamadığı için profesörün yanına oturur.
Profesör bu durumu kabullenemez ve çocuğa; - öküzlerle kuşlar bir arada oturamaz, der.
öğrenci hiç bozuntuya vermeden; -o zaman ben uçayım, diye kalkar.
Profesör durumu içine sindiremeyince öğrencinin sınavından kalması için elinden geleni yapar. Fakat öğrenci soruları eksiksiz cevaplandırır.
Bunu üzerine profesör; - sana bir soru sorucam, der. - yolda karşına iki kese çıktı birinde akıl diğerinde para var. hangisini alırdın? der. öğrenci; - parayı alırdım. deyince profesör; -ben aklı alırdım, der . öğrenci karşılık verir; - dogaldır insan neye ihtiyacı olursa onu alır.
Çıldırmak üzere olan profesör öğrencinin sınav kağıdına büyük harflerle "ÖKÜZ" yazar. öğrenciye verir.
Odadan çıkan öğrenci bir kaç dakka sonra gelip seslenir;
- Hocam imzanızı atmışsınız ama notum nerede, der!!!
AKSİ KADIN
Adam karısıyla arabada giderken polis sirenini duymuş, hemen saga çekmiş ve polis gelmiş: 'buyrun memur bey?'
'beyefendi direksiyon başındayken cep telefonuyla konuşuyordunuz' 'yok efendim sadece bip yaptı, ben de sarji mi bitiyor diye baktım' karısı lafa atlamış: 'aaa yapma hayatım.. yarım saattir ortagınla iş görüşmesi yapıyordun telefonda' Adam karısına tip tip bakarken polis yine sormuş: 'beyefendi emniyet kemerinizi neden takmıyorsunuz? ??' 'memur bey takmıştım ama sizin geldiginizi görünce durduktan sonra çözdüm' Karısı yine atlamış: 'aman şekerim sen de o kemeri hayatında bir kere taktın mı acaba....' Adam kadına bi tane patlatmamak için kendini zor tutarken;polis bu sefer de arabayı incelemeye başlamış vee... -'beyefendi bakar mısınız sag sinyaliniz de kırık' 'aaaa.. kırık mı?? sabah yola çıkarken kontrol ettim kırık diildi...yolda oldu galiba, hiç de farketmedik' karısı çenesini tutamamis yine: 'amma da attın kocacıım, sana 3 haftadır söylüyorum artık şu kırık sinyalin icabına baktır diye.....' Adam en sonunda dayanamamış bagırmış: 'bana bak sen susucak mısın çakıcam şimdi suratının ortasına!!'
PAZAR NEŞESİ: Cem Yılmaz'dan 'BAYANLAR TUVALETİ' Esp
Tuvalet Fıkrası
Otobüsle giderken, Bolu Dağı 'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu, korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı... Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi. Adam şaşkın "merhaba" diye cevap verdi. Ses devam etti: --- nasılsın? İlk defa basına böyle bir şey başına geliyordu... yine şaşkın şaşkın yanıtladı: --- sağol iyiyim. sen nasılsın? ses sordu: --- ne yapıyorsun? Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Başka bir şey anlatmak istedi ve "ben" dedi: ---İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun? Yandaki adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi. --- Hayatım, telefonu kapatıyorum. Yandaki tuvalette bir geri zekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım.
__________________
Oğlum Hasta
Kadının biri rahatsızlığı bulunan oğlunu doktor Temel'e götürmüş : - Doktor bey oğlum rahatsız. - Nesi vardur ? - Bacakları çarpık, kolları tutmuyor, gözleri iyi görmez ve de pek iyi işitmez. Temel bunun üzerine kadına döner : - Lütfen soyinun , sonra da uzanun der. Kadın şaşkın bir vaziyette, - Doktor bey hasta olan ben değilim, oğlum hasta. - Ula anladum da uşağu tüzeltmek, yenisini yapmaktan taha zor.
KAZA
Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: "Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der. Müthiş heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklısın" diye cevap verir şaşkınlıkla. Kadın:"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız" der ve şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin?" Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"
KÖTÜ HABER
İstanbul'da universitede okuyan genç kız Ankara'daki babasına telefon etmiş: -"Baba, meraba. Ben Lale...." -"Ooooo. Güzel kızım benim. N'abersin bakalım?..." -"Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim yok valla..." -"Hayırdır? Bi sorun mu var?... Kiz ağlamaya başlar; babası ise üzüntü ve merakla : -"N'ooldu kızım? Anlatsana..." -"Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş..." -"Ne evi ? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin de boşanıyorsun?..." -"Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı ya. Ben onunla evlendim." -"Iyi halt ettin. Neyse, artık yapacak bir şey yok. Versin mahkemeye, hemen boşanın..." -"Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çıplak fotograflarımı Internetten herkese yollayacakmış...." -"Puuh. Rezil... Çıplak fotograf çektirdin, öyle mi?" -"Ama babacığım. O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir şey yapacağını." -"Peki. Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı...öğleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotografları..." -"Sağol baba. Eeee. Şey...Bir de kurtaj icin 2 milyara ihtiyacım var..." Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşur: -"Kurtaj mı ? Bir de hamile mi kaldın o çocuktan sen?..." -"Aslında ondan değil... Zenci bir çocuk vardı...Zaten o yüzden ayrılıyoruz ya...." Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu duşer, artık inleyerek konuşmaktadır: -" Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahım. Nedir bu başımıza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını..." -"İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben geçen yıl okuldan atıldım çünkü..." Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu sekilde konusmasını sürdürebilir: -"Okuldan mı atıldın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmıycam sana. İlk isteyenle de evlendiricem...." -"O iş zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacağımı zannetmiyorum ben..." -"Allahım, çıldıracağım... Bir de cinsel hastalıklar haaa.....Kesin o zencidendir..." -"Çok pis arkadasları vardı. Bilmem artik hangisinden kapmışımdır..." Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir; ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır. -"Hemen bu aksam dayını yolluyorum oraya. Seni alıp gelecek.." -" Mahmutpasa Karakolu'ndayım... Gelirken kefalet icin de biraz para getirsin yanında..." -"Karakol mu?...Bir de karakola mı düştün layyynnn? Ne yaptın?...." -"Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy'de kokorecci dükkanına girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım..." Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime; adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya başlar: -"Babacığım. Sakın üzülme. Bütün bunlar bir şakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım..." Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır: -"Canın sağolsun be güzelim, boşveeerrr. Okul da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canın sağolsun senin !!....